<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GüL Resmi &#187; Organik Tarım</title>
	<atom:link href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gulresmi.info</link>
	<description>Hareketli gül resimleri  tarımsal bilgiler ve şifalı bitkilerin yer aldığı muhteşem site</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Dec 2011 08:16:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Organik Tarım Videosu</title>
		<link>http://www.gulresmi.info/organik-tarim-videosu/</link>
		<comments>http://www.gulresmi.info/organik-tarim-videosu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:59:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videos]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarım Videosu]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarımvideosu]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tarım videoları]]></category>
		<category><![CDATA[tarımcılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulresmi.info/?p=1841</guid>
		<description><![CDATA[Organik Tarım Videosunu sitemizden online olarak izleyebiirsiniz buyrun www.gulresmi.info]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gulresmi.info/wp-content/uploads/2010/03/organik-tarim.jpg"></a><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="290" height="250" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="menu" value="false" /><param name="quality" value="high" /><param name="src" value="http://www.zaplat.com/s/MTE5Mzcy" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="290" height="250" src="http://www.zaplat.com/s/MTE5Mzcy" quality="high" menu="false"></embed></object></p>

	Etiketler: <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/" title="Organik Tarım" rel="tag">Organik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim-videosu/" title="Organik Tarım Videosu" rel="tag">Organik Tarım Videosu</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarimcilik/" title="organik tarımcılık" rel="tag">organik tarımcılık</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarimvideosu/" title="organik tarımvideosu" rel="tag">organik tarımvideosu</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tarim/" title="tarım" rel="tag">tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tarim-videolari/" title="tarım videoları" rel="tag">tarım videoları</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tarimcilik/" title="tarımcılık" rel="tag">tarımcılık</a><br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulresmi.info/organik-tarim-videosu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Organik Tarımda Yabancı Ot Kontrolü</title>
		<link>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-yabanci-ot-kontrolu/</link>
		<comments>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-yabanci-ot-kontrolu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 17:36:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[ambrosia artemisiifolia]]></category>
		<category><![CDATA[Çapalarna]]></category>
		<category><![CDATA[elle yolma]]></category>
		<category><![CDATA[Mekaniksel Savaşım]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<category><![CDATA[Solarizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[su altında bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[toprak işleme]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Ot Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı ot regülasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı otlar]]></category>
		<category><![CDATA[yabancıot]]></category>
		<category><![CDATA[Yabani ot kültür arazisi]]></category>
		<category><![CDATA[yabani otlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulresmi.info/?p=1109</guid>
		<description><![CDATA[Organik Tarımda Yabancı Ot Kontrolü hakkındaki tüm bilinmeyenleri araştırdık sizler için gulresmi.info da yayınladık ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Organik Tarımda Yabancı Ot Kontrolü hakkındaki tüm bilinmeyenleri araştırdık sizler için gulresmi.info da yayınladık </p>
<p>Yabancı otlar kültür bitkisi içerisinde yetişmesi istenmeyen otlardır.&#8221;</p>
<p>Yabancı ot kavramını yabani otlarla karıştırmamak gerekir. Yabani ot kültür arazisi dışında yetişen otlardır.</p>
<p>Yabancı ot mücadelesi, hiçbir zaman yabancı otların tamamen (canlı bitki organları ve tohumlarının) ortadan kaldırılması ya da eradikasyonu değildir. Yabancı otlarla mücadeleden amacımız, yabancı otların zararını asgariye indirmektir. Yabancı otların doğal dengeyi sağladığı ve zararlarının yanında faydalarının da olduğunu daima göz önünde bulundurmalıyız.<span id="more-1109"></span></p>
<p>Yabancı otlar, kültür bitkileriyle su, ışık ve mineral maddeler yönünden rekabete girmektedir ve bunun sonucunda kültür bitkisinin veriminde önemli azalmalar meydana gelmektedir. Ayrıca kültür bitkilerinde önemli kayıplara neden olan hastalık ve zararlılara konukçuluk ederler.</p>
<p>Yabancı otların kültür bitkilerine olan olumsuz etkilerini ekonomik zarar seviyesinin altında tutmak için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bunlar:</p>
<p>Mekaniksel Savaşım: Çapalarna,elle yolma,toprak işleme,su altında bırakma ve malçlama</p>
<p>Fiziksel Savaşım: Solarizasyon</p>
<p>Biyolojik Savaşım: Yabancı otların savaşımında böcekler, balıklar, mantarlar ve bakterilerden yararlanılmaktadır. Yaygın bir uygulaması yoktur.</p>
<p>Burada, bu yöntemlerden ekolojik tarımda uygulanabilecek olanlardan bazı örnekler verilecektir.</p>
<p>13.1. Biyolojik Mücadele</p>
<p>Biyolojik mücadele, yabancıotun herhangi bir hastalık etmeni veya böceklerle kontrol altına alınmasıdır. Bu mücadele, herhangi bir pestisit kullanılmadığı için entegre savaşımda önemlidir. Ancak başarıya ulaşabilmek için; yabancıot üzerinde elde edilen biyolojik ajanın mutlaka etkinliğinin saptanması gerekir. Marmara Bölgesi Sanayi Domatesi Üretim Alanlarında Sorun Olan Canavarotu (Orobanche) Türlerinin Doğal Düşmanı Phylornyza orobanchia Kalt.&#8217;nın Bulaşıklılığı Üzerinde yapılan araştırmalarda yörenin tamamının parazit ile bulaşık olduğu fakat populasyonun yeterli olmadığı saptanmıştır. Populasyon; Balıkesir&#8217;de % 6.1, Karacabeyde %32.2, Biga&#8217;da % 7.8, Mustafakemalpaşa&#8217;da ise % 25.8 olarak bulunmuştur. Populasyonun yeterli düzeye çıkamamasının en önemli nedeni yörede yaygın olarak pestisit kullanılmasıdır. Bilinçsizce kullanılan pestisitler, canavarotunun mücadelesinde önemli bir yere sahip olan bu sinek türünü öldürmektedir. Ekolojik tarım içerisinde pestisit kullanımı olmadığı için, sinek populasyonunda önemli bir artış olacaktır. Bu da canavarotu kontrolünde önemli bir artış sağlayacaktır.</p>
<p>Karakavuk (chondrilla juncea), ülkemiz tarımı için fazla ekonomik değeri olmayan bir yabancı ottur. Fakat Avustralyada buğday alanlarında çok fazla zarar vermektedir. Bu yabancı otu, bir pas türü olan Puccinia choudrillina etkili biçimde kontrol altına alabilmektedir. Ülkemizden toplanan pas fungusu sporları Fransa&#8217;da bazı elektroforez çalışmalarından sonra Avustralya&#8217;da biyolojik ajan olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Önemli bir yabancı ot olan Cirsium arvense (köy göçüren) ile biyolojik savaşımda Puccinia xanthii ve Puccinia punctiformis kullanılmaktadır. Kültür bitkilerinde çok önemli zararlara neden olmayan Hetiotrapeum europeum ile mücadelede Uromyces heliotropii den yararlanılmaktadır.</p>
<p>13.2. Allelopati</p>
<p>Bitkilerin köklerinden toprağa bıraktıkları kimyasallarla diğer bitkilerin çimlenmesi ve gelişmelerini engellemeleri olayına allelopati denir. Bu etkileşim iyice aydınlatıldığında kimyasal savaşımın yerini alacaktır. Bazı kültür bitkilerinin yabancı otlara allelopatik etki gösterdiği yapılan çalışmalarla saptanmıştır. Bazı yabancı otlar üzerinde allelopatik etkisi saptanmış kültür bitkileri ve etki şekilleri Tablo 1 &#8216;de verilmektedir.</p>
<p>Tablo 1. Yabancı Otlara Allelopatik Etkisi Olan Bazı Kültür Bitkileri ve Etki Şekilleri</p>
<p>Turp ekstraktlarının, kanyaş rizomlarının sürmesine olan etkisinin 2 şekilde olduğu düşünülmektedir. Bunlardan biri, direkt olarak sürmeyi önleyen inhibitörleri içermesi, diğeri ise özellikle kanyaş rizomları üzerindeki toprak kökenli Fusarium spp. gibi patojenlerin çoğalmasını teşvik etmesidir. Turpun bağlı bulunduğu Brassicaceae familyasına ait türlerdeki hardal yağı ve bu gruba ait diğer bazı kimyasallar, toprak kökenli pekçok fungusun kontrolünde kullanılmaktadır. Kültür turpunun allelopatik etkisinin, yapısındaki hardal yağından kaynaklandığı sanılmaktadır.</p>
<p>Bugüne kadar yapılmış çalışmalarda allelopatik etkisi saptanmış yabancı</p>
<p>otlar Tablo 2&#8242;de verilmektedir.</p>
<p>Tablo 2. Allelopatik Etkili Yabancı Otlar</p>
<p>Agrostemma githago Eluisine indica</p>
<p>Allium vineale Hemartia altissima</p>
<p>Amoranthus retroflexus Lolium multiflorum</p>
<p>Amarantus spinosus Lactuca scarioja</p>
<p>Ambrosia artemisiifolia Matricarla inodora</p>
<p>A. psilostachyta Poa spp.</p>
<p>A. trifida Polypgonum aviculare</p>
<p>Artemisia vulgaris P orientale</p>
<p>Avena fatua P persicaria</p>
<p>Brassica sp. Portulaca oleracea</p>
<p>Carnelina alyssum Salsola kali</p>
<p>Cynodon dactylon Setaria viridis</p>
<p>Euphorbia esula Setaria faberi</p>
<p>E. supina Stellaria media</p>
<p>Yabancı otların, kültür bitkilerinin suyuna, ışığına. besinine, mineral maddelerine ortak olarak meydana getirdikleri zararları arasına bugün bir de allelopati eklenmiştir. Allelopatinin bu olumsuz etkisinin azaltılıp, kullanım sahasının geliştirilmesi beklenmektedir. Tablo 3de bazı kültür bitkilerine allelopatik etkisi saptanmış yabancı otlar ve etki şekilleri görülmektedir.</p>
<p>Kültür bitkileri ile yabancı otlar arasındaki allelopati, tarımımız için oldukça önemli gelişmelere neden olacak boyuttadır. Bu ilişkiden elde edilecek veriler sayesinde yabancı ot kontrol mekanizmalarına bir yenisi daha eklenebilecektir. Bu mekanizma kimyasal mücadeleye alternatif olarak düşünülmektedir. Kültür bitkilerinin allelopatik etkili kimyasallarından yapılacak preparatlarla herbisit kullanımının sınırlanacağı, doğal bir mekanizmayla yabancı otların kontrol edilebileceği düşünülmektedir.Bitkilerin kendi savunmaları için salgıladığı kimyasal bileşikler üzerinde bilgiler arttıkça. bunların pestisit olarak kullanılması, çevre kirliliği bakımından da çok olumlu olacaktır, çünkü bu bileşiklere gerek yabancı otların, gerekse diğer organizmaların bağışıklık kazanması oldukça güçtür.</p>
<p>Allelopatinin etkisi çevreye bırakılan kimyasal bileşiğe bağlıdır. Bu durum allelopatiyi rekabetten ayıran çok önemli bir noktadır. Bilindiği gibi rekabet; su, mineral maddeler, besin elementleri ve ışık gibi faktörleri aynı habitatı paylaşan bitkiler arasında bir çekişmeyle azaltılmasıdır. Yabancı ot kontrolüne yeterince önem vermeyen tarımırnız dikkate alındığında bu ilişkinin önemi daha net ortaya çıknıaktadır, çünkü zararsız görülen, bazen mücadele yapma gereği bile duyulmayan yabancı otlar, tarım için elverişli topraklarımızı sistemli bir şekilde zehirlemekte. sadece rekabet gücüyle değil, allelopatik etkili kimyasallarıyla da kültür bitkisinin verimini azaltmakta, gelişimini engellemekte hatta daha tohum döneminde kültür bitkisinin çimlenmesine mani olmaktadır. Böylece yabancı ot mücadelesinin gerekliliği bir kez daha vurgulanmış olmaktadır.</p>
<p>Tablo3. Kültür Bitkilerine Allelopatik Etkisi Olan Bazı Yabancı Otlar ve Etki Şekilleri.</p>
<p>Bu konuda yapılan diğer çalışmada, allelopatik etkiye sahip bazı kültür bitkilerinin ekolojik tarım yapılan pamuk alanlarında buluııan yabancı ot tür ve yoğunluğuna etkisini saptamak amaçlanmıştır. Bunun yamnda yeşil gübre olarak tarlaya uygulanan bu bitkilerin pamukta verim ve kaliteye etkileri de araştırılmıştır.</p>
<p>13.3. Tarımsal Mekanizasyon</p>
<p>Yabancı ot tohumlarının çimlenmesi veya vejetatif çoğalma birimlerinin sürgün vermesi ışık, sıcaklık ve toprak nenıine bağlı olarak değişmektedir. Ayrıca toprak işleme şekilleri ve derinliği de çimlenmeyi teşvik etmekte veya engellcınektedır. Özellikle dormansi süresi kısa olan yabancı ot tohumlarının, kısa süreli olarak bazı çimlenme isteklerinin kaldırılmasıyla. populasyonlarının bir ölçüde kontrol altına alınmasına olanak sağlamaktadır.</p>
<p>Özellikle pestisit kullanmıının. çevre kirliliği sorununu beraberinde getirmesi nedeniyle, kullanımı minumuma indirilmeye çalışılmakta ve başka mücadele yöntemleri arayışına gidilmektedir.</p>
<p>İngiltere&#8217;de yapılan bir çalışmada geleneksel pullukla toprak işlemenin diğer farklı toprak işleme yöntemleriyle karşılaştırıııalı olarak. tahıllarda yabancı ot florasına etkileri incelenmiştir. Sonuçta, derin toprak işleıııe ve pullukta çoban değneği (Polygonum aviculare) ve ahtere (Fumaria officinalis) diğerlerine göre çok daha yoğun bulunmuştur. Yüzeysel toprak işlemede ise yabani yulaf (Avena falua) yoğunluk kazanmıştır. Buğdayda yapılan diğer bir çalışmada da direk ekim veya yüzeysel toprak işlemede tilki kuyruğu (Alopecurus myosuroides) pulluğa göre daha yoğun bulunmuştur.</p>
<p>Sıfır toprak işleme ile ekim uygulamaları erozyonun engellenmesi, bir yıl önceki artıkların oluşturduğu malçlama ile su kaybının önlenmesi ve organik maddelerin mineralize olmasını yavaşlatmak amacıyla uygulanmaktadır. Geleneksel pullukla toprak işleme yıllardan beri yapılmaktadır. Ayrıca yine toprak işlemede derin veya daha yüzeysel toprak işlemeyi sağlayan tarım aletleri kullanılmaktadır.</p>
<p>Buğdayda farklı toprak işleme yöntemlerinin bazı yabancı ot populasyonuna etkileri konusunda yapılan diğer çalışmada, dutzi, rototiller, pulluk ve amazon kullanılmıştır. Çalışma sonucu, geniş yapraklı yabancı otlar, pullukla işlenmiş parsellerde yoğun çıkış gösterirken, dar yapraklı yabancı otlar direkt ekim ve minimum toprak işleme yapılan parsellerde fazla miktarlarda çıkışlara neden olmuşlardır.</p>
<p>Ancak yabancı ot florasındaki değişmeler bir yıl içinde izlenebildiği gibi birkaç yıl uygulama sonunda daha geniş ve çarpıcı sonuçlar elde edilebilir. Bu nedenle konunun daha da açıklık ve kesinlik kazanması için çalışmaların farklı ekoloji, toprak ve kültür bitkilerinde sürdürülmesi gereklidir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ambrosia-artemisiifolia/" title="ambrosia artemisiifolia" rel="tag">ambrosia artemisiifolia</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/capalarna/" title="Çapalarna" rel="tag">Çapalarna</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/elle-yolma/" title="elle yolma" rel="tag">elle yolma</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/mekaniksel-savasim/" title="Mekaniksel Savaşım" rel="tag">Mekaniksel Savaşım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik/" title="organik" rel="tag">organik</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/" title="Organik Tarım" rel="tag">Organik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/solarizasyon/" title="Solarizasyon" rel="tag">Solarizasyon</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/su-altinda-birakma/" title="su altında bırakma" rel="tag">su altında bırakma</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/toprak-isleme/" title="toprak işleme" rel="tag">toprak işleme</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/yabanci-ot-kontrolu/" title="Yabancı Ot Kontrolü" rel="tag">Yabancı Ot Kontrolü</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/yabanci-ot-regulasyonu/" title="yabancı ot regülasyonu" rel="tag">yabancı ot regülasyonu</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/yabanci-otlar/" title="Yabancı otlar" rel="tag">Yabancı otlar</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/yabanciot/" title="yabancıot" rel="tag">yabancıot</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/yabani-ot-kultur-arazisi/" title="Yabani ot kültür arazisi" rel="tag">Yabani ot kültür arazisi</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/yabani-otlar/" title="yabani otlar" rel="tag">yabani otlar</a><br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-yabanci-ot-kontrolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Organik Tarımda Zararlılarla Biyolojik Savaş</title>
		<link>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-zararlilarla-biyolojik-savas/</link>
		<comments>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-zararlilarla-biyolojik-savas/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 17:29:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarıın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarımda]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarımda Zararlılarla Biyolojik Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[topraksız tarım]]></category>
		<category><![CDATA[zaRARLILAr]]></category>
		<category><![CDATA[Zararlılarla Biyolojik Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[zararlılarla savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulresmi.info/?p=1104</guid>
		<description><![CDATA[Organik Tarımda Zararlılarla Biyolojik Savaş hakkındaki makalemizi sizler için sitemizde yayınladık buyrun;
İnsanlar, çevrelerinde bulunan canlıları kendileri ile olan ilişkilerine göre isimlendirmişlerdir. Dolayısıyla besinlerine, giysilerine, eşyalarına, yetiştirdikle ri bitkilere ve ürünlerine ortak her türlü canlıya zararlı,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Organik Tarımda Zararlılarla Biyolojik Savaş hakkındaki makalemizi sizler için sitemizde yayınladık buyrun;</p>
<p>İnsanlar, çevrelerinde bulunan canlıları kendileri ile olan ilişkilerine göre isimlendirmişlerdir. Dolayısıyla besinlerine, giysilerine, eşyalarına, yetiştirdikle ri bitkilere ve ürünlerine ortak her türlü canlıya zararlı, bu zararlıları öldüreıı ya da yok eden canlılara, bitkilerde döllenmeyi sağlayan, toprak yapısını iyileştiren ya da ürünleri ile insanlara doğrudan yararlı olan canlılara yararlı adını vernıişlerdir. Hayvansal kaynaklı zararlı organizmalar kültür bitkileri ve ürünleriııi kemirip yemek, bitki özsuyunu emmek, bitki dokularını çürütmek, bitki hastalık etmen lerini sağlam bitkilere taşımak ve salgıları ya da pislikleri ile ürünleri kirletmek, kaliteyi düşürmek suretiyle ekonomik kayıplara neden olurlar. Hastalık etmen Jeri, zararlılar ve yabancı otlar tarafından kültür bitkilerinde meydana getirilen yaklaşık % 35 civarındaki zararın yine yaklaşık % 14&#8242;ünün zararlılar tarafından meydana getirildiği kayıtlıdır. Yurdumuzda kültür bitkileri ve ürünlerinde zarar meydana getiren hayvansal kaynaklı organizmaların tür sayısının yaklaşık 500 kadar olduğu ve bunların ancak yarısının ekonomik önem taşıdığı bildirilmektedir.<span id="more-1104"></span></p>
<p>Zararlılar olarak adlandırılan hayvansal kaynaklı organizmaları yok ederek yaşamını sürdüren yararlılara doğal düşmanlar adı da verilir. Bu yararlı organizmaları yani doğal düşmanları yöneterek ve kullanarak yürütülen savaş yönteme de biyolojik savaş denir.</p>
<p>12.1. Biyolojik Savaş</p>
<p>Zararlılar üzerinde onlar aleyhine çok sayıda organizma yaşar. İşte kültür bitkilerinde zararlılar aleyhine yaşayan organizmaları kullanmak suretiyle zararlı populasyonunu ekonomik zarar eşiği altında tutmak amacıyla yapılan çalışmalara biyolojik savaş adı verilir. Ekonomik zarar eşiği, herhangi bir zararlıya karşı savaşın gerekli olduğu en düşük zararlı populasyonudur. Bu populasyon yoğunluğunda savaş için harcananlarla. savaş sonucu elde edilecek ürünün değeri eşittir. Biyolojik savaş yöntemi de tanımında da belirtildiği gibi zararlı populasvonlarını ekonomik zaıar eşiğinin altında tutmayı amaçlar.</p>
<p>Biyolojik savaşın temelini doğal dengenin korunması, eğer bozulmuş ise sağlanması oluşturur. Doğada yararlılar ve zararlılar belirli bir denge içinde yaşarlar. Biyolojik savaş bu dengenin uzun süre korunması ile başarılı olabilir. Bu dengeyi bozan unsurların başında insan gelir ve kültür çeşidinin değiştirilmesi, uygun olmayan savaş yöntemlerinin uygun olmayan zamanlarda ve şekillerde devreye sokulması gibi nedenlerle bu denge bozulabilir.</p>
<p>Biyolojik savaş çevre sağlığına olumsuz etkisi olmayan bir tarımsal savaş yöntemidir.</p>
<p>İnsanlara, evcil hayvanlara zararlı bir etkisi yoktur.</p>
<p>Biyolojik savaştayalnızca hedef alınan zararlı etkilenir.</p>
<p>Biyolojik savaşta zararlıların dayanıklılik sorunu yoktur.</p>
<p>Biyolojik savaş ilk yapılan belirli bir çabadan ve masraftan sonra kendi kendini sürdürme özelliğindedir. Bu nedenle düşük maliyetle amaca ulaşmayı sağlar. Hatta denge kurulduktan sonra masraf gerektirmez.</p>
<p>Biyolojik savaş etmenlerı oldukça aktif olup, zararlıların düşük populasyonlarında da varlıklarını surdurebıldıklerı gıbı, konukçularını arayıp bulma ozellıgıne sahiptirler ve üreyip çoğalarak kimyasal savaşın tersine, gittikçe artan bir etkiye sahiptirler.</p>
<p>Ancak biyolojik savaş yöntemi tüm bu olumlu özelliklerinin yanısıra, bazı olumsuzluklara da sahiptir. Tüm zararlıların onları baskı altında tutacak etkili bir doğal düşmanı yoktur.</p>
<p>Ayrıca biyolojik savaş çalışmalari belirli bir bilgi birikimi, iyi bir iyoloji. entomoloji ekoloji bilgisi gerektirir. Yürütülen biyolojik savaş çalışmalarında, biyolojik savaş etmeninin, zararlıyı baskı altına alabilmesi için çevre faktörlerine, kültür bitkisinin, zararlının ve kullanılan doğal düşmanın türüne, uygulanan diğer savaş yöntemlerine bağlı olarak belirli bir sürenin geçmesi gerekir. Bu süre içerisinde belirli bir zarara da katlanmak gerekebilir. Bu özellikle doğal dengenin kurulması istenen çok yıllık bitki türleri için geçerlidir. Bu nedenlerle biyolojik savaş sabır gerektiren bir yöntemdir.</p>
<p>12.2. Biyolojik Savaş Etmenleri</p>
<p>Doğal düşmanlara, biyolojik savaş çalışmalarında doğrudan kullanılmaları durumunda Biyolojik savaş etmeni adı verilir. Biyolojik savaş etmeni olarak kullanılan organizmalar başta böcekler olmak üzere, akarlar, omurgalılar, salyangoz ve mikrobiyal savaş etmenleri adı da verilen fungus, bakteri, virüs, protozoa, rickettsia, nematod&#8217; lardır. Biyolojik savaş çalışmalarında sıklıkla kullanılan doğal düşmanlar başta böcekler olmak üzere, akarlar ile fungus, bakteri ve virüslardır.</p>
<p>Biyolojik savaş etmeni böcekler ya parazitoit ya da predatör olarak yaşarlar. Yaşamını tek bir zararlı böcek üzerinde tamamlayan ve onu belirli bir süre sonunda öldüren organizmalara parazitoit adı verilir. Yaşamını birden fazla böcek bireyi üzerinde tamamlayan organizmalara predatör adı verilir. Bu yararlı böceklerin beslendiği zararlılara da konukçu adı verilir. Parazitoitler konukçularında ya iç ya da dış parazitoit olarak yaşarlar. Parazitoit böcekler konukçularında saldırdıkları döneme göre de; yumurta parazitoiti, larva parazitoiti, pupa parazitoiti, ergin parazitoiti, yumurta-larva parazitoiti, larva-pupa parazitoiti gibi isimler alırlar. Bu arada bazı böcekler, parazitoit böceklere saldırır ve onları öldürerek parazitoitler aleyhine yaşarlar, bunlara da hyperparazit adı verilir ve biyolojik savaş çalışmalarında istenmezler.</p>
<p>Biyolojik savaş etmeni olan omurgalılar balıklar, kuşlar vb. ile salyangoz ve akarlar da predatör olarak yaşarlar.</p>
<p>Mikrobiyal savaş etmenleri, fungus, bakteri, virus, protozoa, rickettsia, nematod gibi organizmalar konukçuları olan zararlılarla parazitik bir ilişki içerisindedirler ve bunlara entomopatojen organizmalar, hastalık etmenleri adı da verilir.</p>
<p>12.3. Biyolojik Savaş Yöntemleri</p>
<p>Biyolojik savaşı, biyolojik savaş etmenlerinin üretilerek gerektiğinde zararlılara karşı bir pestisit gibi uygulandığı bir savaş yöntemi olarak anlamamak gerekir. Biyolojik savaşın amacını temel olarak doğal dengenin kurulması ve korunması oluşturduğu için, biyolojik savaş yöntem leriniıı başında doğal düşmanların korunması gelir. Böylece doğada var olan biyolojik savaş etmenlerini koruyarak destekleyerek kullanmak gerekir. Doğal düşmanların popülasyon larının korunması amacıyla. bahçelerin kurulması sırasında dikim aralığı gibi bazı özellikler üzerinde durulması, bahçe kenarlarına çit ya da rüzgarkıranların dikilmesi, özellikle zararlı ve hastalıklara karşı kullanılan pestisitlere (ekolojik tarımda kullanımına izin verilenler de dahil olmak üzere) dikkat edilmesi, doğal düşmanların bulunduğu bitki artıklarının yakılmaması, yoncaların şerit halinde biçilmesi, turunçgillerin birer sıra atlanarak ilaçlanması ve beyazyağların yeğlenmesi gibi konulara özen gösterilir.</p>
<p>Biyolojik savaş yöntemi olarak ikinci sırada doğal düşmanların etkinliklerinin arttırılması gelir. Bu, daha çok böcek kaynaklı biyolojik savaş etmenleri için sözkonusudur. Bazı predatör böcekler ile tüm parazitoit böceklerin erginleri polen, balözü, bazı zararlı böceklerin salgıladığı tatlımsı maddeler ya da vücut sıvıları ile beslenirler. Bu nedenle erginlerin populasyonlarını koruyup, ömrünü uzatmak ve daha fazla yumurta bırakabilmelerini sağlamak için beslenmeleri önemlidir. Böylece, kültür bitkileri arasına bol çiçek açan, bol balözü ve çiçektozu taşıyan bitkilerin dikilmesi önem kazanır. Bahçe ve tarlaların tozlu kenar kısımlarında, özellikle parazitoit böceklerin faaliyeti sınırlıdır. Bunun için tozlu yollarııı asfaltlanarak ya da betonlanarak tozdan arındırılması ile doğal düşmanların etkinlikleri arttırılmış olur. Doğal düşmanlar kışı bazı bitkilerde yarık ve çatlaklar içinde geçirirler. Bazıları çevrede bulunan başka konukçu bitkiler ya da bunlar üzerinde bulunan değişik türde böcekler üzerinde populasyonlarını korurlar. Bu nedenle, bahçe ya da tarlaların çevresinde bu tip bitkilerin bulunması önem kazanır.</p>
<p>Doğal düşmanların populasyonlarının korunması ve etkinliklerinin arttırılması için alınan tüm önlemlere rağmen, zararlılar üzerinde baskı kuramamaları durumunda biyolojik savaş etmeninin populasyonunun arttırılması yoluna gidilir. Bunun için biyolojik savaş etmenlerinin kitle halinde üretilip zararlılara karşı salınması ve doğadaki populasyonlarının arttırılması gerekir. Bu iki şekilde gerçekleştirilir:</p>
<p>Yerli, varolan biyolojik savaş etmenlerinin doğadaki populasyonla rının arttırılması için kitle halinde üretilip salınmaları.<br />
Yerli etkili doğal düşmanı olmayan zararlılar için bir başka ülkeden ya da ülkenin bir başka bölgesinden etkili biyolojik savaş etmeninin getirilip salınması. Ancak bu durumda dışarıdan getirilecek biyolojik savaş etmeninin geldiği yerde iklim koşullarına uyum gösterip göstermiyeceği, geldiği yerdeki diğer doğal düşmanlarla rekabete girip girmeyeceği ya da hyperparazitlerinin olup olmadığının iyi araştırılması gerekir.<br />
Salım çalışmaları da iki şekilde gerçekleştirilir.</p>
<p>Biyolojik savaş etmenlerinin bir ya da birkaç kez salımları gerçekleştirilir ve yerleşerek doğal dengeyi kurması istenir. Buna aşılamalı salım yöntemi adı da verilir. Genellikle orman ve meyve bahçeleri gibi doğal düşmanın uzun süre etkili olacağı yani doğal dengeyi kurabileceği ortamlarda kullanılır.<br />
Biyolojik savaş etmenleri sürekli olarak üretilerek belirli dönem lerde salıverilmeleri gerekir. Bu yerleşip doğal dengeyi sağlayamayan biyolojik savaş etrneııleri içindir. Ya iklime uyum sağlayamayan ve kışı geçiremeyen biyolojik savaş etmenleri için yapılır. Ya da seralar gibi, bitki üretiminin sürekli olmadığı dolayısıyla yararlıların periyodik olarak salınması gereken ortamlarda gerçekleştirilir. Ayrıca bu salim yöntemi tek döl veren zararlılara karşı tek yıllık bitkilerde de kullanılır. Buna boğma salım yöntemi adı verilir. Biyolojik savaş etmeninin düzenli olarak, bol miktarda salınmasını gerektirir.<br />
Seralarda biyolojik savaş uygulamaları ayrıcalık gösterir. Kapalı ortamlar olan seralarda hastalık ve zararlıların yoğun olarak görülmesine karşın taşıdıkları fiziksel koşullar nedeniyle de biyolojik savaşın başarıyla uygulandığı ortamların başında gelir. Seralarda belirli sayıda zararlı türe rastlanır ve bunların hepsinin biyolojik savaş etmenleri mevcuttur. Seralarda belirli bir &#8216;biyolojik savaş etmeni /konukçu&#8221; oranı ya da diğer bir değişle salim eşiği kullanılır. Üretim sezonu boyunca sık sık kontrollerin yapılması ve etmenlerin salımının yinelenmesi gerekebilir.</p>
<p>Zararlılar üzerinde yaşayan ve onları öldüren fungus, bakteri, virus, rickettsia, protozoa ve nematodlar gibi mikroorganizmalarla yapılan biyolojik savaş çalışmalarına mikrobiyal savaş denir. Entornopatojen mikroorganizmalar doğadaki doğal populasyonlarının korunması ile kendiliklerinden etkili olabildikleri gibi, kitle halinde üretilip bio preparat haline getirilerek, böcekleri öldürmek amacıyla ilaçlar gibi de kullanılabilirler. Bunların hepsi biyolojik savaş çalışmaları içinde yer alır. Fungus, bakteri, virus, protozoa ve nematod kaynaklı çok sayıda mikrobiyal savaş etmeninin biopreparatiarı geliştirilmiş olup, ticari olarak satılmaktadır.</p>
<p>12.4. Türkiye&#8217;de Biyolojik Savaş</p>
<p>Türkiye&#8217;de Biyolojik savaş çalışmalarının geçmişi çok eski değildir. İlk çalışmalar 1912 yılında başlamıştır. Bu çalışmalar o yıllarda yurtdışında eğitim gören bazı entomologların bazı doğal düşman türlerini Türkiye&#8217; ye getirmelerine yönelik çalışmalardır. Tüm dünyada olduğu gibi zararlılarla biyolojik savaş çalışmaları, yurdumuzda da 1960&#8242; lı yıllardan sonra hız kazanmıştır. Günümüzde Ziraat Fakültelerinin Bitki Koruma Bölümleri ile Zirai Mücadele Araştırnıa Enstitülerinin Biyolojik Mücadele Şubeleri tarafından yürütülmektedir. Bunlar genellikle, doğal düşmanların etkinliklerinin ortaya konması ve populasyonlarının arttırılmasına yönelik çalışmalardır. Her dört yılda bir Türkiye Entomoloji Derneği tarafından Biyolojik Mücadele Kongreleri düzenlenmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalara bazı örnekler verecek olursak;</p>
<p>Türkiye&#8217;ye 1980&#8242; li yıllarda bulaşan ve turunçgillerde zarar yapan Defne beyazsineğine karşı Eretmocerus debachi Rose and Rosen (Hym., Aphelinidae)&#8217; nin ilk olarak A.B.D.&#8217; den Çukurova Bölgesi&#8217; ne, daha sonra Ege Bölgesi&#8217; ne getirilerek yerleştirilmesi; 1970&#8242;li yıllarda bulaşan Turunçgil beyazsineğine karşı, predatörü Serangium parcesetosum Sic. (Col., Coccinellidae Karadeniz Bölgesinden, Çukurova ve Ege Bölgelerine getirilmesi; parazitoiti Encarsia lahorensis (Howard) (Hym., Aphelinidae)&#8217; in Pakistan&#8217;dan Ege Bölgesi&#8217; ne, daha sonra Akdeniz Bölgesi&#8217; ne getirilmesi ; Buğday zararlısı süneye karşı parazitoitleri Trissolcus spp. (Hym, Scelionidae), Elma içkurdu ve Mısır kurduna karşı parazitoitleri Trichogramma spp. (Hym, Trichogrammatidae) ile yapılan çalışmalar vb.</p>
<p>Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı&#8217; na bağlı kuruluşların (Antalya&#8217; da Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü, Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ve Muğla Tarım İl Müdürlüğü) Laboratuvarlarında Turunçgil unlu bitine karşı kullanmak üzere, (Col., Coccinellidae) ve Leptomasıir dactylopii (How.) (Hym., Encyrtidae) üretilerek, turunçgil üreticilerine satılmaktadır. Aydın ilinde ise Mısırkurduııa karşı parazitoiti Trichogrammu brassicae&#8217; yi üretmek amacıyla bir insektaryum kurulmuştur.</p>
<p>Mikrobiyal savaş etmenleri içinde ise, Türkiye&#8217; de yalnızca Bacillus thuringiensis var. kurstaki nin biopreparatları Biobit, Dipel, Thuricide, Javelin gibi ticari isimlerle satılmakta ve lepidopter larvalarına karşı önerilmektedir. Ancak bu konuda dikkat edilecek bazı noktaları belirtmekte yarar vardır.</p>
<p>B. thuringiensis mide yoluyla etki gösterdiği için , larvaların bakterinin pi.ilverize edildiği, bitkinin açık yüzeylerde beslendikleri zamanlarda ve oburca beslendikleri dönemlerde uygulanmalıdır. Genç larva dönemleri daha duyarlı olduğu için, yapılan kontrollerde yumurtaların açılmasından sonra ilk larva dönemlerinin çoğunlukta olduğu zamanlarda uygulanmalıdır. Bakteri sporları ultraviyole ışınlarından olumsuz etkilendiği için akşam saatlarinde pülverize edilmelidir. Yüksek aikalilik, sporların inaktif hale gelmesine neden Olduğu için, böceğin mide PH&#8217;sını düşürmek için uygulama sırasında düşük oranda şekerinde karışıma katılması başarıyı arttırır.</p>
<p>Ayrıca bazı virus kaynaklı biopreparatlar da tarım zararlılarına karşı kullanmak üzere ruhsat alma aşamasındadır.</p>
<p>12.5. Ekolojik Tarım ve Biyolojik Savaş</p>
<p>Ekolojik tarım, doğa sevgisine dayanan, ona zarar vermeden üretim yapmayı amaçlayan bir tarım şeklidir. Buna göre, biyolojik savaş yöntemini bütünüyle zararlılara karşı savaş için ekolojik tarımın içerisine yerleştirebiliriz. Çünkü biyolojik savaş, doğal dengenin korunmasını, bozulmuş ise yeniden kurulmasını hedefler. Biyolojik savaşın doğaya, çevreye, insan sağlığına, evcil hayvanlara hiçbir zararlı etkisi yoktur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu, ekolojik tarımda kullanılmalarına izin verilen hastalık ve zararlılara karşı kullanılan pyrethrum, kükürt, bordo bulamacı, sodyum bikarbonat gibi bazı bileşimlerin biyolojik savaş etmenlerini de olumsuz yönde etkileyebileceğidir. Bu nedenle doğal düşmanların aktif olduğu dönemlerde bu gibi uygulamalardan kaçınılnıası ya da dikkatli yapılması gerektiği unutulmamalıdır. Kültür bitkilerinde zararlı larla biyolojik savaşa örnekler verecek olursak</p>
<p>12.5.1. Turunçgiller</p>
<p>Biyolojik savaşın başarıyla uygulandığı kültür bitki lerinin başında gelir. Bunun nedeni turunçgillerin pestisitlerin az kullanıldığı alanlar olmaları, birçok zararlısının sabit yaşayışlı olması ve tatlımsı madde salgılaması nedeniyle doğal düşmanlarının zengin oluşu söylenebilir. Turunçgil zararlısı birçok kabuklubit, beyazsinek türleri, Aphelinidae (Hym.) ve Coccinellidae (Col.) familyalarına bağlı biyolojik savaş etmenlerinin doğal populasyonları ile baskı altında tutulabilmektedir. Turunçgil alanlarına değişik tarihlerde bulaşan zararlı konumuna geçen Turunçgil beyazsineğine karşı Encarsia lahorensis ve Serangiam parcesetosum, Defne beyaz sineğine karşı Eretmocerus debachi Ziraat Fakültelerinin Bitki Koruma Bölümleri ile Zirai Mücadele Araştırma Enstitülerinin araştırıcıları tarafından getirilerek yerleştirilmiş ve etkili olmuşlardır. Yine bir turunçgil zararlısı olan Torbalı koşnil&#8217; in tek ve etkili savaş yöntemi. 1912 yılında getirilerek yerleştirilen predatörü Rodolia cardinalis&#8217; in kullanılmasıdır ve biyolojik savaşın en başarılı örneklerinden biridir. Ayrıca Antalya. Adana ve Muğla illerinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı&#8217; na bağlı kuruluşlar. Turunçgil unlubitine karşı kullanmak üzere. Cryptolaemus montronzieri ve Leptomastix dactylopii üretimini. turunçgil üreticilerine satışını yapmaktadırlar.</p>
<p>12.5.2. İncir</p>
<p>İncirin önemli zararlılarının başında Kanlı balsıra gelir. Bu zararlının etkili doğal düşmanları. parazitoitleri olarak başta Scuellista cyanea Motsc. (Hym.. Pterornalidae) olmak üzere, coccophagus spp. (Hym., Aphelinidae), predatörleri olarak da Chilocorus bipustulatus (L.), Exochomus quadripusıulatus (L.) (Col., Coccinellidae) oldukça etkilidir. Türkiye&#8217; de mevcut oiaıı bu türler doğal olarak zararlıyı baskı altında tutabilirler. Kuru meyve depolarında zararlı olan güve larvalarının parazitoiti Bracon hebetor Say. (Hym., Braconidae) da etkili bir parazitoittir. Ege Bölgesindeki incir depolarında doğal populasyonları ile zararlıyı baskı altında tutabilmektedir.</p>
<p>12.5.3. Bağ</p>
<p>Önemli zararlılarının başında gelen Salkım güvesi&#8217; ne karşı B. thuringieıısis var. kurstaki esaslı biopreparatlar, kırmızı örümceklere karşı Tvphlodromus pyri Sch. (Acarina, Phytoseiidae) isimli predatör akar kullanılabilir.</p>
<p>12.5.4. Sera sebzeleri</p>
<p>Türkiye&#8217;de sebze seralarında en sık rastlanan zararlılar, beyazsinekler, kırmızı örümcekler, yaprak bitleridir. Son yıllarda bunların arasına yaprak galeri sinekleri ve thripsler de eklenmiştir.</p>
<p>Beyazsineklere karşı başta yaygın olarak Encarsia formosa Gah. (Hym.. Aphelinidae) olmak üzere V. lecanii ve P. fumosoroseus&#8217; un biopreparat haline getirilmiş formulasyonu ve predatör türler, Macrolophus caliginosus Wagn. (Het., Miridae) ve Deiphastus pusillus LeConte (Col.,Coccineilidae) kırmızı örümceklere karşı predatör akar Phytoseiuluspersimlis A.-H. (Acarina, Phytoseiidae); yaprakbitlerine karşı Aphidius spp. (Hym., Aphidiidae) ve Aphidoletes aphidimyza Rond. (Dipt., Cecidomyiidae); yaprak galeri sineklerine karşı iki parazitoitDacnusa sibirica Telenga (Hym.,Braconidae) Diglyphus isaea (Walk.) (Hym., Eulophidae); thripslere karşı Amblyseius cucumeris (Oude.), A. degenerans Berlese gibi predatör akarlar ve Orius spp. (Het., Anthocoridae) kullanılabilir. Tüm bu biyolojik savaş etmeni türler dünyada birçok ülkede değişik firmalarca üretilerek pazarlanmakta ve seralarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Örneğin Hollanda&#8217; da domates seralarının % 95&#8242; nde beyazsineklere karşı E. formosa kullanılmaktadır. Son yıllarda Türküye &#8216;de, Avrupa ülkelerinde seralar için biyolojik savaş etmenlerinin satışını yapan bazı firmaların temsilcilikleri ve bir Türk firması özellikle domates seralarında kullanılmak üzere, tozlayıcı olarak Bombus arılarını Bombus terrestris (L.) (Hymenoptera, Apidae) üreterek satmak için kurulmuştur. Bu önemli bir gelişme olup, seralarda biyolojik savaş etmenleri satışının ve uygulamasının çok yakın gelecekte gerçekleşeceğinin göstergesi olarak kabul edilebilir. Bombus arılarının üretimini yapan firmalar bu konuda bazı girişimlerde bulunmaktadır. Nitekim bazı üreticilerin isteği doğrultusunda E. formosa bir firma tarafından yurtdışından getirilek birkaç serada uygulanmıştır.</p>
<p>12.5.5. Mısır</p>
<p>Mısırda özellikle mısır kurdu önemli bir zararlıdır. Mısır kurduna kafşı en başarılı savaş yöntemi biyolojik savaş yöntemidir. Yumurta parazitoiti Trichogramma spp. (Hym., Trichogrammatidae) gerek doğal populasyonları, gerekse salim çalışmaları ile zararlıyı baskı altında tutabilir. Aydın Çine ilçesinde üretim çalışması yapılmaktadır.</p>
<p>12.5.6. Pamuk</p>
<p>Pamuk zararlısı lepidopter türlerine karşı B. thuringieıısis var. kurstaki esaslı biopreparatlar kullanılabilir. Pamuk beyazsineği üzerinde parazitoit Eretmocerus mundus Merc. (Hym., Aphelinidae) oldukça etkilidir. Gerektiğinde Verticililum lecanii esaslı biopreparatlar kullanılabilir. Yaprak bitlerine karşı ise, predatör Chrysoperla carnea Steph. (Neur., Chrysopidae) ve yaprakbitlerinin diğer doğal düşmanları desteklenebilir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekolojik-tarim/" title="Ekolojik Tarım" rel="tag">Ekolojik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tariin-faydalari/" title="organik tarıın faydaları" rel="tag">organik tarıın faydaları</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/" title="Organik Tarım" rel="tag">Organik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarimda/" title="Organik Tarımda" rel="tag">Organik Tarımda</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarimda-zararlilarla-biyolojik-savas/" title="Organik Tarımda Zararlılarla Biyolojik Savaş" rel="tag">Organik Tarımda Zararlılarla Biyolojik Savaş</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/topraksiz-tarim/" title="topraksız tarım" rel="tag">topraksız tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/zararlilar/" title="zaRARLILAr" rel="tag">zaRARLILAr</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/zararlilarla-biyolojik-savas/" title="Zararlılarla Biyolojik Savaş" rel="tag">Zararlılarla Biyolojik Savaş</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/zararlilarla-savas/" title="zararlılarla savaş" rel="tag">zararlılarla savaş</a><br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-zararlilarla-biyolojik-savas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böceklerin Biyoteknik Savaş Yöntemleri İle Kontrolü (Organik Tarım)</title>
		<link>http://www.gulresmi.info/boceklerin-biyoteknik-savas-yontemleri-ile-kontrolu-organik-tarim/</link>
		<comments>http://www.gulresmi.info/boceklerin-biyoteknik-savas-yontemleri-ile-kontrolu-organik-tarim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 17:26:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[biyoteknik yöntem uygulayan firmalar]]></category>
		<category><![CDATA[böceklerde feromonların özellikleri ve fonksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Böceklerin Biyoteknik Savaş Yöntemleri İle Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[bzekle kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[feromonlarla zararlılara karşı savaşım]]></category>
		<category><![CDATA[havai adaları sex]]></category>
		<category><![CDATA[renk tuzağı olarak çiçekler]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tarımda böcekler]]></category>
		<category><![CDATA[topraksız tarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulresmi.info/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[Böceklerin Biyoteknik Savaş Yöntemleri İle Kontrolü hakkında genişbilgilere sitemizden ulaşabilirsiniz buyrun;
Son yıllarda çevre koruma, insan ve toplunı sağlığı bilinci çok büyük aşamalar göstermiştir. Bu bağlamda tarımsal ilaçların yarattığı çevre kirliliği ve besin zinciri yoluyla tüm canlılara ulaşabilen tehlike, araştırıcıları böceklere karşı alternatif savaş yöntemleri bulmaya yönlendirmiştir. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Böceklerin Biyoteknik Savaş Yöntemleri İle Kontrolü hakkında genişbilgilere sitemizden ulaşabilirsiniz buyrun;</p>
<p>Son yıllarda çevre koruma, insan ve toplunı sağlığı bilinci çok büyük aşamalar göstermiştir. Bu bağlamda tarımsal ilaçların yarattığı çevre kirliliği ve besin zinciri yoluyla tüm canlılara ulaşabilen tehlike, araştırıcıları böceklere karşı alternatif savaş yöntemleri bulmaya yönlendirmiştir. Sadece böcekler için spesifik olan ve daha çok fizyolojik yollarla canlıyı kontrol altında tutan mücadele, &#8220;Biyoteknik Savaş Yöntemleri&#8221; adı altında kimyasal savaşıma alternatif olabilecek yeni bir yöntem olarak gelişmiştir. Zararlı böceklerin biyoloji, fızyoloji ve davranışları üzerinde etkili olan ve o böcek tarafından üretilen maddelerin yine aynı böceğe karşı kullanılarak normal özelliklerini bozmak üzere uygulanan bu maddelere &#8220;Davranışsal Kimyasallar&#8221; adı da verilmektedir.</p>
<p>Biyoteknik savaş yöntemi ile amaca ulaşmak için hem doğal hem de sentetik olarak elde edilen bu maddelerin uygulandığı bu yeni alan &#8220;Modern Savaş Yöntemleri&#8221; olarak da tanımlanmaktadır.<span id="more-1101"></span></p>
<p>Biyoteknik savaş yönteminde yararlanılan doğal veya sentetik maddeler:</p>
<p>1. Cezbediciler(Atractants)<br />
1.1. Feromonlar<br />
1.1. Sex Feromonları<br />
1.l.2. BirarayaToplanma Feromonları<br />
1.1.3. Alarm Feromonları<br />
1.1.4. Afrodisiac<br />
1.1.5. İz-lşaret Feromonları<br />
1.1.6. Koku Yoluyla Etkili Diğer Feromonlar<br />
1.2. Besin Cezbedicileri<br />
1.3. Yumurtlatma cezbedicileri<br />
2. Böcek Gelişnıe Düzenleyicileri (IGR)<br />
2.1. Juvenil Hormon ve Analogları<br />
2.2. Benzoylurea<br />
3. Uzaklaştırıcılar(Repellents)<br />
3.1. Fiziksel Uzaklaştırıcılar<br />
3.2. Kimyasal uzaklaştırıcılar<br />
4. Beslenmevi Durdurucular (Feeding Deterrants, Antifeedings)<br />
5. Kısırlaştırılmış Böcek Tekniği (SIT)<br />
5.1. Kemosterilantlarla Kısırlaştırma<br />
5.2. Radyasyonla Kısırlaştırma</p>
<p>Ekolojik tarım felsefesi içinde zehirili kimyasal bileşiklerin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla böceklere karşı uygulanabilecek biyoteknik savaş yöntemlerinin esası ve etki mekanizmaları ile kullanılabilecek bileşikler genel hatları ile aşağıda verilmiştir.</p>
<p>11.1. Cezbediciler</p>
<p>11.1.1. Feromonlar</p>
<p>Böceklerin besin aramalarında, yumurta bırakma yerlerinin seçiminde ve çiftleşmek amacıyla karşı eşeyin bulunması gibi yaşamsal faaliyetlerinin, salgıladıkları bazı kimyasal maddeler tarafından uyarılıp kontrol edildiği bilinmektedir. Günümüzde bu salgılar tarımsal savaşta çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Davranışsal mesaj ileten bu maddelerin başında &#8220;Feromonlar&#8221; gelmektedir.</p>
<p>Feromon, Bir birey tarafından vücudun dış kısmına salgılanan ve aynı türün diğer bireyleri tarafından koku şeklinde algılandığında, algılayan bireyde özel bir reaksiyona neden olan maddelerdir. Bu konudaki ilk çalışmalar Bornbyx mori dişisi tarafından salgılanan &#8220;Bombycol&#8221;un kimyasal karakterinin ortaya konmasıyla başlamış, kısa sürede gelişim göstererek günümüze kadar gelnı iş ve bu güne kadar zararlı böceklere karşı değişik amaçlarla kullanılan feromon çalışmalarından başarılı sonuçlar alınmıştır.</p>
<p>Böceklere karşı savaşta genellikle sex feromonları kullanılmaktadır. Dişi veya erkek böcek tarafından salgılanan bu feromon, çiftleşmek üzere karşı eşeyi bulmaya yöneltir. Sex feromonlarının büyük bir çoğunluğu tek bir böcek türünü cezbettiği halde çok az bir kısmı diğer böcek türlerini de cezbedebilir.</p>
<p>Feromon kullanılabilmesi için zararlı türün yılda verdiği döl sayısının, türlerin gunün hangi saatinde feromon salgıladığının iyi bilinmesi ve çevre faktörlerinin özellikle rüzgar yönü ve hızının araştırılması gerekmektedir. Sex feromonları daha çok Lepidoptera takımındaki kelebeklerde saptanmış olup günümüze kadar 170&#8242;den fazla sayıda sex ferornonu bulunmuştur. Ayrıca diğer bazı takımların türlerinde de feromonlar sexüel çekici fonksiyona sahiptir. Çoğu kez çok uzak mesafelerden algılanabilen bu koku böceklerde doğrudan merkezi sinir sistemine ulaşmaktadır.</p>
<p>Biyoteknik savaş yöntemlerinde ferornonların kullanılmasında çok değişik tiplerdeki tuzaklardan yararlanılır. Feromon ihtiva eden tuzaklar farklı tiplerde, farklı yüksekliklerde ve farklı alanlarda böceklerin populasyonlarının izlenmesi veya ortadan kaldırılması amacıyla kullanılır.</p>
<p>Zararlı populasyonunu izleyip savaşa karar verme veya savaş zamanını belirlemek amacıyla kullanılırken, tuzaklara eşeyin feromonu ya fıtillere sürülerek veya kapsül içinde özel yerlerine yerleştirilerek uygulanır. Böylece karşı eşey tuzağa çekilmiş olur. Tuzak içinde bulunan ve böceğin yakalanmasını sağlayan yapışkan yüzey sürekli kontrol edilerek zararlının populasyon yoğunluğu , ilk ergin çıkışı gibi mücadeleye karar vermeye yönelik bilgiler elde edilmiş olur. Sex feromonlarının kullanıldığı bu tip tuzaklardan, daha çok önceden tahmin ve erken uyarı çalışmalarında yararlanılmaktadır. Bu tip çalışmalar yurdumuzda elma iç kurdu, erik iç kurdu, şeftali güvesi, salkım güvesi, mısır kurdu, yaprak bükenler ve diğer bazı zararlılara karşı yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır.</p>
<p>Kullanılan tuzak tipleri ve feromonlar böcek türüne göre değişse bile prensip aynı kalmaktadır. Plantasyona asılan izleme tuzaklarıyla ilk ergin çıkışı saptanır saptanmaz belirli aralıklarla yoğun olarak aynı tip feromon tuzakları bahçeye yerleştirilir ve zararlı populasyonunda hedeflenen eşeye ait bireyler cezbedilerek eşeysel oran bozulur. Türün çiftleşme şansı azalacağı için doğada yumurta bırakılamaz ve zararlı populasyonu giderek azalır. Bazı durumlarda kimyasal mücadeleye gerek kalmadan zararlı kontrol altına alınmış olur. Fazla sayıda zararlıyı yakalayıp ölmesini sağlayan bu uygulamaya &#8220;Mass- Trapping&#8221; yani kitle halinde yakalama yöntemi adı verilmektedir. Bu yöntemde üzerinde durulması gereken konular: cezbedicilerin birbirlerine olan uzaklıkları, tuzaklardaki cezbedicilerin yenilenme aralığı ve belirli alanda bulunması gereken tuzak sayısıdır. Daha çok Lepidoptera türlerine karşı uygulanan bu yöntemin başarı şansı</p>
<p>Zararlı böceğin türüne<br />
Feromonun özelliğine<br />
Zararlının populasyon yoğunluğuna göre değişir.<br />
Sex feromonları kullanılarak zararlıların kontrolunda ayrıca şaşırtma yöntemi veya çiftleşmeyi engelleyici yöntem de uygulanmaktadır. Bu yöntemlerde feromonlar özel kapsül içinde uçak vb. ile o bölgeyi doyuracak kadar çok atılarak zararlı böceğin davranışını bozup normal yaşamını engellemek amaçlanır. Bunun sonucunda böcek her yönden gelen koku nedeniyle karşı eşeye yönelimini belirleyemez. Dişiyi bulamaz ve çiftleşme gerçekleşmez. Özellikle erkek bireyleri şaşırtarak çiftleşme davranışlarını yanıltmak üzere sex feromonların ın kullanımı çalışmaları yapılmaktadır. Pectinophora gossypiella&#8217; nın sex feromonu olan Gossyplure pamuk alanlarında havaya devamlı olarak verildiğinde ergin kelebekler arasında çiftleşme davranışı bozulmaktadır. Bu tip uygulamalar Cydia molesta ve Lobesia botrana ya karşı yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Sex feromonu, depolanmış ürünlerde zararlı Dermestidae ,Anobiidae, Bruchidae ve Tenebrionidae,Cucujidae ve Curculionidae familyaları (Coleoptera) ile yine ambar zararlısı olarak bilinen Phycitidae, Gelechidae familyaları (Lepidoptera) ve Blattidae familyası (Dictyoptera) türlerinde vücudun değişik kısımlarında bulunan salgı bezleri tarafından da salgılanmaktadır. Koku genel</p>
<p>olarak antenlerin uç segmentlerindeki duygu hücreleri tarafından algılanmaktadır. Ambar zararlılarına karşı sex feromonlu tuzaklar kullanabilmek için, o türün erginlerinin sex feromonunu beslenmeden önce veya beslenmeden sonra salgılayıp salgılamadığının bilinmesi gerekir. Bu konuda her tür ile ilgili yapılmış çalışmalar ve ticari tuzaklar mevcuttur.</p>
<p>Sex cezbedici feromonların kullanılmasında feromon tuzağın yanında besin tuzakları veya renk tuzaklarından dayararlanılabilir.</p>
<p>11.1.2. Besin Cezbedicileri</p>
<p>Besin tuzakları, zararlının kokuyu çok uzak mesafelerden alarak yöneldiği ve genellikle fermente olan maddeler karıştırılarak büyük kaplara konulup bitki veya ağaçlara asılan tuzaklardır. Kokuya gelen böcekler kabın ağız kısmından içindeki sıvı ortama düşerek yakalanırlar. Bu tip tuzakların her hafta kontrol edilerek eksilen miktarda sıvının eklennıesi ve 15 günde bir karışımın yenilenmesi zorunluluğu vardır. Ancak hazırlama kolaylığı ve ucuz olması gibi avantajlara sahip olduğu için ekolojik tarım yapılan alanlarda rahatlıkla kullanılabilir. Besin tuzaklarına örnek : Archips rosanus&#8217;a karşı sirke +şarap +sudan oluşan karışım Ege&#8217;de kullanılmaktadır. Zeytin sineği erkek ve dişi bireyleri çekmek üzere feromon+ besi tuzakları kombinasyonu kullanılmaktadır.</p>
<p>11.1.3. Renk tuzakları</p>
<p>Böceklerin bazı renklere, eşeysel kokulara veya besin kokularına yönelimlerinden yararlanılarak yayılışı, biyolojileri, yoğunlukları ve göçlerinin incelenmesi ve bunlarla savaş zamanlarının belirlenmesi aıııacıyla doğrudan yada dolaylı olarak bu tuzaklar kullanılır. Sarı renkli yapışkan görsel tuzaklar böceklerin bu renge yönelimlerinden yararlanılarak geliştirilmiş ve ülkemizde de kullanıma girmiştir.</p>
<p>Bu tuzakların başarılı olabilmesi için tuzağm yapıldığı materyalin özelliği, tuzağın şekli, büyüklüğü, kalınlığı, kullanım yüksekliği ve diğer tuzak tipleri ile birlikte kullanım olanağı, kullanılan yapışkan maddenin özellikleri gibi faktörlerin iyi bilinmesi gerekir.</p>
<p>Bu tuzaklarda dikdörtgen karton ya da plastik tabla alınır. Bunu üzerine hangi renk asılacaksa o renk kaplanır. Üzerine kurumayan yapışkan madde sürülür. Belirli aralıklarla plantasyona yerleştirilir. Zeytin sineği için ağaca veya dala, seralarda bitkinin 10-15 cm üzerine gelecek şekilde bir ip veya telle asılır. Tuzağın yakalama etkınliğini kaybetnıemesi için birkaç hafta sonra yerine yenisi takılır.</p>
<p>Sarı yapışkan görsel tuzaklar Kiraz sineği, Akdeniz meyve sineği, Zeytin sineği, Beyaz sinekler, Yaprak bitleri, Cüce ağustos böcekleri ve Yaprak galeri sinekleri gibi zararlılarla savaşta önemli bir yere sahiptir. Mavi renk ise Thrips leri cezbetmektedir.</p>
<p>Ekolojik Tarımda, yararlanılabilecek biyoteknik yöntem materyalleri arasında en uygun olanı feromon, besin tuzağı veya renk tuzaklarının kullanılmasıdır. Daha önce açıklandığı şekilde her biri tek başına kullanılabildiği gibi etkinliği arttırmak ya da zararlının tercihleri göz önüne alınmak suretiyle seçenekler kombine edilerek de kullanılabilir. Örnek olarak:</p>
<p>Besi + Renk Tuzakları: Kiraz sineği (Rhagolalis cerasi)<br />
Feromon + Besi Tuzakları: Zeytin sineği (Bacirocera oleae) (Hem erkek hem dişi bireyleri çekerek etkinliği arttırmak amacıyla kullanılan kombinasyondur)<br />
Feromon +Besi +Renk Tuzakları: B.oleae için en etkin tuzak tipidir.<br />
11.2. Böcek Gelişme Düzenleyicileri (IGR)</p>
<p>Önceleri fizyolojik savaş yöntemi olarak isimlendirilen bu yöntem alternatif savaş yöntemlerinin gelişmesiyle ve artmasıyla etki mekanizması da göz önüne alınarak Biyoteknik Savaş Yöntemi olarak değerlendirilmiştir.</p>
<p>Bu gruba giren bileşikler İnsect Growth Regulators (IGR) ve Insect Development lnhibitörs (IDI), seçici ve özel etki şekilleri ile , hem çevre kirlenmesi hem de dayanıklılığı önlenıesi gibi olumlu yönleriyle günümüzün en aktüel konusunu oluşturmuştur. Böceklerin kendi gelişmeleri için vücutlarında salgılanan bu bi leşikler kullanılarak özellikle böceklerin doğal hormon dengeleri bozulmakta ve böylece büyüme ve gelişme engellenerek veya durdurularak zararlarının önlenmesi bu tekniğin ana prensibidir. Böceklerde hormon dengesini etkileyen ve uygulamalı entomoloji de pratiğe geçmiş olan en önemli maddeler Juvenil Hormon ve Benzoylurea türevleridir.</p>
<p>11.2.1 Juvenil Hormon ve Analogları</p>
<p>Böcekler yumurtadan ergin oluncaya kadar gelişmelerini düzenleyen hormonlar tarafindan kontrol edilirler. Kanda hangi hormon fazla ise, onun fonksiyonu daha baskındır. Bunlardan birinin kandaki miktarının eksik yada fazla olması gereken gelişmeyi geciktirir veya durdurur. Aynı zamanda böceklerde bazı anormal yapıların ortaya çıkarak böceğin üremesine engel olur. Bu durum böceklerle savaşta kimyasal maddelerin yerine geçebilecek alternatif yöntemler aranırken hormonların kullanılması fikrini doğurmuştur.Böceğin kendisine yada beslendiği ortama püskürtülerek uygulanan hormon içerikli preparatlar günümüzde pek çok böcek türüne karşı kullanılmaktadır. İlaçlara göre Juvenil Hormon analoglarının avantajları şöyle sıralanabilir</p>
<p>1. Türe özeldir (spesifik etkilidir) Örneğin ZR-5İ2 (JHA) M.persicaeye etkili A.fabaeye etkisizdir. Bir başka JHA ,A.fabae&#8217;ye etkili, A.gossypii&#8217;ye etkisizdir.</p>
<p>2. Çok düşük miktarları etkilidir, ppm veya mikrongram dozlarında etki gösterir.</p>
<p>3. Gün ışığında 24 saatte parçalanır</p>
<p>4. Karanlıkta tek bir uygulama iki yıl süre ile koruyuculuk sağlar. Örneğin depolarda kuru tütünün bir defa JH&#8217; li preparat Methoprene ile ilaçlanması, depo kapalı kalmak koşulu ile 2 yıl tütün güvesi Ephestla elutella ve Tatlı kurt Lasioderma serricorne zararından korumaktadır.</p>
<p>Genellikle sıcakkanlılara toksik değildir.</p>
<p>Cetvel: Ticari olrak kullanılan juvenil hormonlar</p>
<p>Bu gruptan diflubenzuron maddesi 1971 yılında böceklerde varlığı keşfedilmiş klorlandırılmış difenil bileşiminde bir maddedir. Dimilin veya T-6040 adı da verilen bu bileşik hem dünyada hem yurdumuzda özellikle Lepidoptera tırtıllarına karşı kullanılması uygun görülen bir maddedir. Yurdumuzda elma bahçelerinde elma iç kurdu başta olmak üzere entegre savaş programlarında kullanılmıştır. Alışılagelmiş insektisitlerden farklı bir etki mekanizması olan diflubenzuron ani etki göstermeyip fizyolojik yolla etki yaparak böceğin gelişme ve değişme gösterdiği yumurtadan çıkma , gömlek değiştırme , pupadan çıkma gibi dönemlerde etki göstermektedir. Böceğin kutikulası dışında gelişmesi normal olarak tamamlamasına rağmen kitin sentezinin engellenmesi sonucunda , böcek kaslarını kullanıp deriyi atabilmek için yeterli desteği sağlayamaz, deri iç baskıya dayanamayıp çatlar. Böylece larvalarda deri değiştirmeyi engelleyici bir madde olarak tanımlanabilir. Yumurtalar üzerinde ise ovisit etki gösterebilmektedir. Yapılan pek çok çalışmaya göre embriyoların daha duyarlı olduğu saptanmıştır. Yine bu bileşik ergin tarafından alındığında dişinin bırakacağı yumurtaların açılmasını engellemektedir. Yapılan bir çalışmada ergin Patates böceği Leptinotarsa decemlineata dişilerine diflubenzuron uygulaması sonucunda larvaların kaslarını kullanıp yumurtayı terkedemedikleri saptanmıştır. Diflobenzuron ayrıca Pembe kurt, Elma iç kurdu, Lahana kelebeği, Çam kese tırtılı ve daha pek çok böcek türünü baskı altında tutmaktadır.</p>
<p>Cetvel 4. Ticari olarak kullanılan bazı Benzoylurea bileşikleri</p>
<p>Böceklerin kendi salgıları olan ve büyümelerini sağlayan böcek gelişme düzenleyicileri feromonlar gibi dışarıdan extra uyguladığında, böceklerin normal fizyolojilerini bozarak gelişmeyi sekteye uğratmaları nedeniyle üremeyi engellemektedir. Bitkiye hiçbir zararlı etki yapmadan, toksik kaltntı bırakmadan dekompoze oldukları için ekolojik tarım felsefesi içinde rahatlıkla kullanılabilecek maddelerdir.</p>
<p>11.3. Uzaklaştırıcılar (Repellents)</p>
<p>Zararlıların bitki, hayvan veya insanlara yaklaşmasını, zarar vermesini önleyen ve bunlardan uzaklaşmasını sağlayan maddelerdir. Bu işlevleriyle zararlıları ikaz eden veya uzaklaştıran repellentler Fiziksel ve Kimyasal olmak üzere ikiye ayrılır. Bitkilerde mevcut olan tüyler, dikenler, epidermisin kalın oluşu, doku yapısı fiziksel uzaklaştırıcılar içinde sayılabilir. Bunun yanında bazı tozlar özellikle Lepidoptera larvalarının uzaklaşmasını sağlarlar. Seralarda beyaz sinek ve galeri sinekleri ile bağlarda maymuncuklara karşı kullanılan yapışkan tuzaklar da örnek olarak verilebilir.</p>
<p>Bazı bitkilerin bizzat kendisi repellent özellikte olabilir. Bu bitkilerden elde edilmiş maddelerden en etkili olanlar &#8220;Pyrethrum, Rotenon ve Nicotin&#8221; dir.</p>
<p>Son yıllarda bitkilerden elde edilen bir başka madde Azadirahtin&#8217; dir. Azadiraclııa indica bitkisinin yaprakları ,çiçekleri ve tohumlarından elde edilen Azdirachtin böcekleri hem uzaklaştırıcı hem de beslenmelerini engelleyici etki gösterir.</p>
<p>11.4. Beslenmeyi Durdurucular (Feeding Deterrants Antifeedant)</p>
<p>Bitkilerde doğal olarak bulunan bazı maddelerin, zararlı böceklerin konukçu seçimi, konukçuya adapte olmasında ve özelleşmesinde rol oynadığı bilinmektedir. Bu maddeler zararlının beslenmesini engelleyerek sonuçta ölümüne neden olurlar. Bu doğal maddelerden mısır bitkisinde bulunan &#8220;Dinboa&#8221; Mısır kurdu, Ostrinia nubilalis&#8217;in zararına karşı bitkinin direnç göstermesinde ana faktör olarak bulunmuştur Mısır bitkisi 40-50 cm boyda oluncaya kadar dimboa yoğun olduğu için kelebek yumurta bırakmaz.</p>
<p>Antifeedantlar doğal düşmanlara ve sıcaklıklara düşük etkili olduğundan entegre savaş programlarında yer verilebilir. Bitkilerin hızlı gelişme dönemlerinde sürgün ve yaprakların zararlılardan korunabilmesi amacıyla sık aralıklarla kullanılmaları gerekir.</p>
<p>Böceklerde beslenmeyi engelleyici etkiye sahip olan diğer bir madde de Azdirachtindir. Bitkide doğal olarak bulunan bu madde daha çok ısırıcı çiğneyici ağız yapısına sahip böceklere karşı yalnız olarak, cezbedicilerle birlikte ya da insektisitlerle karıştırılarak kullanılmaktadır. Uygulandığı bitkiye herhangi bir zararlı etkisi olmayan azadirahtin preparatları konukçu bitki üzerine püskürtülerek böceğin oradan uzaklaşmasını veya yediği zaman böceğin gelişmesini önler. Azadirahtin&#8217; in böceklerde uzaklaştırıcı veya beslenmeyi engelleyici etkileri ile ilgili bazı çalışmalar Cetvel S&#8217;de ıerilm iştir.</p>
<p>Günümüzde azadirahtin içeren Margosan- 0, Neem Azal F, Neem Azal T/S, Nemix ve AZ-VR-K kod adı verilen ticari preparatları bulunmaktadır.</p>
<p>Yurdumuzda bu preparatlar Galeri sinekleri, Bazı Afit ve Beyaz sinek türleri ile Patates böceğine karşı kullanılarak olumlu sonuçlar alınmıştır. Bu konuda diğer böcek türlerine karşı olan çalışmalar devam etmektedir.</p>
<p>11.5. Kısırlaştırılmış Böcek Tekniği (SIT)</p>
<p>Zararlı höceklerin üreme gücünü azaltan veya yok eden kimyasal maddeler ya da radyasyon kullanılarak uygulanan yöntemdir. Bahçede bulunan doğal böcek populasyonları içerisine kısırlaştırılmış çok sayıda birey salınması vebu kısır bireylerin doğadaki normallerle çiftleştiğinde yeni bir döl verememesi sonucunda populasyonun azalması ve yok edilmesi esasına dayanır.</p>
<p>Kimyasal kısırlaştırıcı maddelere &#8220;Kemosterilant&#8221; adı verilir. Kemosterilant maddeler ya sadece dişi, ya sadece erkek, ya da hem dişi hem erkekleri kısırlaştırabilirler.</p>
<p>11.5.1. Kemosterilantlar</p>
<p>Kemosteri lantların böceklerde kısırlaştırmayı 3 yolla gerçekleştirdikleri saptanmıştır.Bunlar dominant lethal mutasyonlar ile zigotun ölümüne neden olmak, kromozomlarda kopmalar meydana getirip kopan parçaların değişik kombinasyonlarla heterozigot meydana gelmesine neden olmak, böceklerin üreme fizyolojisini düzenleyen hormonların faaliyetlerini engellemek ve durdurmak.</p>
<p>Tepa, Metepa, Tetramin, Aphamide, Apholate, Purin, Pirimidin, Triphenyltin, Triazin, Tetradifon ve Folikasit analogları gibi bileşikler kemosterilant maddelerdir.</p>
<p>Son yıllarda böcekler kitle halinde üretilirken besinlerine kemosterilant bileşik ler katılarak ,doğaya kısırlaştırılmış bireyler salıvermek suretiyle çalışmalar yapılmaktadır. Ev sineği, Musca domestica, Anthonoınus grandis, Bacırocera oleae, Ceratitis capitata, Cydia pomonella, Spodoptera littoralis, Tetranychus cinnabarinus ve Jetranvchus urticae gibi türler üzerinde bu tip çalışmalar yapılmaktadır.</p>
<p>11.5.2. Radyasyon Uygulamaları:</p>
<p>Radyasyonla kısırlaştırmada ise, izotopların yaydığı iyonize radyasyonun, geniş anlamda canlılara, dar anlamda doku ve hücrelere etkisinden yararlanı larak böceklerle savaşta kullanılmaktadır. Her ne kadar X ışınları ve hızlı nötroniar bu anıaçla kulianılabilirse de en yaygın olan ışın Gamma radyasyonudur. Radyasyon kaynağı olarak Cobalt (Co60) ve Cesium (Se137) kullanılır. Bu maddeler tarafından yayılan Gamma ışınlarıyla böcekler ya öldürtilür ya da kısırlaştırılır. Yüksek dozlar böcek leri öldürür.</p>
<p>Radyasyonla kısırlaştırmada ise küçük dozlar kullanılır. Burada amaç böceklerin kısırlaştırılarak doğaya salıverilmesi ve kısır böceklerin doğadaki normallerle çiftleşerek döl vermemesinin sağlanmasıdır. Kısırlaştırma için doz, böceklerin türlerine, erkek veya dişi oluşlarına göre genel olarak 2,5-5,5 krad arasında değişir. Insektaryumlarda kitle halinde çok büyük rakamlarda üretilen, Co60 kaynağı olan irradiyatör&#8217;lerden geçirilerek kısırlaştırılan pupalardan çıkan ergin böceklerin doğaya salınması belirli bir süre aralıksız devam ettiğinde,zararlı populasyonu düşer, sonuçta tür eradike edilmiş olur.</p>
<p>1962 yılında Bactrocera oleae (Coq.) Rota Adasında, 1963&#8242;te Bacirocera dorsalis (Hendel) Guam Adasında eradike edildiler. Bu tarihten günümüze kadar sayısız uygulamalar yapılmıştır. Özellikle meyve sinekleri üzerinde yoğunlaştırılan bu çalışmalarda Akdeniz meyve sineği Ceratitis capitata Wied. üzerinde en fazla çalışma yapılan tür olmuştur. Bu zararlıya karşı 1967 yılında Capri, 1969 yılında Procida adalarında, daha sonraları İspanya, Orta Amerika, Tunus, Hawaii Adaları ile 1976-1977 yıllarında Kaliforniya&#8217;da yürütülen uygulamalar en belli başlı olanlarıdır. 80&#8242;li yıllardan itibaren Meksika, A.B.D. ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı&#8217;nın işbirliği ile yürütülen Orta Amerika C. capitata eradikasyon projesi bugüne dek uygulananların en kapsamlısı olmuş, Metapa (Meksika)&#8217;da kurulan fabrika kapasitesindeki büyük böcek üretim laboratuvarında haftada 500 milyon sinek üretilmiş ve kalite kontrolleri yapılıp ışınlandıktan sonra doğaya salınmıştır. Üretimi yapılan bitkilerden kilometrelerce uzakta üretilip ışınlanan böceklerin kafesler içinde getirilerek, bahçede doğaya salınması suretiyle zararlıyı yok etmesi, ekolojik tarım felsefesine uymaktadır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/biyoteknik-yontem-uygulayan-firmalar/" title="biyoteknik yöntem uygulayan firmalar" rel="tag">biyoteknik yöntem uygulayan firmalar</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/boceklerde-feromonlarin-ozellikleri-ve-fonksiyonlar/" title="böceklerde feromonların özellikleri ve fonksiyonlar" rel="tag">böceklerde feromonların özellikleri ve fonksiyonlar</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/boceklerin-biyoteknik-savas-yontemleri-ile-kontrolu/" title="Böceklerin Biyoteknik Savaş Yöntemleri İle Kontrolü" rel="tag">Böceklerin Biyoteknik Savaş Yöntemleri İle Kontrolü</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/bzekle-kontrol/" title="bzekle kontrol" rel="tag">bzekle kontrol</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekolojik-tarim/" title="Ekolojik Tarım" rel="tag">Ekolojik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/feromonlarla-zararlilara-karsi-savasim/" title="feromonlarla zararlılara karşı savaşım" rel="tag">feromonlarla zararlılara karşı savaşım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/havai-adalari-sex/" title="havai adaları sex" rel="tag">havai adaları sex</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/" title="Organik Tarım" rel="tag">Organik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/renk-tuzagi-olarak-cicekler/" title="renk tuzağı olarak çiçekler" rel="tag">renk tuzağı olarak çiçekler</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tarim/" title="tarım" rel="tag">tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tarimda-bocekler/" title="tarımda böcekler" rel="tag">tarımda böcekler</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/topraksiz-tarim/" title="topraksız tarım" rel="tag">topraksız tarım</a><br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulresmi.info/boceklerin-biyoteknik-savas-yontemleri-ile-kontrolu-organik-tarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitki Korumanın Genel İlkeleri (Organik Tarım)</title>
		<link>http://www.gulresmi.info/bitki-korumanin-genel-ilkeleri-organik-tarim/</link>
		<comments>http://www.gulresmi.info/bitki-korumanin-genel-ilkeleri-organik-tarim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 17:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Bitki Korumanın Genel İlkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<category><![CDATA[organik gübre]]></category>
		<category><![CDATA[organik ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[topraksız tarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulresmi.info/?p=1079</guid>
		<description><![CDATA[Bitki Korumanın Genel İlkeleri (Organik Tarım için) sizler için araştırıp sitemizde yayınladık buyrun
Fungisit, insektisit ve akarisit etkisi bulunmaktadır. Kabuklu bitlere, özellikle San Jose kabuklu bitine ve şeftali yaprak kıvırcıklığı hastalığına, karalekeye karşı iyi kontrol sağladığı bildirilmektedir. Yönetmelikte yapılan düzenleme ile sadece meyve ağaçları, zeytin ve bağda kış mücadelesi amacıyla uygulanması mümkündür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bitki Korumanın Genel İlkeleri (Organik Tarım için) sizler için araştırıp sitemizde yayınladık buyrun</p>
<p>Batının çevre sorunlarına duyarlı ülkelerinde başlayan ve bugün dünya genel tarımı içinde belirli bir kapasiteye ulaşan ekolojik tarım 1985 yılında Türkiye&#8217;de de başlamış ve son yıllarda alan, ürün çeşitliliği ve üretim miktarı açısından önemli gelişmeler göstermiştir. Kitabın bu bölümünde önce ekolojik tarımın bitki koruma ile ilgili genel esasları ve felsefesi üzerinde durulduktan sonra, bu tarım sisteminde kültür bitkilerinin verim ve kalitelerinde hastalık etmeni ve zararlıların yarattıkları olumsuzlukları önleme veya asgaride tutma yöntemleri ele alınacaktır. Bölümün sonunda bitki koruma açısından ekolojik tarımm Türkiye&#8217;de gelişmesi konusundaki önerilere yer verilecektir.<span id="more-1079"></span></p>
<p>Ekolojik tarımın gelişmiş batı ülkelerinde doğması ve onaylanmış bir sistem olarak kabul görmesinde rol oynayan en büyük faktörlerden birisi hiç şüphesiz bitki korumada pestisit olarak kullanılan organik ve anorganik kimyasalların insan ve çevre sağlığına olumsuz etkileridir. Bu etkileri ortaya koyan bilimsel çalışmalar, bu çalışmaların sonuçlarını duyuran medya ve sorunlara duyarlı bir kamuoyu sayesinde, diğerleri yanında (sentetik gübreler gibi) bu kimyasalları da reddeden bir yetiştirme sistemi ortaya çıkmıştır. Halen batı ülkelerinde sentetik kimyasallardan tedirgin olan kamuoyunun &#8221; temiz&#8221; ürünlere talebi gittikçe artmakta ve bu da ekolojik tarıma fıkren henüz geçmemiş ülkelerde bile tamamen dış satıma yönelik bir ekolojik üretime geçiş için teşvik edici bir unsur olmaktadır.</p>
<p>Bilimsel çevreler ve kamuoyunda pestisit kullanımına karşı düşüncelerin bir zamanlarııı harika ilacı DDT&#8217; nin olumsuz etkilerinin bel irlenmesiyle başladığı söylenebilir. DDT&#8217; ye karşı başlayan bu kritik zamanla diğer birçok pestisidi de kapsamış ve sonuçta çevre ve sağlık sorunlarına yol açan birçoğunun üretimleri durdurulmuş, kullanımları yasaklanmıştır. Ancak bunların çoğunun az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde hala kullanıldıkları bilinmektedir.</p>
<p>Okuyucuyu ekolojik tarıma biraz daha inandırmak amacıyla pestisit kullanımından doğan olunısuz sonuçları özetlemekte yarar görülmüştür:</p>
<p>Pestisitler genelde çevreye yabancı ve ona zararlı kimyasal bileşiklerdir, ekosistemi toprakta yaşayan bir mikroorganizmasından gelişmiş bir hayvanına kadar tahrip etme potansiyeline sahiptirler. Bu etki doğrudan toksik bir etki olabileceği gibi, dolaylı da olabilir. Besin zincirinin kopması, immun sistemin zayıflaması organizmaların birbirleriyle haberleşmelerini sağlayan kimyasal sinyallerde karışıklık yaratması gibi. Bu dolaylı etkiler ilgili canlının yaşamında direkt etkiler kadar önemli olabilirler. Örneğin su pireleri çürümekte olan organik materyalde oluşan sarcosine&#8217;i algılayan ve onun sayesinde besinlerini bulan canlılardır. Yabancı otları kontrol altında tutmak amacıyla etkili maddesi Phosphonylsarcosine olan bir herbisit kullanıldığında, bu canlılar şaşırmakta ve besinlerini bulma şansları böylelikle yok edilmektedir. Bu, doğada pestisitlerin besin zincirini koparmalarına güzel bir örnektir.<br />
Pestisit kalıntıları insan gıdalarında birikebilirler ve doğrudan alerjilere ve diğer hastalıklara yol açabilirler. Bu olumsuzluk ları pestisitlerin şu anda en çok araştırılan özelliklerinden birisidir.<br />
Bazı pestisitler insana doğrudan toksik etki yaparlar. Bu etkiyi hem üretimleri sırasında ve hem de pestisit kalıntısı içeren gıdaları yiyen insanlarda gösterirler. Birleşmiş Milletler Asya ve Pasifık Ekonomik ve Sosyal komitesine göre (1983) yılda iki milyon kişi bu yüzden zehirlenmekte ve bundan 40.000 kişi ölmektedir.<br />
Pestisit üreten fabrikalar üretimleri sırasında, ya kaza ile (İtalya&#8217;da Seveso, Hindistanda Bhopal) veya rutin emisyonlarla (Ren Nehri) çevreyi kirletmektedirler.<br />
Hükümetler bu sorunları çözmek veya en aza indirmek için daha sıkı çevre standartları koymakta ve bazen o pestisitlerin kullanımını yasaklamaktadırlar.<br />
Pestisitlerin çevreye ve insanlara bu olumsuz etkilerinden söz ederken bitki metabolizmasında yol açtıkları değişiklikleri unutmamak gerekir. Bu değişiklikleri aşağıdaki gibi basitçe şematize etmek mümkündür:<br />
Sağlıklı bitkiler zararlı ve patojenlere karşı kendilerini daha aktif olarak savunabilirler. Bu savunnıada bitkinirı protein sentez yeteneği önemli bir rol oynar.</p>
<p>Protein sentezi ya pestisitlerin direkt etkisi nedeniyle ya da dengesiz gübrelenıe sonucu (aşırı azot verimi gibi) normalden sapabilir. Bazı durumlarda optimalin dışındaki sıcaklık ve nem de benzer etkiyi yapabilirler.<br />
Protein sentezi normalden saptığında bitki dokusunda suda eriyebilir şekerler, azotlu bileşikler ve serbest amino asitler birikir.<br />
Bu durum patojenlerin bitki dokusunda gelişmeleri için ideal bir ortam sağlar.<br />
Sonuçta patojenler daha yoğun olarak ürerler , normalde kendilerini baskı altında doğal düşmanların etkisinden kurtulurlarve kendilerine ortam olarak seçtikleri bitkide daha fazla zarara yol açarlar.<br />
Pestisitlerin olumsuz etkilerine daha çok örnek vermek mümkündür. Bu nedenle ekolojik tarım sentetik pestisitlerin kullanımını yasaklamakta ve bitki sağlığının idamesinde kültürel ve biyolojik önlemlere ağırlık vermekte, bu önlemlerin sentetik esaslı olmayan bitki koruma maddeleriyle kombinasyonunu öngören bir yaklaşım içine girmektedir.<br />
10.1. Ekolojik Tarımın Bitki Korumaya İlişkin Bazı İlkeleri</p>
<p>Ekolojik tarım her şeyden önce doğa sevgisine dayanan, doğa ile birlikte, ona zarar vermeden üretim yapmayı öngören bir felsefeye dayanır. Uluslararası düzeyde son yıllarda çok sık sözü edilen &#8220;sürdürülebilir tarım&#8221; deyimi de ruhunu bu felsefeden almaktadır. Bu inanışta olmayan, üretime yalnızca ticari açıdan bakan kimselerce ekolojik tarımın algılanması güç olmaktadır. Buna paralel olarak, klasik tarımın sorunlarını yine klasik yöntemlerle çözmeye çalışan araştırıcıların ekolojik tarımı üzerinde araştırma yapmaya değer bir konu olarak kabul etmeleri de zaman alacak gibi görünmektedir. Ekolojik tarımın bitki korumaya atıfta bulunan ya da bitki korumayı gözeten önemli bazı temel ilkelerine aşağıda maddeler halinde yer verilmiştir:</p>
<p>1) Ekolojik tarım ekstensif bir üretim tarzıdır, maksimum ürünü hedeflemez. Bu sayede tarlada hastalık etmeni ve zararlılar için uygun bir mikroklima oluşma şansı azaltılmış ve önemli bir kültürel önlem yerine getirilmiş olur.</p>
<p>2) Ekolojik tarım toprağı canlı bir varlık olarak kabul eder ve onu her üretim kademesinde korumaya çalışır. Sentetik kimyasalların, toprağa yabancı maddelerin gübre olarak kullanılması yasaktır. Toprağa verilen doğal kökenli besin maddelerinin önce mineralize olması ve sonra bitki tarafından alınması esas alınır. Bunu sağlamak üzere toprakta yüksek bır mikrobiyolojik aktiviteyi temin etmeye çalışır. Yüksek mikrobiyel aktivite çoğu toprak patojeninin antagonistler tarafından kontrol altında tutulması anlamına gelir. Ayrıca çabuk dekompoze olan bitki artıklarında patojenlerin kışlama şansı da azalır</p>
<p>3) Ekolojik tarım, biyolojik çeşitliliği de sürdürmek amacıyla stres koşullarına, zararlı ve hastalıklara dayanıklılık gösteren ancak verimi nisbeten düşük olan &#8220;eski&#8221; çeşitleri, dayanıklılık açısından belirli bir düzeye sahip olmayan modern çeşitlere tercih edebilir. Dayanıklı çeşitlerin yetiştirilmesi çevreye pestisit baskısını azaltıcı bir kültürel önlemdir.</p>
<p>4) Doğal üretim felsefesi nedeniyle, gen transferi yoluyla dayanıklılık veya istenen endüstriyel özellikler kazandırılmış bitki çeşitleri ve mikroorganizmaların ekolojik tarımda kullanılmaları yasaktır. Bu durum klasik dayanıklılık ıslahının ekolojik tarımda önemli bir enstruman olmaya devam edeceğini göstermektedir.</p>
<p>5) Ekolojik tarım bir işletmede hayvansal üretim ile bitkisel üretimi mümkün olduğunca birlikte yapmayı, böylelikle ekolojik madde dönüşümünü nisbeten kapalı bir sistem içinde sürdürmeyi öngörür. Bu sayede çiftlik hayvanlarından elde edilen gübre yine toprağa dönmüş ve toprak mikrobiyel yaşamı desteklenmiş olur.</p>
<p>7) Ekolojik tarımın her üretim basamağı ve son ürün her türlü denetim ve kontrola (örneğin pestisit kalıntısı açısından) açıktır. Bu iş devlet kurumları veya onaylanınış özel kurumlar eliyle yürütülür. Bu, ekolojik tarımı geleneksel tarımdan ayıran çok önemli bir ilkedir ve bu sayede bilinçsiz pestisit kullanımı engellenmiş olur. Bunun yanında ekolojik ürünler bu niteliği garanti eden ve ürünün daha yüksek fiyatla satılmasını sağlayan etiketlerle ayırdedilir ve korunurlar.</p>
<p> <img src='http://www.gulresmi.info/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Ekolojik yolla elde edilmiş tarım ürünleri daha pahalıdır. Burada maksimum üretimin hedeflenmemiş olması önemli bir rol oynar. Ancak ürünün daha pahalı satılması üretici kazancının birim alan bazında geleneksel tarıma göre daha yüksek olmasını sağlayabilir.</p>
<p>9) Ekolojik tarımın genel tarım içindeki payı oldukça düşük olup, ülkelere göre % 1-2 arasında değişmektedir. Burada rol oynayan faktörlerden bir tanesi özellikle doğal kökenli besin maddelerinin toprakta dönüşümü ve bitki sağlığının idamesi konularında henüz çözüm bekleyen sorunların varlığıdır.</p>
<p>Yukarıda sıralanan özellikleri nedeniyle ekolojik tarımın gıda üretimi yetersizliği olan ülkelerde, çevre sorunlarını henüz tanımayan veya bu sorunlara aldırış etmeyen ülkelerde, tarım politikasında bu üretim tarzını manen de olsa desteklemeyen, teşvik etmeyen ve son olarak da bu ürünleri satın alabilecek tüketici sayısı kısıtlı olan ülkelerde yaygınlaşması, kabul görmesi olasılığı düşük görünmektedir. Ancak, üretimin tamamen dışsatıma yönelik olması durumunda bu üretim tarzının henüz &#8220;hazır&#8221; olmayan ülkelerde de yaygınlaşması mümkün olabilir ki, ülkemizde yapılan ekolojik tarım böyle bir niteliğe sahiptir.</p>
<p>10.2. Ekolojik Tarımda Bitki Koruma</p>
<p>Bilindiği gibi geleneksel tarımda kültür bitkilerinin hastalık ve zararlıların olumsuz, kalite ve verimi azaltıcı etkilerinden korunması en önemli aktivitelerinden birisidir. Yeterli bir bitki koruma için kültürel yöntemlere, ilaçlı mücadeleye ve biyolojik savaşırna belirli bir kombinasyon içinde yönelmek esastır. Bu özelliği ile bitki koruma geleneksel tarım içinde başlı başına bir bölümdür. Bu durum geleneksel tarım ile ekolojik tarım arasında gübrelemeden sonra ikinci bir tartışma noktası yaratır. Ekolojik tarımın bütünlük prensibi bitki korumanın üretim süreci içinde kendi başına bir bölüm olmasına izin vermez. Ekolojik tarım bir ekolojik sistemin kendi kendine şifa bulmasını öngörür. Tarımsal bir eko-sistemde bir zararlı veya hastalık etmeninin anormal çoğalarak verim ve kalite kaybına yol açması bozulmuş bir düzenin sembolüdür, bir işletme hatasıdır. Ekolojik tarım bu duruma yol açan tek taraflı, yanlış bakış açısını düzeltme görevini de yüklenir.</p>
<p>Bu ilkeden hareketle ekolojik tarım doğaya yabancı, ona aşırı bir biçimde müdahale eden, biyolojik çeşitliliği azaltan, kalıntı sorunu yaratarak canlıların yaşamını riske sokan sentetik kimyasalların pestisit olarak kullanımını yasaklar. Geleneksel tarımın önemli pestisitlcrinden olan kükürt ve bakırın kullanımı ancak belirli sınırlar içinde mümkündür. Pestisit kullanımını reddeden ekolojik tarım önce kültürel önlemlerin desteğiyle sağlıklı bir çevre yaratıp pestisitlerin yerine adları ileriki bölümde verilecek olan bitki bakım maddeleri ile bitkinin doğal dayanıklılığını arttırıcı maddeleri kullanıp hastalık etmeni ve zararlıları kontrol altında tutmaya çalışır. Zararlıların kontrol altında tutulmasında biyolojik mücadeleye, yararlı faunanın korunmasına büyük önem verir.Bazı zararlılara karşı yalnızca biyoteknoloj ik yöntemlerden yararlanır.</p>
<p>Burada konuyu daha iyi takdim edebilmek amacıyla, ekolojik tarım felsefesine büyük uyum gösteren ve geleneksel tarıma göre çok daha fazla önem atfedilen kültürel önlemleri &#8220;pasif bitki koruma&#8221;, toz veya sıvı formdaki bir maddeyi bitkiye atarak onu zararlı veya hastalık etmeninden doğrudan veya bitki davranışını değiştirerek korumaya çalışan yöntemleri ise &#8220;aktif bitki koruma&#8221; adı altında toplamayı uygun bulduk. Bu maddeler genelde &#8220;bitki kuvvetlendirici maddeler&#8221; veya &#8220;bitki bakım maddeleri&#8221; adı altında toplanan doğal kökenli maddeler olmakla birlikte, kimileri geleneksel tarımda da kullanılan pestisitlerdir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi, bu pasif ve aktif bitki koruma yöntemlerini birbirlerinden kopuk önlemler olarak düşünmemek gerekir. Ekolojik tarım üreticilerinin geleneksel üreticiye göre bitkisinin optimal gelişme isteklerini daha iyi bilen, doğa ile uyum içinde üretim felsefesini kavramış, toprak solucanının toprak verimliliği için ne anlama geldiğini, yararlı akarların, gelin böceklerinin kendisine nasıl yardımcı olduğunu çok iyi kavramış, insanlara kalıntısız, sağlıklı ürün sunmayı ilke edinmiş kimseler olması gerekir. Bu kimseler için bitki yetiştirme ile bitki koruma iki ayrı işlem değildir.</p>
<p>10.2.1. Ekolojik Tarımda Pasif Bitki Koruma İlke ve Yöntemleri</p>
<p>Ekolojik tarım felsefesinde yer alan sağlıklı bitki üretimi ile ilgili esaslar aynı zamanda pasif bitki korumanın temelini oluştururlar. Sağlıklı bitki üretimi geleneksel tarım için de bir ilke olmakla birlikte, bu durum ekolojik tarımda daha kuvvetli vurgulanır ve yönetmeliklerle de zorunlu bir biçimde uygulanır. Bu ilke ve yöntemlere aşağıda kısaca değinilmiş olup, kitabın ilgili diğer bölümlerinde yazarlar bu konulara daha detaylı yer vermektedirler.</p>
<p>10.2.2. Toprak Sağlığı</p>
<p>Ekolojik tarım feisefesinde toprak sağlığı bitki sağlığı ile doğrudan ilişkilendirilir ve bu nedenle toprak sağlığına büyük önem verilir. Toprak canlı bir varhktır ve her tarımsal uygulamada onun sağlığının idamesine çalışılmalıdır. Sağlıklı toprakta gelişen bitkinin hastalık etmenleri ve zararlılara daha iyi karşı koyacağı, verim ve kalitesinde önemli bir sapma olmadan onları daha iyi tolere edebileceği kabul edilir.</p>
<p>Toprak sağlığı daha işleme aşamasında dikkate alınır. Toprak, yumuşak bir tarzda onun dikey özelliklerini bozmadan işlenir. Toprağın dengeli bir humus bilançosuna sahip olmasını sağlamak üzere yeşil gübreleme yapılır, ekolojik çiftlik gübresi kullanılır ve mümkünse işletmede çok yıllık yem bitkilerine ekim nöbetinde yer verilir.</p>
<p>10.2.3. Ekim Nöbeti</p>
<p>Ekim nöbeti veya rotasyon, polikültürün mekanizasyon. işgücü ve mali koşullar açısından daha karmaşık yaklaşımlar gerektirmesi nedeniyle, ticari anlamda ekolojik üretim yapan bir işletmede ürün çeşitliliğini sağlayan önemli bir faktördür. Bir ekolojik tarım işletmesinde zengin bir ürün deseni için çaba göstermek esastır. Derin-sığ köklü, yavaş-hızlı gelişen, yapraklı saplı, azot alan-veren, humus arttıran-azaltan, yabancı otları bastıran-bastırmayan bitkilerin sırayla tarlaya gelmesine özen gösterilir. Bu sayede toprak yorgunluğu önleneceği gibi, patojenlerin, zararlıların ve yabancı otların etkili bir populasyon yoğunluğuna ulaşmaları da engellenir. Hatta &#8220;düşman&#8221; veya &#8220;nötral&#8221; bitkiler yardımıyla &#8220;biyolojik toprak dezenfeksiyonu&#8221; bile sağlanabilir. Örneğin kök ur nematodu Heterodera schachtii&#8217;nin pancardaki zararı ekim nöbetinde mısır ve yoncaya yer vermekle kontrol altında tutulabilir.</p>
<p>Ekim nöbetinin esas avantajı hassas çeşitlere musallat olan toprak kaynaklı patojenlerle sınırlı alanda beslenen zararlıları kontrol altında tutmak üzere bir &#8221; konukçusuz dönem &#8221; yaratmasıdır. Bu dönem, örneğin tahıl yaprak hastalıklarında patojen geçişini sağlayacak bir &#8220;yeşil köprüyü&#8221; önlemek üzere birkaç hafta sürebileceği gibi, bazı nematodlar için birkaç yıl da olabilir.</p>
<p>Ekim nöbeti hareketli böceklerin, toprakta saprofıt olarak da yaşayabilen veya sporları hava yoluyla uzun mesafelere ulaşabilen patojenlerin kontrolunda doğal olarak daha az başarılıdır. Bunun yanında tohumla bulaşan, örneğin bakteriyel patojenlerin savaşımında rotasyonlar birkaç istisna dışında çok sınırlı başarı sağlarlar.</p>
<p>10.2.4. Dayanıklı Çeşitler</p>
<p>Bitkiler kendilerini patojenler ve zararlılara karşı korumak üzere çok sofistike yöntemler geliştirmişlerdir ve doğada bir bitkinin hastalanması &#8211; patojen populasyonunun büyüklüğü düşünüldüğünde &#8211; ender bir olaydır. Ekolojik tarımda albenisi ve verimi modern çeşitler kadar yüksek olmayan, ancak olumsuz koşullara, patojen ve zararlılara karşı nisbeten daha dayanıklı olan &#8220;eski&#8221; varyetelerin üretimine devam edilmesi tercih edilebilir. Ancak bu, ekolojik tarımın ıslah yoluyla verimi ve dayanıklılığı arttırılmış çeşitlerden yararlanmayacağı anlamına gelmez. Al benisi az da olsa , dayanıklı &#8220;eski&#8221; köy çeşitlerinin yetiştirilmesi tercihi biyolojik çeşitliliğin sürmesine katkıda bulunma ilkesini de taşımaktadır.</p>
<p>Çeşitlerin seçiminde doğal olarak yalnız dayanıklılık değil, vejetasyon süresi, pazar talebi, sertifıkalı tohum temininde kolaylık gibi faktörler de rol oynar. Dayanıklı çeşitlerin kullanılmasıyla patojen ve zararlıların populasyonları belirli bir büyüklükte tutulabilir ve böylelikle kimyasal savaşıma gerek kalmaz. Dayanıklı çeşitler patojen sporlarının duyarlı çeşitlere ulaşmalarını engelleyen bir bariyer olarak da yetiştirilebilirler</p>
<p>Tek yıllık ve geniş alanlarda yetiştirilen kültür bitkilerinde , örneğin tahıllarda, dayanıklı çeşitlerin seçiminde ve bunların yetiştirilmesinde diğer çok önemli bir nokta, bunların patojen ve zararlılara karşı bir &#8220;seleksiyon basıncı&#8221; uygulamalarının önlenmesidir. Geniş alanlarda bir veya birkaç patojen ırkına karşı spesifik dayanıklılığa (vertikal dayanıklılık) sahip çeşitler yerine horizontal dayanıklılığa sahip çeşitlerin ekilmesiyle veya karışık ekim yapmak suretiyle bu sorun giderilebilir. Aksi durumda büyük emekle elde edilmiş çeşitlerin elden çıkması muhtemeldir.</p>
<p>10.2.5. Genus ve Tür Seviyesinde Karışık Ekim</p>
<p>Aynı alanda karışık ekim genus veya tür seviyesinde uygulanabilir. Örneğin buğday/bakla, buğday/çavdar veya buğday/buğday gibi. Ticari anlamda ekolojik üretim yapan bir işletmede hem alan açısından çeşitliliği sağlamak ve hem de patojen ve zararlıları kontrol altında tutmanın en basit yolu ayni bitki türünün, örneğin ekmeklik buğdayın o bölgenin hakim patojenlerine karşı tolerant reaksiyon veren çeşitlerini birlikte yetiştirmektir. Bugün genetik bazı (pool) geniş, ancak istenilen verim ve kalite özelliklerini taşımayan &#8220;eski&#8221; çeşitler yerine dar genetik bazlı, yüksek performanslı çeşitlerin tercihi patojenlere dayanıklı da olsalar bu çeşitlerin bir süre sonra yine hastalanmalarını sağlayabilmektedir. Bunu önlemek üzere tahıl/tahıl, tahıl/baklagil (buğday-bakla, arpa-bezelye, yulaf-bezelye gibi) ve sebze/sebze karışımları üzerinde denemeler yapılmakta ve olumlu sonuçlar alınmaktadır. Bu başarının nedenleri:</p>
<p>Farklı çeşitlerin dayanıklılık mekanizmaları farklıdır.<br />
Bazı patojenler birbirine temas halinde bulunan duyarlı bitkiler arasında hızla yayılırlar (örneğin tahıl küllemesi etmeni Erysiphe graminis ). Duyarlı olanların yanında dayanıklı olanların bulunması etmenin bulaşma ve üreme şansını azaltır<br />
Karışık ekim tarla sınırında ekim, şeritvari ekim, ara ekim, alta ekim gibi şekillerde de uygulanabilir. Burada konukçularını görerek, koklayarak veya bitkiden gelen kimyasal sinyallere göre bulan böceklere karşı bir şaşırtrna etkisinden yararlanılır. Karışık ekimde bitkiler ayrıca ışık durumunu etkileyerek, mikroklima oluşturarak ve doğal düşmanlar için alternatif konukçular olarak veya onları tarlaya cezbederek de yardımcı olurlar.</p>
<p>10.2.6. Ekim ve Dikim Sıklığı</p>
<p>Birim alanda optimal gelişebilecek bitki sayısı her kültür bitkisi için belirlenmiştir. Bu normun üzerinde yetiştirme yapılması durumunda, bitkiler zayıf gelişecekleri gibi, sık ve kapalı bir bitki topluluğu içinde oluşabilecek bir mikroklima patojen ve zararlıların daha kolay üremelerine de yol açabilir. Ekolojik tarımda maksimum ürün hedeflenmediğinden gereğinden fazla bitki yetiştirme eğilimi de yoktur ve böylelikle önemli bir kültürel savaşım yöntemine kendiliğinden uyulmuş olur.</p>
<p>10.2.7. Ekim, Dikim ve Hasat Tarihlerinin Manipulasyonu</p>
<p>Burada ulaşılmak istenen hedef, zararlı veya hastalık etmeninin en aktif olduğu yaşam döneminde uygun konukçu bitkiyi yakalama süresini kısaltmaktır. Diğer bir ifade ile burada ilke, zararlı veya patojenin aktif gelişme döneminin konukçu bitkinin duyarlı olduğu dönem ile çakışmasını önlemektir. Bu sayede örneğin, bazı zararlıların yumurta bırakma şansının bertaraf edilmesi, patojenin saldırısından önce tolerant çeşitlerin belirli bir gelişme dönemine ulaşmış olmaları, zararlı çoğalmadan önce ürünün erkenden olgunlaşması, zararlı ile onun doğal düşmanı arasındaki senkronizasyon ve üreticinin patojenin bulaşması ve zarar yapması için uygun olmayan hava koşullarında ürününü hasat etmesi sağlanmış olur.</p>
<p>10.2.8. Tuzak Bitkiler</p>
<p>Tarlada belirli bir populasyon yoğunluğuna erişmiş zararlıları tuzak bitkilere cezbetmek ve sonra bu bitkileri sürüp toprağa karıştırarak populasyon yoğunluğunu azaltmak mümkündür. Örneğin tahıl ve pancar kist nematodlarının tarladaki yoğunluğunu azaltmak üzere hem yeşil gübrelenıede ve hem de tuzak bitki olarak kullanılabilen yulaf, şeker pancarı, ıspanak, kolza, hardal ve turp gibi bitkiler 4 -6 hafta süre ile yetiştirilir ve sonra toprağa karıştırılır. Söz konusu nematodlara karşı hassas olan bu bitkiler kistlerin aktive edilip çıkan larvaların kökleri işgal etmesini sağlarlar ve tam zamanında sürııw ile toprağa karıştırıldıklarında da genç nematodlar ölürler.</p>
<p>10.2.9. Yabancı Otlar</p>
<p>Ekolojik tarım kültürel önlemler kapsamında yabancı otlara özel bir yer verir. Geleneksel tarımın &#8220;istenmeyen bitkileri&#8221; ekolojik tarımda doğanın yardımcı güçleri olarak kabul edilir. Bu güç onların bitki kök çevresinde allelopati yaratma, yararlı fauna için bir yaşam yeri sağlama ve toprak tavının korunmasında yardımcı olma gibi özelliklerine dayanır. Bu nedenle ekolojik tarımda yabancı ot savaşımından değil, yabancı ot regülasyonundan söz edilir. Yabancı otların belirli bir sıklığa erişıı izin verilir, bu sıklıktan sonra sökerek uzaklaştırma, toprak işleme, ekim nöbeti gibi kısa ve uzun vadeli yöntemlere başvuru lur, ancak herbisit kullanımı yasaktır.</p>
<p>10.2.10. Dengeli Gübreleme</p>
<p>Kültürel önlemler yoluyla bitkileri hastalık ve zararlılardan korumanın en önemli yöntemlerinden biri de dengeli gübrelemedir.. Bu deyim bitkinin optimal ürünü için makro ve mikro besin maddelerince yeteri kadar desteklenmesi sayesinde onun dispozisyonunda hastalık etmeni ve zararlılara karşı olumsuz bir değişikliğin doğmasının önlenmesi anlamında kullanılır. Gübreleme konusunda da ekolojik ve geleneksel tarım arasında önemli nüanslar vardır. Ekolojik tarım &#8220;toprağı gübrele, bitkiyi değil!&#8221; sloganı ile gübre niteliğindeki maddelerin sağlıklı topraktaki yüksek mikrobiyel aktivite yardımıyla biyolojik dönüşüme uğrayarak, mineralize olarak bitkiye ulaşmaları gerektiğini ifade eder. Bu nedenle ekolojik tarım toprakta kolay çözünen, bitki tarafından doğrudan alınan sentetik-ticari gübrelerin kullanımını yasaklar, topraktan kaldırılan besin maddelerinin ahır gübresi, yeşil gübreleme ve kompost ile yerine iadesini ön görür. Bunların yanında ekolojik tarım işletme dışı ticari gübreleri de kullanabilir. Ancak bu maddelere gübre değil, daha çok &#8220;toprak iyileştiricileri&#8221; gözüyle bakılır. Kireç, dolomit, alg kireci, hani fosfat, kaya unu, bazait unu, bentonit, odun külü, kemik, kan ve boynuz unları, risinus kabuğu ve guano bu türlü toprak iyileştiricileridir. Görüldüğü gibi bu maddelerin çoğu ancak bir dönüşüm sonucu bitki tarafından alınabilen maddelerdir. Burada hemen bu &#8220;iyileştiricilerin&#8221; de kullanımında belirli bir sınırın var olduğunu belirtmek gerekir.</p>
<p>Sonuç olarak, toprakta patojenlerle rekabet edebilen ve onların populasyonlarını sınırlandıran zengin bir mikrobiyel aktivitenin varlığı, dengeli bir besin maddesi arzı, akıllı bir ekim nöbeti, dayanıklı çeşitlerin ekimi, uygun yetiştirme tekniklerinin kullanımı suretiyle ekolojik tarımın doğal felsefesi içinde pasif bitki koruma yöntemleri kendiliğinden uygulanmış olur.</p>
<p>10.2.11. Ekolojik Tarımda Aktif Bitki Koruma İlke ve Yöntemleri</p>
<p>Ekolojik tarımda da belirli maddeleri çeşitli formlarda bitkiye uygulayarak onu hastalık etmeni ve zararlıların olumsuz etkilerinden aktif olarak koruma pratiğine başvurulur. Ancak önceden de belirtildiği gibi, buradaki aktif önlemlere bitki sağlığını tamamlayıcı unsurlar olarak bakılır, bunlar apayrı bir işlem olarak kabul edilmezler.</p>
<p>Zararlılara Karşı</p>
<p>1. Chrysanthemum cinerariaefolium &#8216;dan elde edilmiş piretrin esaslı preparatlar, mümkünse sinergist katkılı</p>
<p>C. cinerariaefolium&#8217;un çiçeklerinden soğuk su ekstraksiyonu ile elde edilen piretrin ısırıcı ve emici böceklere karşı insektisit etkilidir. Sinergist olarak susam yağı, sulfoksit veya çoğunlukla piperonilbutoksit kullanılır. Sentetik piretroitlerin kullanınıı yasaktır. Yönetmelik sinergisitlerin kullanımı üzerinde açıklama vapmamaktadır. Bu preparatlar arılara zehirli değildir.</p>
<p>2. Derris spp., Lonchocarpus spp. ve Terphrosia spp.&#8217;den elde edilmiş rotenon etkili maddeli preparatlar</p>
<p>Tropik bir baklagil türü olan D. elliplica&#8217;nın kökleri insektisit etkili rotenon içerir. Temas zehiri olan bu madde nisbeten yüksek bir balık toksisitesine sahiptir. Uygulamanın uzman kuruluş ya da personelin kontrolu ile yapılmasına izin verilmiştir.</p>
<p>3. Quassia amara&#8217;dan elde edilmiş preparatlar</p>
<p>Bu bitkiden elde edilen preparatlar meyvecilikte unlu bitlere ve testereli arılara karşı insektisit ve repellent olarak kullanılmıştır. Bugün önemleri azalnııştır.</p>
<p>4. Ryaniaspeciosa&#8217;dan elde edilmiş preparatlar.</p>
<p>Güney Amerika kökenli bu bitkinin içerdiği ryanodin adlı alkoloit Lepidoptera larvalarına temas ve mide zehiri olarak selektif etkiye sahiptir.</p>
<p>5. Kieselgur</p>
<p>Kieselalg&#8217;lerden elde edilen bu madde alg kireci adı altında Patates Mildiyösüne veya Patates Böceğine karşı kullanılr. Etkisi su çekme veya böceklerin solunum sistemini tıkamasına dayanır. Belirli koşullarda bitkiyi kuvvetlendirici olarak da etki edebilir.</p>
<p>6. Kaya Unu</p>
<p>Çeşitli zararlı böceklere karşı solunum sistemini (trakeleri) kapayıcı toz olarak kullanılır. Bu açıdan yararlı faunaya da etkilidir. İçerdiği silisyum nedeniyle kieselgur gibi bitkiyi kuvvetlendirici olarak da yararlı olabilir.</p>
<p>7. Metaldehit</p>
<p>Sentetik bir molluskisit olan bu maddeden elde edilen preparatlar tuzaklarda repelleni olarak kullanılır. Esas kullanım alanı sümüklüböceklerin savaşımında yoğunlaşmıştır. Temas ve mide zehiri olan maddedir.</p>
<p>8. Potasyum sabunu (Arap sabunu)</p>
<p>Meyve ağaçları ve sebzelerde yaprak bitlerine karşı kullanılan bu sıvı sabunun başarısı populasyon yoğunluğuna göre değişmektedir, etki süresi çoğunlukla kısadır.</p>
<p>9. Feromon preparatları</p>
<p>Dişi böceklerin erkekleri cezbetmek için kullandıkları feromonlar kısmen sentetik olarak üretilmekte ve özel tuzaklarda elma iç kurdu, salkım güvesi gibi zararlılara karşı populasyon yoğunluğunun tahmininde kullanılmaktadır. Bağ salkım güvesine karşı son yıllarda &#8220;şaşırtma tekniği&#8221; alanında daha yaygın bir kullanım alanı bulmuştur. Feromon preparatlarını içeren tuzaklarda erkek bireyler yakalanmakta ve böylelikle bu zararlının üreme şansı azaltılmaktadır. Bu preparatlaryalnızca tuzaklarda ve yayıcılarda kullanım için izinl idirler.</p>
<p>10. Bacilus thuringiensis (BT)-Preparatları</p>
<p>Bu bakteri meyveci likte, özellikle bağcılıkta, Lepidoptera larvalarına karşı selektif etki göstermektedir. Patates böceğine karşı da uygulanmaktadır. Yönetmelik sadece genetik olarak modifiye edilmemiş (90/220/EEC&#8217;ye uygun) bakteri preparatlarının kullanımına izin vermiştir.</p>
<p>11. Böceklerde granül oluşturan virüs preparatları</p>
<p>Elma iç kurduna karşı kullanılan bu preparatlar diğer meyve iç kurtlarına karşı da denenmektedir. Preparatlar İsviçre&#8217;de Madeks ticari adıyla tanınmaktadır. Kullanılan preparatın genetik olarak modifiye edilmemiş (90/220/EEC&#8217;ye uygun) olması şarttır.</p>
<p>12. Bitkisel ve hayvansal yağlar</p>
<p>Hayvansal yağların ekolojik tarımda kullanımları enderdir. Buna karşılık kolza ve neem bitkilerinden hazırlanan yağlı preparatlar, kısmen kükürdün de eklenmesiyle kırmızı örümceklerin kışlık yumurtalarına karşı başarıyla kullanılmaktadır. Yönetmelikte yapılan yeni düzenleme ile nane, çam ve kimyon yağlarının insektisit, akarisit olarak kullanımlarına izin verilmiştir.</p>
<p>13. Parafin yağları</p>
<p>Bu mineral yağlar ekolojik tarımda insektisit ve akarisit olarak zararlıların kış yumurtalarına karşı kullanılmaktadır. Bu maddeler yumurtaların üzerinde bir film tabakası oluşturarak onların hava ile temasını engellemektedir.</p>
<p>14. Azadirachta indica&#8217;dan elde edilmiş azadirachtin esaslı preparatlar.</p>
<p>A. indica&#8217;nın tohumlarının ekstraksiyon ile elde edilen azadirachtin ideal bir insektisitin özelliklerine sahiptir. Tropik ve subtropik bölgelerde yaşayan 200&#8242;den fazla ısırıcı böcek türüne etkili olduğu tesbit edilmiştir. Yararlı bözeklere ve sıcakkanlılara toksit etkisi bulunmamaktadır. Preparatlar ABD&#8217;de Margosan O ve Azatin EG ticari adlarıyla tanınmaktadır. Yönetmelik azadirachtin&#8217;in kullanımını sadece tohum, vejetatif üretim materyali üretmek amacıyla yetiştirilen ana bitkiler ve süs bitkileriyle sınırlanmıştır.</p>
<p>15. Nicofiana tabacum ekstraktları</p>
<p>N. tabacum&#8217;un sulu ekstraktlarının insektisit olarak kullanılmasına izin verilmiştir. Yönetmelik bu ekstraktın sadece subtropikal meyve ağaçları (Portakal, Limon) ve tropikal meyve ağaçları (Muz)&#8217;ndaki yaprak bitlerinin savaşımı amacıyla kullanılabileceğini belirtmektedir. Uygulamaya uzman kurum veya personelin kontrolu şartı ile 31 Mart 2002 tarihine kadar müsade edilmiştir.</p>
<p>16. Piretroidler (Sadece Deltamethrin veya Lambdacyhalothrin)</p>
<p>Bu sentetik piretroidlerin insektisit olarak özel cezbediciler ile birlikte tuzaklarda sadece Bactrocera oleae ve Ceratitis capitata&#8217;ya karşı kullanılmasına izin verilmiştir. Uzman personel tarafından uygulanması şarttır.</p>
<p>17. Mineral yağlar</p>
<p>Yönetmeliğe yapılan ilaveler sonucunda insektisit olarak sadece meyve ağaçları, bağ, zeytin ve tropikal ürünlerde (Muz) kullanılmasına 31 Mart 2002 tarihine kadar izin verilmiştir. Uygulamanın uzman kurum veya personel tarafından kontrolu gereklidir.</p>
<p>18. Jelatin</p>
<p>Insektisit olarak kullanımı mümkündür. Fakat ne şekilde kullanılabileceği hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir.</p>
<p>19. Diamonyumfosfat</p>
<p>Cezbedici olarak sadece böcek tuzaklarında kullanımına izin verilmiştir.</p>
<p>Kuvars kumu*</p>
<p>Böceklere repellent (kaçırıcı) etkisi bulunması nedeniyle kullanıla bilmektedir.</p>
<p>Hidrolize proteinler**</p>
<p>Cezbedici olarak kullanılmaktadırlar. Yönetmeliğin ek liste II, kısım B&#8217;deki belirtilen diğer preparatlarla kombinasyonu sadece uzman kişilerin yetkisindedir.</p>
<p>Hastalık Etmenlerine Karşı</p>
<p>20. Propolis</p>
<p>Balmumundan elde edilen ve fungisit özelliklere sahip olan bu maddenin etki mekanizması açık değildir. Önemli bir kullanımı da yoktur.</p>
<p>21. Kükürt</p>
<p>Toz veya ıslanabilir toz formunda, kullanım alanı çok geniş olan bir fungisittir. Ayrıca akarisit ve repellent (kaçırıcı) etkisi de mevcuttur. Etki mekanizması canlıların solunum sisteminde yer alan terminal oksidasyon basamağında oksijenle rekabete girmesine dayanır. Ekolojik tarımda esas olarak Külleme etmenlerine karşı kullanılır.</p>
<p>22. Bakır bileşikleri</p>
<p>Bakır bakır oksiklorid, bakır sülfat ve bakır oksit esaslı preparatlardır. Bağda yapılan gözlemler neticesinde direkt etkisinin yanında epidermis hücrelerinin uyarılması ile dayanıklı hücre çeperlerinin oluşmasına da neden olduğu belirlenmiştir. Yeni düzenleme ile bakırlı preparatların kullanımına uzmaıı kurum veya kişilerin kontrolu altında uygulama yapılması şartı ile 31 Mart 2002 tarihine kadar izin verilmiştir</p>
<p>Not; Bakır kulianımındaki bu kısıtlama, 2002 yılından sonra yılda hektara maksimum 8 kg olmak kullanmak üzere değiştirilmiş, ulusal yasa ve etiket standartlarına göre bu miktarın daha az olabileceği öngörülmüştür.</p>
<p>23. Sodyum silikat</p>
<p>Silisik asidin sodyum tuzu olan bu madde &#8220;su camı&#8221; adıyla da anılır. Etkisi yaprak epidermisine silisyum birikimi sağlamasına dayanır. Kükürt ile birlikte Bağ Küllemesine karşı çiçek öncesi ilaçlamalarda kullanım alanı bulmuştur.</p>
<p>24. Sodyum bikarbonat.</p>
<p>Kabartma tozu olarak daha iyi tanınan bu maddenin çeşitli fungal hastalıklara karşı (son yıllarda özellikle bağ hastalıklarına karşı) kullanıldığı veya denendiği görülmektedir.</p>
<p>25. Lecithin</p>
<p>Fungisit olarak kullanımı mümkündür. Fakat ne şekilde kullanılabileceği hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir.</p>
<p>26. Potasyum permanganat</p>
<p>Fungisit ve baktenisit olarak sadece meyve ağaçları, zeytin ve bağda kullanımı mümkündür. Uygulamasına yönelik detaylı bilgiler mevcut değildir.</p>
<p>27. Kireç-Kükürt bulamacı (Kalsiyum polisülfid)</p>
<p>Fungisit, insektisit ve akarisit etkisi bulunmaktadır. Kabuklu bitlere, özellikle San Jose kabuklu bitine ve şeftali yaprak kıvırcıklığı hastalığına, karalekeye karşı iyi kontrol sağladığı bildirilmektedir. Yönetmelikte yapılan düzenleme ile sadece meyve ağaçları, zeytin ve bağda kış mücadelesi amacıyla uygulanması mümkündür.</p>
<p>Değişik Kullanım Amaçlı Madde ve Preparatlar</p>
<p>Balmumu *</p>
<p>Budama yaralarını kapatmak amacıyla kullanımı mümkün olmaktadır.</p>
<p>Etilen*</p>
<p>Yeşil olarak hasat edilen muz vb. ürünlerin sarartılması için kullanılabilmektedir.</p>
<p>Potasyum alum (Kalinit)*</p>
<p>Muz meyvesinin pazara ulaşması için geçen sürede erken olgunlaşmasını engellemek amacıyla kullanılabilir.</p>
<p>(= Bazı üye ülkeler tarafindan bitki koruma maddesi olarak mütalaa edilmemişlerdir.)</p>
<p>Bu listede yer almayan ancak yine doğal kökenli olan kompost ekstraktları gibi maddelerin yakın bir tarihte ekolojik tarımda kullanılma şansı bulacağı sanılmaktadır. Bu ve bu gibi maddelerin çeşitli hastalık etmeni ve zararlılara karşı etkililiklerini saptamayı hedefleyen çok sayıda araştırma vardır ve bu araştırmalar ülkemizde de yapılmaktadır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/bitki-korumanin-genel-ilkeleri/" title="Bitki Korumanın Genel İlkeleri" rel="tag">Bitki Korumanın Genel İlkeleri</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekolojik-tarim/" title="Ekolojik Tarım" rel="tag">Ekolojik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik/" title="organik" rel="tag">organik</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-gubre/" title="organik gübre" rel="tag">organik gübre</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/" title="Organik Tarım" rel="tag">Organik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-urunler/" title="organik ürünler" rel="tag">organik ürünler</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tarim/" title="tarım" rel="tag">tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/topraksiz-tarim/" title="topraksız tarım" rel="tag">topraksız tarım</a><br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulresmi.info/bitki-korumanin-genel-ilkeleri-organik-tarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Organik Tarımda Bitki ve Tohum Seçimi</title>
		<link>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-bitki-ve-tohum-secimi/</link>
		<comments>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-bitki-ve-tohum-secimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 15:49:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[bitki seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bitki ve Tohum Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[ekim nöbeti]]></category>
		<category><![CDATA[Gübreleme]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar ve zararlılar ile mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarımda Bitki ve Tohum Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sulama]]></category>
		<category><![CDATA[Taşıma ve depolama işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[tohum seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı ot mücadelesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulresmi.info/?p=834</guid>
		<description><![CDATA[Organik Tarımda Bitki ve Tohum Seçimi nekadar iyi olursa verim ve üretim artışıda o kadar iyi olur. www.gulresmi.info]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Organik Tarımda Bitki ve Tohum Seçimi nekadar iyi olursa verim ve üretim artışıda o kadar iyi olur. www.gulresmi.info<br />
Ekolojik tarım geleneksel tarıma oranla daha az dış tarınısal girdilerin kullanıldığı ve daha çok biyolojik uygulamaların yer aldığı alternatif bir sistemdir. Her ülke ve hatta her bölge, ekolojik tarımı kendi koşullarına uygun olarak adapte etmektedir. Bununla birlikte, ekolojik tarımın;</p>
<p>Doğa ile uyumlu şekilde üretim yapmak<br />
Çevre ve insanlara olan zararı en aza indirmek<br />
Toprak verimliliğini korumak<br />
Elden geldiğince işletmenin kendi girdilerini kullanmasını sağlamak.<br />
Yenilenmesi güç olan kaynakların kullanımını düşük düzeye indirgemek gibi bir takım ilkelere dayandığı ifade edilmektedir. <span id="more-834"></span>Belirtilen ilkelere uygun şekilde üretim yapmada ana amaç, insanların doğanın üzerinde ve doğaya hükmedecek biçimde çalışmasını değil, aksine doğa ile beraber ve doğa ile uyum içinde görev yapmasını hedeflemektedir. Konuya bu yönden yaklaşıldığı zaman, ekolojik tarımı endüstriyel amaçlı tarımdan veya geleneksel üretim yöntemlerinden,<br />
Toprak işleme ve değerlendirme<br />
Hastalıklar ve zararlılar ile mücadele<br />
Gübreleme<br />
Yabancı ot mücadelesi<br />
Sulama<br />
Taşıma ve depolama işlemleri<br />
Ekim nöbeti gibi özellikler açısından ayırt etmek gerekmektedir.<br />
Görüldüğü gibi, ekolojik tarımda hastalıklar ve zararlılar ile mücadele hayli önemli bir konudur. Ancak ekolojik tarımda bu mücadele uygulamalarını geleneksel tarımda olduğu gibi, başlı başına bir bölüm olarak dikkate almamak gerekmektedir. Zira, ekolojik tarımda, kendi kendine şifa bulmak prensibi geçerli olduğundan, kültür bitkilerinin sağlığını ve mukavemet gücünü teşvik eden ve ekosistemleri zararlı organizmaların aleyhine doğru değiştiren önlemler göz önüne alınmaktadır. Geleneksel tarımda olduğu gibi, üretimde sağlıklı materyal kullanmak ve bu konuya gerektiği kadar özen göstermek ekolojik tarımın da temel adımlarından birisidir.</p>
<p>Burada sağlıklı üretim materyali seçimi bitki ve tohum seçimi başlıklarında ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir.</p>
<p><strong>Bitki Seçimi</strong></p>
<p>Bitkisel üretim alanındayetiştirilecek kültürbitkisinin seçiminde,</p>
<p>Yetiştirilecek bitkinin ekolojik istekleri ile tarım yapılacak olan bölgenin ekolojik faktörlerinin uyum içinde olması,<br />
Üretimi yapılacak olan bitkinin verim ve kalite gibi nitelikler yönünden arzu edilen özelliklere sahip olması,<br />
Üretilecek bitkinin biyotik veya abiyotik etkenlere dayanıklılık göstermesi gibi bazı faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Bu faktörler arasında çeşitli nedenlere bağlı olarak birine öncelik vermek olasıdır.<br />
Bir yörede üretilecek bitkinin sağlıklı yetişebilmesi için öncelikle bitki- çevre ilişkisini iyi saptamak gereklidir.Bilindiği gibi, bitkiler en yüksek performanslarını kendi anavatanlarında yada buraya yakın özellikleri taşıyan alanlarda ortaya koyarlar. Diğer bir deyişle, bitkiler yetişme bölgelerindeki ekosisteme uyum sağlamışlardır. Bitkileri bazı nedenler ile (plansız yerleşim, arsa parselasyonları, orman tahribi, bilinçsiz mera kullanımı, yanlış arazi kullanımı, maden tesisi, hızlı sanayileşme, ekonomik amaçlar vb.) kendi anavatanlarının dışında yetişmeye zorlamak, yeterli ürün elde edememek ve bitkileri hastalıklar ile zararlılara daha duyarlı hale getirmek gibi sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Örneğin. Akdeniz Bölgesi nde kıyı şeridindeki turunçgil tarım kuşa iç kısımlara kaydırılması bazı bitki koruma sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Gerçekıe. bitki çeşitleri arasında seçim yapmak çok çeşitli bitki topluluklarının gen merkezi olan ülkemizde hayli kolay olabilir. Ülkemiz çok serin geçen kışlara yada aşırı kuraklığa dayanabilen bazı buğday çeşitlerini, çok geç vada erken çiçek açan meyve türlerini, hastalıklara ve kirece dayanıklı asma çeşitlerini sinesinde barındırmaktadır. Bu nedenle bitkilere uygun yerler aramak verme, tarım alanları için uygun olan bitki türlerini eya çeşitlerini seçmek daha kolay ve olanaklıdır. Nitekim, bu düşünce çerçevesi içinde örneğin. Aydın ilinin incir, Bursa il nin şeftali. Samsun ve Izmir illerinin ise tütün üretimi için ideal yetişme ortamları ve uygun tarım alanları oldukları benimsenmiştir</p>
<p>Diğer yandan: üretilmesi istenen bitkinin varyetesi. tipi. verim ve kalite özellikleri gibi faktörler de bitki seçiminde etkilidir. Bu durum çoğunlukla üretimde ekonomik açıdan değer taşımaktadır ve amaca göre önemi değişiklik gösterebilmektedir.</p>
<p>Üretilecek olan bitkilerin seçiminde önemli olan diğer bir konu ise, hastalıklara yada zararlılara veya bazı çevre faktörlerine dayanıklı çeşitlerin saptannıasi ve üretimde kullanılmasıdır. Kültür bitkileri uygun ekolojilerde yetiştirilmelerine ve gerekli üretim uygulamaları yapılmalarına rağmen hastalıklar veya zararlılardan tamamen an olamazlar. Hatta, bazı hastalıkların birçok bitki koruma yöntem ile kontrol edilemediği durumlar söz konusudur. Ayrıca, kimyasal sas aşımın insaiı. hayvan ve çevre sağlığını olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Bu nedenlerle. son yıllarda dayanıklı çeşit yetiştirilmesi ve bunların üretimde kullanılması daha güncel hale gelmiştir. Hastalıklara. zararlılara. don ve kurağa dayanıklı çeşit yetiştirme çoğu kez ekonomik olmaktadır. Dayanıklı yada sağlıklı bitki yetiştirmede yararlanılan yöntemler hakkında aşağıda özet bilgiler verilmektedir.</p>
<p><strong>Dayanıklı Çeşit Elde Etme</strong></p>
<p>Bir bitkinin çeşitleri arasında hastalıklara duyarlılık yönünden ayrıcalıklar bulunduğu ilk kez M.Ö. 370-286 yılları arasında yaşayan Theophrastus tarafından kaydedilmiştir. Bu tarihten sonra değişik bitkilerde farklı hastalıklara karşı dayanıklı olan çeşitler üreticilere sunulmuştur. Bitki hastalıklarının önlenmesinde dayanıklı çeşitlerin seçimi ve kullanılması en ucuz, kolay, güvenli ve etkili yoldur. Iletim demetinde hastalık yapan etmenler, pas hastalıkları etmenleri, virüsler vb. gibi diğer önleııı yöntemleri ile yeterli olarak kontrol edilemeyen veya hiç bir savaşım yolu bulunmayan patojenlere karşı dikkate alınması gereken tek yöntem dayanıklı çeşit kullanımıdır. Dayanıklı çeşit elde etmede genellikle 3 ana yöntemden yararlanılmaktadır:</p>
<p>Seleksiyon<br />
Mutasyon<br />
Kombinasyon (melezleme).<br />
Seleksiyon: Seleksiyon yönteminden yararlanarak yapılacak seçimlerde seçim yapılacak bitkisel materyalin mutlaka arzu edilen verim ve kalite özelliklerini taşıması gereklidir. Bu yöntem istenilen bu özellikleri taşıyan matervaller arasında hastalığın yoğun olarak görüldüğü yerlerde ve yıllarda özellikle yabancı döllenen türlerde hasta bitkiler arasından sağlıklı olanların aranıp seçilmesine dayanır. Ancak, seçilen bireylerin gerçekten hastalığa dayanıklı olup olmadığını yada tesadüfen patojenin enfeksiyondan kurtulduğunu ortaya kovahilmek için yapay epidemi ortamlarında yetiştirilmeleri ve incelenmeleri gereklidir. Bu ortamlarda da dayanıklılık gösteren bireylerin, patojenin virüleııt ırkının kulanıldığı yapay epidermilerde hastalanma durumlarına bakılmaktadır. Daha sonra, yapay epidemilerde olumlu bulunan bireyler, agronomik özellikleri arzu edilen nitelikte ise çoğaltılmakta ve üreticilere aktarılmaktadır. Ülkemiz, bir çok kültür bitkisinin ana vatanı olduğu için, seleksiyon yönünden geniş bir kaynak mevcuttur. Elde edilecek dayanıklı çeşitlerin kalite. verimlilik, piyasaya uygunluk vb. gibi özelliklerini de dikkate alarak kolay ve oldukça ucuz olan bu yöntemden yararlanmak mümkündür. Örneğin. A.B.D.&#8217; nde bulaşık alanlarda farklı çeşıtlerin yetiştirilmesi ile Fusarium solguııluğuna dayanıklı bireylerin seleksiyonu yapılmış ve başarı sağlanmıştır.</p>
<p>Mutasyon: Bazı mutagenik maddelerin kullanılması ile bitkilerde hem hastalık ve zararlılara hemde çevre şartlarına karşı dayanıklı mutanlar elde etmek mümkündür. Bazı durumlarda da üretim alanında meydana gelen doğal mutasyon nedeni ile dayanıklı bireyler ortaya çıkabilir. Mutasyona uğratılan veya mutasyon sonucu meydana gelen bireyler, daha sonra patojenin virülent bir ırkının kullanıldığı yapay epidemi ortamlarında yetiştirilerek dayanıklılık yeteneklerini sürdürme durumları açısından incelenmektedir. Bu aşamadan sonra, dayanıklılıklarını sürdüren bitki bireylerinin çoğaltılması gerçekleştirilir. Ancak bu yöntemin tüm bitkilerde başarılı bir biçimde kullanılarnadığı da ifade edilmektedir.</p>
<p>Kombinasyon: Bu yöntem melezlerne adı ile bilinmektedir. Kendine döllenen hitkilerde bazı karakterler oldukça sabittir. Yönteme göre ilk yapılacak işlem, agronomik özellikleri iyi olmasada konukçu bitkinin istenilen hastalığa dayanıklı olan hatlarını veya bireylerini belirlemek veya seçmektir. Dayanıklı hatlar yada bireyler saptandıktan sonra, bunların agronomik özellikleri istenilen düzeyde olan bireyler ile melezlenmesi çalışmalarına başlanılır. Elde edilen F1 melezleri kendi aralarında çaprazlanarak F2 melezleri ortaya çıkarılır. Daha sonra bu melezler arasında seleksiyon yapılarak, istenilmeyen özelliklere sahip hatlar deneme dışı bırakılır ve amaca uygun olanlar geriye doğru melezlenmek sureti ile homozigot hatlar veya bireyler elde ediler. İstenilen özellikleri taşıdıkları saptanan homozigot hatlar yada bireyler çoğaltılır ve üreticiye sunulur. Bu yöntem uzun süreli çalışmaları kapsamaktadır. Kombinasyon yönteminde bir çeşitin hastalığa dayanıklı kültür veya yabani formu kullanılabilir. Ayrıca türler veya cinsler arasında melezleme yapılmaktadır. Örneğin, marul mildiyösüne dayanıklı olan Lactuca serricola ile kültürü yapılan marul (Lactuca sativa) melezlenerek dayanıklı bireyler elde edilmiştir. Aynı şekilde, Brassica spp. ile Rııphanus spp. melezlenerek kök uru hastalığı etmenine (Plasmodiophora brassica) karşı dayanıklı bireyler (Raphano brassica) ortaya çıkarılmıştır.</p>
<p>Dayanıklı çeşit elde etme çalışmalarında, dayanıklılık üzerinde çevre koşullarının ve patojenin tipi (yaprak veya toprak patojeni) ile virülensinin önemli etkisi olduğu dikkate alınmalıdır. Örneğin, kara leke hastalığı etmenine (Venluria inaequalis) karşı Ereğli (Konya) dayanıklılık gösteren misket elma çeşiti, Kastamonu ve Amasya illerinde duyarlı olmaktadır.</p>
<p>Yapılan gözlemler ve denemeler sonucunda; ateş yanıklığı hastalığı etmenine Kieffer çeşiti armutların dayanıklı ve Santamaria ile Williams çeşitlerinin duyarlı oldukları, Amerikan asma anaçlarının filoksera&#8217; ya dayanıklı olduğu, üçyapraklı adlı anacın soğuk koşullara direnç gösterdiği, Demir elması çeşitinin kara teke hastalığı etmenine ve Vitis labrusca adlı türün külleme hastalığı etmenine dayanıklılık ortaya koyduğu belirlenmiştir. Diğer yandan, bazı sanayi domatesi çeşitlerinin (Sun 6229, Sun 6235, Shasta, Reliance, AG 2270, AG 2271, APTX 403, Centurion, XPH 12047 vb.) aynı anda Verticillium ve Fusarium gibi hastalık etmenleri ile nematot&#8217; lara karşı dayanıklık gösterdikleri ifade edilmektedir.</p>
<p>Özetlemek gerekirse,</p>
<p>Ortama patojenin yeni ırklarının bulaşması<br />
Patojenin yeni ırklarının oluşması<br />
Bitkinin yetiştirildiği ortamın koşullarındaki değişimler dayanıklılığı değiştirebilmektedir.<br />
Daha öncede belirtildiği gibi, dayanıklı çeşit elde etme özellikle diğer yöntemlerle önlenmesi güç olan veya hiçbir savaşım yolu bulunmayan hastalıklar için önem taşımaktadır. Burada üzerinde durulması gerken konu ise, belirli bir hastalığa karşı elde edilen dayanıklılığın geçerli olan agronomik ve pomolojik özellikler ile bir araya getirilmesi ve bunun sürdürülebilmesinin sağlanmasıdır.</p>
<p>Bitkilerde gerçek anlamda dayanıklılık, bitkinin genetik yapısı ile ilişkilidir. Dayanıklılık bazen bir veya bir kaç gen ile kontrol edilebilirken (monogenik veya oligogenik), bazen çok sayıda gen (poligenik) tarafından yönetilmektedir. Örneğin, lahana ve bezelyede Fusarium solgunluğu ve soğanda antraknoz hastalıkları etmenlerine karşı dayanıklılık bir yada birkaç gen tarafından idare edilmektedir. Buna karşın;pas. si külleme vb. hastalıklarda patojenlerin ırklar oluşturabilmeleri nedeni ile dayanıklılığın çok sayıda gen ile ilişkili olduğu ifade edilmektedir.</p>
<p>Bazı durumlarda, bitkilerin gelişme hızlarından veya vejetasyon sürelerindeki değişmelerden kaynaklanan geçici dayanıklılık ortaya çıkabilmektedir. Hızlı bir gelişme gösteren veya hızlı büyümesi teşvik edilen bazı bitki çeşitleriııde hastalık etmenlerine kalıcı olmayan bir dayanıklılık durumu söz konusudur. Örneğin, hızlı gelişen buğday çeşitlerinde sürıne hastalığı daha az görülmektedir. Bunun nedeni, sisternik olarak bitki gövdesinde ilerleyen fungusun miselinin büyüme hızının bitki gövdesinin gelişme hızına yetişemernesinden dolayı danelerin etmenin sporları ile dolamamasıdır. Bazen, bitkilerin ekim yada dikim zamanını erken veya geç döneme almak sureti ile bitkilerin duyarlı oldukları evre ile patojenin yoğun görüldüğü çevre birbirinden ayrılabilir. Bu durumda, bitkiler patojenlerin olduğu dönemde daha olgun ve gelişmiş dokulara sahip oldukları için biraz daha dayanıklı olurlar. Örneğin, tahıllarda erken ekim kara pas hastalığı etmenine, lahanalarda geç ekim külleme hastalığı etmeninin (Erysiphe cruciferarum) ve açıkta yetiştirilen domates ve biberlerde ise erken veya geç dikim stolbur (big bud) etmenine bu şekilde dayanıklılık ortaya koyabilmektedir.</p>
<p> <strong>Çapraz Koruma</strong></p>
<p>Karşı koyma veya Cross Protection adları ile de bilinen bir uygulama şeklidir. Burada, bir bitkinin bir patojenin virülensi az olan bir ırkı ile bulaştırılacak aynı patojenin virülent ırkına karşı korunması amaçlanmaktadır. Bu tip uygulamaların bazı bitki-patojen kombinasyonlarında denendiği ve başarılı sonuçlar alındığı görülmüştür. Örneğin; turunçgillerin Tristeza Virüsü, domates ve biber bitkisinin Tütün Mozayık Virüsü, kestanelerin Endothiaparasitica, bazı Solanaceae üyelerinin Pseudomonas solanacearum ve bir kısım tahılların Fusarium oxysporum adlı etmenlerin virülensi düşük ırkları ile değişik yöntemler kullanılarak inokule edildiğinde patojenlerin virulent ırklarının hastalık oluşturmadıkları saptanmıştır. Görüldüğü gibi, ekolojik sistem içinde kendi kendine bir şifa bulunması durumu bu uygulama ile mümkün olabilmektedir.</p>
<p><strong>Meristem Kültürü</strong></p>
<p>Bilindiği gibi, bitkilerde meristem devamlı olarak bölünebilme yeteneğine sahip olan hücrelerin oluşturdukları dokulardır. Bu dokuların sayesinde bitkiler yeni hücre ve organlar kazanarak büyürler. Meristem kültüründe esas, meristemin bir kaç yaprak taslağı ile izole edilerek uygun bir besi ortamına yerleştirilmesi ve tam bir bitki elde edilmesidir. Bu yöntem, özellikle hastalıklar ile bulaşık olan bitkilerden hastalıksız bireyler elde etmek amacı ile yaygın olarak kullanılabilmektedir. Hastalıklı bitkilerde patojenler, geç dönemlere kadar hızla bölünerek çoğalması nedeni ile meristeme ulaşamamaktadırlar. Yani, diğer bir deyişle hastalıklı bitkilerin meristem kısımları patojenler ile bulaşık değildir. Bu özellikten yararlanarak patates, şekerkamışı, bezelye, karnabahar, çilek, muz, turunçgiller, süs bitkileri vb. birçok bitki türünde meristem kültürü aracılığı ile virüssüz ve solgunluk hastalıkları etmenlerini (Fusarium spp. ve Verticillium spp.) içermeyen bitkiler ortaya çıkarmak mümkündür. Meristem kültürü, son yıllarda termoterapi (sıcaklıkla iyileştirme) ile birleştirilerek hastalıksız bitkiler elde edilmesi, bitki ıslahı, bitkilerin uzun süreli muhafazası ve klasik yöntemler ile üretilmesi güç yada yavaş olan bitkilerin hızlı üretimi amaçları ile kullanılmaktadır. Meristem kültürü sonucunda elde edilen hastalıksız üretim materyali, tamamen bulaşık bitkilerde yeni tesislerin kurulması için bir başlangıç yada stok materyali olarak değerlendirilmektedir.<br />
<strong>Tohum Seçimi</strong></p>
<p>Tohum bitkilerin kültüre alınmasından bu yana yararlanılan önemli tarımsal girdilerin başında gelmektedir. Zira bitkisel üretimde toprak işlemesi, sulama, gübreleme, mekanizasyon ve bitki koruma gibi uygulamalar en iyi şekilde yerine getirilseler bile, yeterli ürün elde edebilmek kullanılan tohumluğun niteliğine ve kalitesine bağımlı olmaktadır. Yeni bir bitki meydana getirebilen generatif veya vegetatif bitki kısımlarına genel anlamda tohumluk denilmektedir. Dikkat edilirse, bu kavramın içinde bitkisel üretimde kullanılan tohum, yumru, gövde çeliği, stolon ve rizom yer alabilmektedir. Uretime yüksek nitelikli tohumla başlamak, ürün ve kaliteyi garanti ettiğinden, başarılı bir yetiştiriciliğin ilk koşulunu kaliteli tohumluk oluşturmaktadır. Yüksek nitelikli tohum denildiği zaman çimlenme hızı, gücü ve vigoru yüksek, genetik özellikleri yönünden sat morfolojik özellikleri gelişmiş ve hastalıklar ile zararlılardan arındırılmış tohum anlaşılmaktadır. Ancak, son yıllarda bu özelliklere makina ile ekime uygun olma, hızlı ve homojen çıkış göstermesi, ekim zamanındayeterli nem içermesi ve kaplanmış olması gibi kriterlerde eklenmiştir.</p>
<p>Görüldüğü gibi yüksek nitelikli tohumda aranılan özelliklerden birisi de, bunların hastalıklar ve zararlılar yönünden temiz olmaları durumudur. Tohumların özellikle hastalıklar ile bulaşık olması halinde karşılaşılabilecek olumsuz etkileri aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:</p>
<p>Elde edilen ürün miktarının azalması<br />
Tohumun çimlenme yeteneğinin azalması veya kaybolması<br />
Bitki hastalıklarının ortaya çıkması ve yayılması<br />
Tohumlarda renk ve şekil değişmeleri<br />
Tohumlarda biyokimyasal değişmeler<br />
Tohumlarda toksin oluşması<br />
Diğer taraftan tohumlardaki mekanik zararlanma ile hastalık ve zararlı kavramlarını ayırt etmek gereklidir. Zararlanma bir tohumun bünyesinin (yapısının) fiziksel veya hayvansal etki ile hasar görmesidir. Orneğin; yara oluşması, mekanik hasar ve böcek zararı bazı zararlanma tipleridir. Hastalık ise bir tohumun normal yaşam fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyen yada bozan bir faktördür. Hastalık uygun olmayan ortam koşullarının (fizyolojik kökenli) doğrudan etkisi ile oluşabildiği, gibi patojenler (biyotik kökenli) nedeni ile de meydana gelebilir. Tohumlarda görülen hastalıklar ve zararlanmalar aşağıda verilen ana başlıklar altında toplanabilmektedir.</p>
<p>Tohumlarda genetik kökenli bozukluklar<br />
Tohumlardaki mekanik zararlar<br />
Tohumlarda böceklerin neden oldukları zararlar<br />
Fizyolojik kökenli tohum hastalıkları<br />
Patojenlerin neden oldukları tohum hastalıkları<br />
Tohumlarda diğer faktörlerin neden oldukları bozulmalar<br />
Bunlar arasında patojenlerin neden oldukları tohum hastalıkları. diğerlerine oranla daha fazla önem taşımaktadır. Günümüzdü çoğu bitkilerde de hastalık yapabilen 2400 adet mikroorganizma (virüs, bakteri, fungus vb.) 383 adet bitki cinsinin tohumlarında hastalık meydana getirebilmektedir. Son yıllarda yapılan ıslalı ve çeşit geliştirme çalışmaları sonucunda belirli hastalık etmenlerine karşı dayanıklı yada tolerant olan bazı türler elde edilmiş ve tohunıları ticari olarak satışa sunulmuştur. Bunlar arasında Fusarium oxysporum subsp. apli&#8217; ye dayanıklı kereviz. Helinihosporium maydis&#8217;e dayanıklı mısır, Helminthosporium oryzae&#8217;ye dayanıklı çeltik, Phytophthora infesians&#8217;a tolerant patates. belirli virüslere tolerant vada dayanıklı olan hıyar. kabak ve marul gibi bitkilerin tohumları yer almaktadır.</p>
<p>Patojenlerin yayılmalarını önlemek ve patojenlerin neden oldukları ürün kayıplarını en düşük düzeye indirebilmek için tohumlarda bulunan enfeksiyonları belirlemek gereklidir. Bunu için patojenleri saptamak amacı ile yapılan testlerde ana hedef, tohumlardaki etmenleri bulmak, teşhis etmek ve tohunıluğun hangi düzeyde bulaşık olduğunu saptamaktır. Bu sağlık testlerinde:</p>
<p>Kullanılacak yöntemin basit, ucuz ve hızlı olması<br />
Sonuçların bir örneği yansıtması<br />
Patojenin kolayca tanınabilmesi<br />
Yöntemin uluslararası kullanınıa uygun biçimde olması gibi özelliklerin bulunması istenmektedir.<br />
Günümüzde, tohumlardaki hastalık etmenlerinin saptanmasında yaygın biçimde kullanılan yöntemler aşağıda şematik olarak gösterilmektedir.</p>
<p>Üreticilerin kalitesi yüksek olan tohum alırlarken dikkat etmesi gereken konuları şu şekilde sıralayabiliriz;</p>
<p>Genetik olarak saf olduğu belli olan tohum alınması<br />
Paket içinde olan tohumun tercih edilmesi<br />
Paket üzerinde üretici firmanın markası, üretim yılı tohum miktarları veya adedi, çim lenme gücü vb. bilgilerin olmasına dikkat edilmesi<br />
Tohurnun ilaçlı olup olmadığının incelenmesi<br />
Tohumların üretime başlamadan 1-2 ay önce alınnıası<br />
Üreticilerin yalnızca kullanacakları miktarda tohumu alması<br />
Tohumların şekil, renk, temizlik vb. özelliklerine özen gösterilmesi<br />
Paket üzeriııde bazı tohum kaynaklı etmenlerden temiz olduğuna ilişkin bilginin olup olmamasını kontrol etme<br />
Üreticilerin satın aldıkları tohumlarda, üretim dönemi öncesi sağlık testleri yaptırmaları, onların güvenli üretim yapma şanslarını arttırmaktadır. Yapılan bir projenin bulgularına göre; sanayi domatesi çeşitlerine ait tohum örneklerinde bazı etmenler ile bulaşık olma durumu 1991 yılında % 60 iken, 1995 yılında bu değerin % 5-6 düzeyine inmesi, üreticilere bir dekar başına yaklaşık olarak 1500-2500 kg&#8217;lık bir ürün artışı sağlamıştır.</p>
<p><strong>Seçiminde Bitki Ekstraktlarından Yararlanma</strong></p>
<p>İnsan ve hayvanlarda olduğu gibi, bitkilerin de hastalık etmenleri ve zararlıların saldırılarından kendilerini korumak için bazı savunma sistemlerine sahip oldukları bilinmektedir. Bu sistemler diken gibi fiziksel engeller ile etmen yada zararlıların etkinliklerini engelleyen veya onlara toksik olan biyokimyasal maddeler arasında değişen bir dizin içinde yer almaktadır. Hastalık etmenleri ve zararlıların aktivitelerini etkiledikleri bilinen maddeler çok değişkendir ve bunların arasında genellikle amino asitler, şekerler, enzimler, fenol yapılı bileşikler, alkaloidler, saponinler, glukosinolatlar ve glikozitler bulunmaktadır. Bitkilerin savunma sistemleri ile ilişkili olabilen bu tip maddelerin ekstraksiyonu ve kullanılmaları bazı ürünlerin hastalık etmenleri yada zararlılara olan dayanıklılıklarını arttırmaya yardımcı olabilmektedir. Bitki ekstraktlarının etkilerinin daha çok bitkilerin yapısal yönden kuvvetlenmeleri ile bağlantılı olduğu ifade edilmektedir. Örneğin, bitki ekstraktları fungus miselyumlarının penetrasyonuna ve emici böceklere karşı dayanıklılığı arttırmakta yada etmen ve zararlıyı öldürmekten ziyade bunların saldırılarını önlemek amacı ile bitkinin kuvvetli bir biçimde gelişmesini teşvik etmektedir. Bazı bitki ekstraktları ticari preparatlar halinde satışa sunulmuş bulunmaktadır. Orneğin; B io-S değişik bitki ekstraktlarına ilaveten kükürt içeren bir preparat iken, Bio-Blatt adlı preparat soya fasülyesindeki lesitin adlı maddeyi yapısında bulundurmakta ve külleme hastalıklarının önlenmesinde kullanılmaktadır. Bununla birlikte, bitki ekstraktlarının iyileştirici etkiden çok koruyucu biçimde etkili olduğunu gözden uzak tutmamak gereklidir. Ayrıca, bitki ekstraktlarındaki etkin maddelerin çoğu aromatik yada suda erıyebilir nitelikli bileşikler oldukları için güneş ışığının etkisi ile hızlı bir şekilde yapısal değişme gösterebilmekte ve etkililiklerini yitirebilmektedir. Dığer yandan, bitki ekstraktlarının etkin liginde ekstraktın elde edildiği bitki materyalinin yaşı, olgunluk durumu ve üretildiği yöre de önemli bir faktördür.</p>
<p><strong> Ekolojik Tarımda Sağlıklı Üretim Materyali Seçimi</strong></p>
<p>İLKELER:</p>
<p>Doğa ile uyumlu şekilde üretim yapmak<br />
Çevre ve insanlara olan zararı en aza indirmek<br />
Toprak verimliliğini korumak<br />
Elden geldiğince işletmenin kendi girdilerini kullanmasını sağlamak.<br />
Yenilenmesi güç olan kaynakların kullanımını düşük düzeye indirgemek.<br />
AYIRICI ÖZELLİKLER:</p>
<p>Toprak işleme ve değerlendirme<br />
Hastalıklar ve zararlılar ile mücadele<br />
Yabancıot mücadelesi<br />
Taşıma ve depolama işlemleri<br />
Gübreleme<br />
Ekim nöbeti<br />
Sulama<br />
ANA HEDEF: Sağlıklı üretim materyali kullanmak</p>
<p>BİTKİ SEÇİMİ:</p>
<p>Yetiştirilecek bitkinin ekolojik istekleri ile tarım yapılacak olan yerin ekolojik faktörlerinin uyum içinde olması<br />
Üretimi yapılacak olan bitkinin verim ve kalite gibi nitelikler yönünden arzu edilen özelliklere sahip olması<br />
Üretilecek bitkinin biyotik veya abiyotik etkenlere dayanıklılık göstermesi. </p>

	Etiketler: <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/bitki-secimi/" title="bitki seçimi" rel="tag">bitki seçimi</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/bitki-ve-tohum-secimi/" title="Bitki ve Tohum Seçimi" rel="tag">Bitki ve Tohum Seçimi</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekim-nobeti/" title="ekim nöbeti" rel="tag">ekim nöbeti</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/gubreleme/" title="Gübreleme" rel="tag">Gübreleme</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/hastaliklar-ve-zararlilar-ile-mucadele/" title="Hastalıklar ve zararlılar ile mücadele" rel="tag">Hastalıklar ve zararlılar ile mücadele</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/" title="Organik Tarım" rel="tag">Organik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarimda-bitki-ve-tohum-secimi/" title="Organik Tarımda Bitki ve Tohum Seçimi" rel="tag">Organik Tarımda Bitki ve Tohum Seçimi</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/sulama/" title="Sulama" rel="tag">Sulama</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tasima-ve-depolama-islemleri/" title="Taşıma ve depolama işlemleri" rel="tag">Taşıma ve depolama işlemleri</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tohum-secimi/" title="tohum seçimi" rel="tag">tohum seçimi</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/yabanci-ot-mucadelesi/" title="Yabancı ot mücadelesi" rel="tag">Yabancı ot mücadelesi</a><br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-bitki-ve-tohum-secimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Organik Tarımda Yasal Uygulamalar Hakkında Geniş Bilgi</title>
		<link>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-yasal-uygulamalar-hakkinda-genis-bilgi/</link>
		<comments>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-yasal-uygulamalar-hakkinda-genis-bilgi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 20:24:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım yararları]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Tarımda Yasal Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[yasal uygulamalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulresmi.info/?p=816</guid>
		<description><![CDATA[Organik Tarımda Yasal uygulamalar hakkında geniş ayrıntı ve açıklamalara sitemizden ulaşabilirsiniz tek yapmanız gereken başlığa tıklamınız www.gulresmi.info]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Organik Tarımda Yasal uygulamalar hakkında geniş ayrıntı ve açıklamalara sitemizden ulaşabilirsiniz tek yapmanız gereken başlığa tıklamınız www.gulresmi.info</p>
<p>ORGANİK TARIMDA YASAL UYGULAMALAR<br />
4.1. Giriş<br />
4.2. Yönetmelik Çalışmaları<br />
4.3. Organik Tarım Yürütme ve İzleme Organları<br />
4.4. Organik Tarım Metodu’nun Genel Kuralları<br />
4.5. Organik Tarıma Başlama<br />
4.6. Kontrol ve Sertifikasyon Çalışmaları<br />
4.7. Organik Tarım Ürünlerinde Kullanılacak Logolar<br />
4.8. Organik Tarım Eğitim Çalışmaları<br />
4.9. Sözleşmeli Tarım<br />
4.10. Ekolojik Tarımda Proje Hazırlama ve Yönetim<br />
<span id="more-816"></span><br />
4.1. Giriş</p>
<p>Dünya ticareti 1970’li yılarda başlamış olan organik tarımdaki gelişmelere uygun olarak, Avrupa orijinli firmalar Türkiye’den organik ürün talebinde bulunmuş ve böylece 1984-1985 yıllarında kuru üzüm ve incirin organik olarak üretilmesi ile ülkemizde başlamıştır.</p>
<p>Türkiye’de 1990 a kadar sadece 8 üründe organik üretim yapıldığı halde 2000 yılında bu miktar 95 ürüne çıkmıştır. 1990 yılında 1.037 ha olan üretim alanı ise 2000 yılında 52.002 hektara, 1037 adet olan üretici sayısı aynı süre içinde 18.375 kişiye ulaşmıştır.</p>
<p>2000 yılı organik üretim miktarı kuru ve kurutulmuş meyveler ve tohumlarda 143.819 ton, yaş meyvelerde 20.940 ton, sebzelerde 4.200 ton, tarla bitkilerinde 38.416 ton, üzümsü meyvelerde 3.082 ton ve tıbbi bitkilerde 3.096 ton ve diğerlerinde ise 5.714 tondur.</p>
<p>4.2. Yönetmelik Çalışmaları</p>
<p>Gelir düzeyi yüksek ülkeler başta olmak üzere, birçok ülkelerde bilinçlenerek örgütlenen üretici ve tüketiciler, doğayı tahrip etmeyen yöntemlerle, insanlara toksak etki yapmayan tarımsal ürünleri üretmeyi ve tüketmeyi tercih etmeye başlamışlardır. Bu amaçla yeni bir üretim tarzı, konvansiyonel tarıma alternatif olarak konmuş ve değişik ülkelerde ekolojik veya organik tarım isimlerimle anılmıştır. Organik tarım Avrupa Birliği ve FAO tarafından alternatif üretim yöntemi olarak kabul edilmiş ve programlarına alınmıştır.</p>
<p>1972 yılında tüm dünyadaki organik tarım hareketlerini bir çatı altında toplamak ve düzenlemek amacıyla IFOAM ( Uluslararası Tarım Federasyonu) Teşkilatı kurulmuştur.</p>
<p>Türkiye’de Avrupa topluluğundaki gelişmelere uyum sağlamak üzere Tarım ve Köy işleri Bakanlığının çeşitli kurum ve kuruluşlarının işbirliği ile 18 Aralık 1994 tarih ve 22145 sayılı “ Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine ilişkin Yönetmelik” Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Organik olarak üretilen ve sertifikalandırılan ürünlerin ihracatı için gerekli düzenlemeler yapılarak 06 Ocak 1996 tarih ve 22515 sayılı Resmi Gazete yayımlanan İhracat Rejim Kararı ihracat Yönetmeliğinde Organik Tarım Ürünleri Sertifikaya Bağlı Kayda Tabi ürünler listesinde yer almıştır.</p>
<p>Organik ürünlerin taşınması ve pazarlamasında. 16/ 11/ 1997 tarihli ve 231 72 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Kodeksi Yönetmeliği ve 9/6/1998 tarihli ve 23367 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine dair Yönetmelik hükümlerine uyulur.</p>
<p>Organik tarımın Esasları ve Uygulamasına ilişkin Yönetmelik 11 Temmuz 2002 tarih ve 24812 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.</p>
<p>Bu yönetmelik, bozulan ekolojik dengeyi yeniden tesis etmek, bitki, hayvan ve insan sağlığını koruyan organik ürünler ve ürünlerin üretimi için kullanılacak girdilerin üretimini sağlamak, organik üretimi yurt genelinde yaygınlaştırmak, organik ürünlere talebi arttırmak, tüketiciye sağlıklı, kaliteli organik ürünler sunmak, organik ürün ve girdi ithalatını disipline etmek, organik ürün ihracatını geliştirmek amacıyla bitkisel, hayvansal ve su ürünlerinin ve bu üretimler için kullanılan her türlü girdilerin organik tarım metoduna uygun bir şekilde üretilmesi, işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması ve taşınması ile yurt içinde ve dışında pazarlamasındaki her aşamanın kontrolünün yapılması, sertifikalandırılması, denetlenmesi hususlarında uygulanacak esasları belirlemek maksadıyla hazırlanmıştır.</p>
<p>Yönetmelik kapsamında her türlü bitkisel ve hayvansal ürünler, su ürünleri ve girdilerin organik tarım metoduna uygun olarak üretilmesi ile orman ve doğal alanlardan organik tarım ilkelerine uygun olarak ürün toplanması, bu ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması, taşınması, yurt içinde ve dışında pazarlaması, kontrolü, sertifikalandırılması ve denetlenmesine ilişkin teknik ve idari hususlar bulunmaktadır.</p>
<p>4.3. Organik Tarım Yürütme ve İzleme Organları</p>
<p>Organik yürütme ve izleme organları; organik tarım komiteleri, organik tarım ulusal yönlendirme komitesi, organik tarım ulusal ticaret komitesi ve organik tarım proje ve araştırma ulusal komitesi olmak üzere dört bölümü içermektedir.</p>
<p>Organik tarım komitesi, Bakanlık Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığında; Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü ve Dış İlişkiler ve Avrupa Topluluğu Koordinasyon Dairesi Başkanlığından konu uzmanı teknik görevliler veya kuruluşları tarafından görevlendirilecek elemanlardan oluşur. Komite başkanlığı ve sekreteryası, Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu tarafından yürütülür.</p>
<p>Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesi; Bakanlık Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanı başkanlığında, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Orman Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, ihracatı Geliştirme Etüt Merkezi, Türk Ziraat Mühendisleri Odası, Veteriner Hekimler Konseyi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Derneği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, ihracatçı Birlikleri, sivil toplum örgütleri ile Komitenin toplantı gündemiyle ilgili görüşlerinin alınmasında yarar gördüğü kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşur. Olağan olarak yılda iki kez toplanır.</p>
<p>Organik Tarım Ulusal Ticaret Komitesi. Bakanlık, Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanı başkanlığında, Dış Ticaret Müsteşarlığının ihracat Genel Müdürlüğü, Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü ve Dış Ticarette Standardizasyon Genel Müdürlüğü, Gümrük Müsteşarlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi, ihracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri konu uzmanları, Tüm Gıda İthalatçıları Derneği, Tüm Gıda İhracatçıları Derneği, Komitenin toplantı gündemiyle ilgili görüşlerinin alınmasında yarar gördüğü kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşur. Olağan olarak yılda dört kez toplanır.</p>
<p>Organik Tarım Proje ve Araştırmaları Ulusal Komitesi; Bakanlık, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü başkanlığında, toplantı gündemine göre, Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesi üyesi kuruluşların araştırma ve proje birimleri, Bakanlığa bağlı araştırma enstitüleri, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu, Ankara Üniversitesi Avrupa Topluluğu Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Üniversitelerin ilgili fakültelerinin organik tarım konusunda uzmanlaşmış temsilcilerinden oluşur. Olağan olarak yılda iki kez toplanır.</p>
<p>4.4. Organik Tarım Metodu’nun Genel Kuralları</p>
<p>A11 Temmuz 2002 tarih ve 24812 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yönetmelikte belirtilen kurallara uymak kaydıyla tüm ülke sathında organik tarım metodu uygulanabilir. Bu konuda aşağıdaki koşullara uyulur.</p>
<p>A1. Karayolları Genel Müdürlüğü ağındaki ana yollara, 1 Km. mesafedeki tarım arazilerinde organik bitkisel üretim yapılamaz.</p>
<p>A2. Ağır sanayi tesisleri, reaktör, hidrolik ve termik enerji santrallerine, maden işletmelerine, kentsel atıkların toplu olarak bırakıldıkları alanlara 3 Km. mesafedeki tarım arazilerinde organik tarım yapılamaz.</p>
<p>A3. Burada bahsedilen hususlar dışında, çevre kirliliğinden şüphe duyulan alanlarda organik tarım yapılıp yapılmayacağına, konu uzmanlarının raporu istenerek kontrol ve /veya sertifikasyon kuruluşu tarafından karar verilir.</p>
<p>Organik tarım, sözleşmeli tarım esasına dayanır. Sözleşme; Bakanlığın, 1/8/1998 tarihli ve 23420 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan, Sözleşmeli Tarımsal Ürün Yetiştiriciliği ile ilgili Usul ve Esaslar Hakkındaki Tebliğ hükümetlerine göre sözleşmeli müteşebbise yaptırılır.</p>
<p>Organik tarım, bir kontrol ve /veya sertilikasyon kuruluşunun denetiminde yapılır.</p>
<p>4.5. Organik Tarıma Başlama</p>
<p>Organik tarım metoduyla üretim yapmak isteyen herhangi bir müteşebbis bir kontrol ve/veya sertifikasyon kuru başvurur.</p>
<p>Kontrol ve /veya sertifikasyon kuruluşu, başvuruda bulunan müteşebbisin organik tarım metoduyla üretim yapıp yapmayacağına karar verir.</p>
<p>Uygun bulunan müteşebbis, kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu ile sözleşme yapar. Müteşebbis, organik tarım faaliyetini bireysel olarak yapabildiği gibi, bir proje dahilinde de yapabilir. Kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu, müteşebbis ister bağımsız, ister proje dahilinde olsun, müteşebbise bir kot numarası verir. Bu kod numarasını, her türlü sözleşmenin bir örneğini ve sözleşme yaptığı müteşebbislerin listesini, gereği için Komiteye, bilgi için de,organik tarımın yapılacağı İl veya İlçe Tarım Müdürlüğüne en geç bir ay içinde bildirmek zorundadır. ilçe Tarım Müdürlüğü, kendisine bildirilen müteşebbisi derhal kayıt altına alır ve il Tarım Müdürlüğü, Proje ve İstatistik Şube Müdürlüğüne bildirilir. Kod numarası, Komitece hazırlanacak ve kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşlarına bildirilecek kodlama sistemine göre verilecektir.</p>
<p>Orman alanlarından ürün toplayan müteşebbis, ürün toplamadan önce, Orman Bakanlığından izin almak zorundadır. Bu izinle, bir kontrol ve / veya sertifikasyon kuruluşuna başvurarak, alanın ürün toplamaya uygun olup olmadığını tespit ettirir. Uygunluğu durumunda sözleşme imzalar. Doğal alanlardan ürün toplayan müteşebbis, ürün toplamadan önce, bu alanların mülkiyetinin veya kullanma hakkının ait olduğu makamdan izin almak zorundadır. Bu izinle, bir kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşuna başvurarak, alanın ürün toplamaya uygun olup olmadığını tesbit ettirir. Uygunluğu durumunda sözleşme imzalar.</p>
<p>Su ürünleri üretimi yapacak müteşebbis, kamuya ait alanda üretim yapacaksa. ilgili kurumdan gerekli izinleri alır. Bu izinle bir kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşuna başvurarak, alanın su ürünleri yetiştiriciliğine uygun olup olmadığını tesbit ettirir. Uygunluğu durumunda sözleşme imzalar.</p>
<p>Komite ve İl Tarım Müdürlüğü, Proje ve İstatistik Şube Müdürlüğü, kendisine bildirilen müteşebbisi organik tarım metodu uygulayan müteşebbis olarak kayıt altına alır. Kayıt altında olmayan her türlü müteşebbis organik tarım faaliyetinde bulunamaz.</p>
<p>4.6. Kontrol ve Sertifikasyon Çalışmaları</p>
<p>Organik tarım kontrollü ve sertifikaya bağlı bir üretim faaliyetidir. Ülkemizde organik tarım faaliyetlerini yönetmelik uyarınca Bakanlığımızdan yetki almış özel organlar tarafından yapılmaktadır. Kontrol iki aşamadan oluşur. Bunlardan birincisi müteşebbis kontrolüdür. Komite bu yetkiyi kontrol ve/ veya sertifikasyon kuruluşuna devreder. İkincisi ise, kontrol ve/ veya sertifikasyon kuruluşunun kontrolüdür. Kontrolyel veya sertifikasyon kuruluşunun kontrolü ve denetlenmesi yetkisi Komiteye aittir. Her iki kontrolün de güvenirliği açısından Komite gerekli görür ise, kendisinin veya bir kontrol ve/ veya sertifikasyon kuruluşunun yaptığı bir kontrolü, Tarım İl Müdürlüğü, Proje ve istatistik Şube Müdürlüğünde çalışan organik tarım uzmanına, başka bir kontrol ve /veya sertifikasyon kuruluşuna, kontrolöre veya uygun göreceği uzman kişi veya kuruma yeniden kontrol ettirebilir veya denetleme yetkisi verebilir. Kontrol yetkisi verilen kuruluşlar veya kontrolörler yetkilerini başka bir kurum ve/veya kuruluşa veya kişiye devredemez.</p>
<p>Ülkemizde kontrol ve/veya sertifikasyon faaliyetinde bulunmak isteyen yerli veya yabancı özel veya resmi kuruluşlar Bakanlık bünyesinde bulunan Organik Tarım Komitesine başvurur. Komite tarafından gerekli incelemeler yapıldıktan sonra uygun bulunan kuruluşlara 3 ay içinde kontrol ve /veya sertifikasyon izni verilir.</p>
<p>Bugüne kadar 7 yabancı ve 1 adet Türk firmasına kontrol ve sertifikasyon faaliyetinde bulunma izni verilmiştir.</p>
<p>Ülkemizde, BCS-ÖKO GARANTİE, İMO, ECOCERT, SKAL, INAC, BİO AGRİCOOP yabancı kontrol ve sertifikasyon firması, EKOTAR yabancı kontrol firması ve ETKO ise Türk kontrol ve sertifikasyon firması olarak faaliyet göstermektedir.</p>
<p>Organik olarak üretilen tarımsal ürünler ihraç edilirken 06 Ocak 1996 tarih ve 225 15 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İhracat Rejim Kararı “ve buna bağlı “İhracat yönetmeliğine” göre her ihraç edilen parti için kontrol organından bir ihracat sertifikası alınmakta ve bunu İhracatçı Birliklerine ibraz ettikten sonra ürünün ihracatına izin verilmektedir.</p>
<p>4.7. Organik Tarım Ürünlerinde Kullanılacak Logolar</p>
<p>11 Temmuz 2002 tarih ve 24812 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğe göre organik tarımsal ürün veya organik tarımsal madde üreten ve pazara sunanlar ambalâj logo kullanmak zorundadırlar. Bu logoları üzerinde bulundurmayan ürünler organik olarak iç ve dış pazara sunulanlar, reklam ve tanıtım yapılamaz ve bu kelimeler veya kısaltmalarıyla patent için başvuramazlar.</p>
<p>Bu logoların bulunduğu etiketleri, Bakanlık kendi basar veya bastırır. Etiketi kullandırma yetkisi Bakanlık yetkili organı Komiteye aittir. Bu logo, bu Yönetmelik hükümlerine göre üretimi yapılmış ham madde, yarı mamul veya mamul tarımsal organik üretim maddelerine, Bakanlığın yetki verdiği kontrol ve /veya sertifikasyon kuruluşlarınca müteşebbislere vererek kullandırılır.</p>
<p>Üretimin niteliği, ebadı ve ambalajın türüne göre logo örneklerinden biri kullanılır. Logoların çapı, 20 mm den küçük 40 mm den büyük olamaz. Verilen renkler dışındaki renkler ve tonlar kullanılamaz. Logolarda kullanılacak renkler Yeşil, mavi, siyah ve beyazdır.</p>
<p>4.8. Organik Tarım Eğitim Çalışmaları</p>
<p>Ülkemiz, organik tarım konusunda son yıllarda hızlı gelişme göstermiştir. Bulunduğu coğrafik konum, iklim ve toprak yapısı, ürün çeşitliliği, tarımda çalışan nüfusun fazla olması gibi faktörlere bağlı olarak uygun bir yapı göstermektedir. Ülkemizdeki organik tarım hareketinin sağlıklı gelişmesini desteklemek amacıyla 1992 yılında İzmir&#8217;de E.Ü. Ziraat Fakültesi bünyesinde Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) kurulmuştur.</p>
<p>Bu derneğin amacı; organik tarımın tanıtılmasına, yayılmasına ve bu konuda bilimsel araştırmaların yapılmasına çalışmak, organik tarım konusunda faaliyette bulunan kişi, kurum ve kuruluşlara yardımcı olmak, organik ürünler için iç pazar oluşturmak, sertifikasyon ve teftiş çalışmalarında organizasyon desteğinde bulunmak,üretim, işletme ve pazarlama aşamalarında ortaya çıkan tüm sorunların çözümünde ilgili yerli ve yabancı, özel ve tüzel, kişi ve kuruluşlar ile ilişkilerde bulunmak, inceleme yapmak, rapor düzenlemek ve kamuoyunu aydınlatmaktır.</p>
<p>Organik tarım dalında faaliyet gösteren kişilerin bilimsel niteliklerinin geliştirilmesine yardımcı olacak her türlü konferans, sempozyum, seminer, toplantı ve inceleme gezilerini destekler ve kurslar açar. Organik tarıma uygun tarım politikaları, yönetmelikler geliştirir ve uygular, organik ürünlerin iç ve dış piyasaya yönelik tanıtımını sağlamak ve tüketimini teşvik etmek amacıyla çalışmalarda bulunur.</p>
<p>Tarım ve Köy işleri Bakanlığının Yatırım Programı kapsamında Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü için bir proje geliştirilmiştir. Bu proje ile tüm ülke çapında organik tarım ürünlerinin yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, ihracatçı taleplerini karşılamak, ürün çeşit ve miktarını arttırmak ve bunların yönetmelik esaslarına göre yapabilmek için eğitim çalışmalarına başlanmıştır. Bu eğitim çalışmalarıyla gerek çiftçiyi gerekse kontrol firmalarının faaliyetlerini denetleyecek düzeyde bilgi sahibi olacak Bakanlık elemanlarının ve kontrol firmalarında ihtiyaç duyulan yeni kontrol adaylarının eğitimleri sağlanmıştır.</p>
<p>1997 yılında başlayan eğitim çalışmaları İl Müdürlüğümüz, ETO Derneği ve E.Ü. Ziraat Fakültesinin ortak çalışmalarıyla gerçekleştirilmiştir. Bugüne kadar düzenlenen kurslarda bakanlık personeli ile çeşitli kuruluşlarda çalışan ve işsiz ziraat mühendisi olmak üzere toplam 548 ziraat mühendisi eğitilmiştir. Ayrıca 81 ilin Çiftçi Eğitim ve Yayım ile Proje ve istatistik Şube Müdürlerinin eğitimleri de gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Organik Tarımın Kontrolü ve Yaygınlaştırılması Projesi kapsamında eğitim çalışmaları yer yıl teknik eleman düzeyinde gerçekleştirilmektedir.</p>
<p>4.9. SÖZLEŞMELİ TARIM (SÖZLEŞMELİ TARIM TEBLİĞİ UYGULAMASI)</p>
<p>Sözleşmeli tarım veya sözleşmeli çiftçilik, tarımsal üretim yapan çiftçilerle bunların ürünlerini satın alacak özel veya tüzel kişiler arasında “sözleşme”ye dayalı bir üretim şeklini ifade etmektedir.</p>
<p>Sözleşme üretici ve üretilecek ürünü alacak alıcı arasında yapılır. Üretici belirli bir genişlikteki arazisini bu ürüne tahsis edeceğini veya belirli miktarda ürünü alıcıya teslim edeceğini taahhüt eder. Buna karşılık alıcı belirli giderleri ( tohum, fide, fidan, gübre, ilaç vb.) ve gerekli teknik bilgiyi üreticiye vermeyi ve üretilen ürünü belirli fiyatlardan almayı</p>
<p>taahhüt eder.</p>
<p>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, sözleşmeli tarımsal üretimin düzenlenmesi amacıyla bir tebliğ yayınlamıştır. 1 Ağustos 1998 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Sözleşmeli tarımsal</p>
<p>Ürün Yetiştiriciliği İle İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğe göre aşağıda belirtilen hususların sözleşmede yer alması zorunludur.</p>
<p>A1. Tarafların adı ve unvanı, faaliyet gösterdikleri ve ikamet ettikleri yerin açık adresi</p>
<p>A2. Sözleşmeye konu ürünün cinsi, çeşidi, muhtemel teslim miktarı, teslim yeri, şekli ve zamanı, ürünün üretimi için kullanılacak yöntem veya yöntemlerle ilgili olarak hazırlanan ve ürünün yetiştirilmesi ile ilgili faaliyetlerin plan ve bilgileri, muhtemel hasat ve kesim tarihi tartım yeri ve nakliye ile ilgili temel hususlar, bu faaliyet ile işlemlerin sorumluluklarının ait olduğu özel ve tüzel kişilerin belirlenmesi.</p>
<p>A3. Üretimin yapılacağı yer, ürüne ait var ise “Türk Standartları Enstitüsü” standardı veya alıcı tarafından belirlenecek kalite normları, ürünüm muhtemel satış fiyatı ile ürün bedelinin ödeme zamanı ve şekli, taksitli ödemelerde ödeme planına göre uygulanacak faiz oranları.</p>
<p>A4. Üretim faaliyetlerinin başlangıcından ürünün teslim ine kadar olan dönemlerde, her ürün ve üretim faaliyetlerinin kendi özellikleri gereği olarak, üretimin her evresinde gerekli olacak ana madde, yardımcı madde, malzeme ve teçhizat gibi girdilerin, nakdi avansın veya işletme kredilerinin; birim fiyatı, tutarı, temin şekli, teslimi, ödeme şekli ve zamanı.</p>
<p>A5. Ürünün , sözleşme yürürlükte kaldığı süre içerisinde üçüncü kişilere satılamayacağı.</p>
<p>A6. Teslim edilecek ürünün sözleşmede yer alan normları dışında; ticari değerini etkileyecek herhangi bir şekilde hatalı, hileli, bozuk, çürük. hasta, başka ürünlerle karışık, deforme olmayacağı.</p>
<p>A7. Sözleşme ile belirlenen miktarın yalnızca alıcıya satılabileceği ve alıcının sözleşmeye uygun olarak belirtilen ürünü satın almak zorunda olduğu.</p>
<p>A8. Üretim yerlerinin, üretimin her safhasında, alıcı veya alıcı tarafından tayin edilen kimselerce kontrol yetkisinin bulunduğu.</p>
<p>A9. Üretici veya üreticinin resmen vekil tayin ettiği kişi veya kişilerin üretim süresince üretime nezaret etme zorunda olduğu.</p>
<p>A10. Üretimin yapılacağı yeri belgelemek için üretimin yapılacağı yere ait tapu senedi veya kira sözleşmesi ile kadastro planı veya çaplı tasarruf belgesinin yoksa alıcının kabul edeceği bir belgenin bir örneğinin sözleşmeye ekli olması.</p>
<p>A11. Ürünün, sözleşmede gösterilen üretim yeri dışındaki bir yerde üretilmiş ürünlerle karıştırılamayacağı.</p>
<p>A12. Alıcı tarafından sözleşme karşılığı yapılan üretim faaliyetleri ile ilgili her türlü girdi ve nakdi avansın bu sözleşmeli üretimin yapılacağı Yerin dışında kullanılamayacağı.</p>
<p>A13. Don, kuraklık, deprem, sel, kasırda gibi doğal afetlerin ilgili resmi makamlardan alınacak raporlar ile belgelendirilmesi halinde ise üreticiden tazminat talep edemeyeceği, grev, lokavt. işletmede meydana gelen önemli teknik arıza veya iflasın ilgili resmi kuruluş raporu ile belgelendirilmesi halinde ise üreticinin, alıcıdan tazminat talep edemeyeceği</p>
<p>A14. Üretimden teslime kadar olan tüm safhalar için kabul edilebilir toplam fire miktarının belirtileceği.</p>
<p>A15. Üretimin ekolojik tarım esaslarına veya entegre mücadele programlarına uygun olarak yapılıp yapılamayacağı.</p>
<p>A16. Sözleşmenin noterde yapılması durumunda noter masraflarının alıcı tarafından ödeneceği.</p>
<p>A17. Bitkisel üretimin, Tarım müdürlüklerince önerilen münavebe planına uygun olarak, hayvansal ve su ürünleri üretiminin Bakanlıkça belirlenen esaslara göre yapılacağı.</p>
<p>A18. Ürün kalitesinin belirlenmesi için numunenin, hangi esaslara göre alınacağı.</p>
<p>A19. Sözleşmede yer alan taahhütlerden herhangi birisine uyulmaması halinde taraflarca hangi mahkemelerin ve icra müdürlüklerinin yetkili olarak kabul edildiği,</p>
<p>Taraflar, yukarıda belirtilen genel hükümlere aykırı olmayacak şekilde sözleşmeye özel hükümler koyabilirler Bu genel hükümlere aykırı hükümler geçersizdir.</p>
<p>Üretici ve alıcının anlaşması halinde sözleşmeye esas ürünler Tarım Sigortası kapsamında sigorta ettirilir.</p>
<p>Ürünün, ödemeye esas fiyatı. üretici ve alıcı arasında serbest piyasa prensipleri çerçevesinde yapılacak anlaşmaya göre belirlenir.</p>
<p>Ürünün alıcıya teslimi sırasında , sözleşmeyle belirlenen ödemeye esas satış fiyatına göre hesaplanan ürün bedelinden alıcı tarafından üreticiye borç senedi ile verilen ayni ve nakdi avanslar düşülür. Aradaki fark, sözleşmede belirtilen ödeme planına ve şekline uygun olarak alıcı tarafından üreticiye ödenir.</p>
<p>Taraflar, bulunması zorunlu olan hükümler ve koymak istedikleri özel hükümleri içeren bir sözleşmeyi yazılı olarak iki suret düzenlerler. Bunun bir sureti üreticide bir sureti de alıcıda kalır. Devlet desteği olan Projeli Üretim faaliyetlerinin söz konusu olduğu durumlarda sözleşme üç suret olarak düzenlenerek bir sureti alıcı tarafından ilgili kuruluşun Müdürlüğüne verilir.</p>
<p>Sözleşmede yer alan taahhütlerden herhangi birisine, bir tarafın uymaması halinde, iddia sahibi taraf, Tarımsal Üretim Sözleşmesinin bir örneği ile İl veya İlçe Tarım Müdürlüğü’ne başvurarak, durumun tespit edilmesini talep eder. Tarım Müdürlüğünce görevlendirilen iki kişiden az olmayan bir heyet, durumu yerinde inceleyerek bir rapor düzenler. Bu raporun bir örneği ilgiliye verilir, Aslı Tarım Müdürlüğü’nce saklanır. Durumun bu şekilde tespitinden sonra taraflar mevcut soruna müştereken bir bir çözüm bulamazlar ise durumu yargıya intikal ettirirler. Yapılacak işlem sözleşmede belirtilen yargı organlarının kararına göre belirlenir.</p>
<p>Anlaşmazlık halinde, sözleşmenin yapıldığı yerdeki mahkemeler, icra daireleri yetkili ve görevlidir. Üretim hangi ilçe sınırları içerisinde yapılıyorsa o ilçenin İlçe Tarım Müdürlüğü görevli ve yetkilidir.</p>
<p>Üretilen ürünün miktarı sözleşmede belirtilen Muhtemel Teslim Miktarından % 25ine kadar az olması halinde alıcı için tazminat hakkı doğmaz.</p>
<p>Sözleşmedeki teslim miktarından fazla üretilen ürünün alıcı tarafından alınmaması halinde de üretici tazminat talep edemez.</p>
<p>EKOLOJİK TARIM ÜRÜNÜ YETİŞTİRİCİLİĞİ SÖZLEŞMESİ (ÖRNEK)</p>
<p>4.10. Ekolojik Tarımda Proje Hazırlama ve Yönetim</p>
<p>Ekolojik tarım, tarımsal üretimin çevreye zarar vermeden gerçekleştirildiği alternatif bir tarım yöntemidir. Ülkelerin kullandıkları ana dillerine göre Ekolojik talim aynı zamanda Organik tarım ve Biyolojik tarım olarak da adlandırılmaktadır.</p>
<p>Ekolojik tarım ile kimyasal tarımı ayıran özelliklerin başında, ekolojik tarımın sahip olduğu temel ilkeler gelir.</p>
<p>Bu ilkeler;</p>
<p>1. Doğa ile uyumlu şekilde üretim,<br />
2. Kapalı sistem tarım,<br />
3. Ürün münavebesi.</p>
<p>İşte bu nedenlerden dolayı, ekolojik tarımda alternatif tarım teknikleri ve ilkelerinin gerçekleştirilmesini sağlamak için üretimin belirli bir proje kapsamında yürütülebilmesi gerekmektedir. Ayrıca, yürütülen ekolojik üretim projesinin kontrolü ve sertifikasyonu zorunludur. Bu nedenle, öncelikle ekolojik tarımda yer alan bu kavramları ve işlevlerini tanımlayalım.</p>
<p>Danışman: Ekolojik üretimin gerçekleştirilmesinde bilgi ve deneyimleri ile değişik aşamalarda katkıda bulunan ve yol gösteren kişi ve kuruluşlara verilen genel isimdir.</p>
<p>Kontrol: Gerçekleştirilen ekolojik üretimin kurallarına uygunluğunu araştıran. bu amaçla üretici dosya bilgileri, arazi ve işletme denetimlerinin yapılmasını kontrol eden kişiye kontrolör denilmektedir.</p>
<p>Sertifika: Ekolojik yöntemler ile üretildiği ileri sürülen ürünün kontrolör tarafından kabul edilmesi durumunda, adı geçen ürünün ekolojik olduğunu gösteren ve ilgili kuruluşlarca düzenlenen bir belgedir.</p>
<p>İşte, danışman ekolojik olarak üretimi söz konusu olan ürünün projelendirilmesi, kontrole hazırlanması ve sertifikasyonun gerçekleşmesini sağlamak üzere çalışmalarını belirli bir çerçeve içerisinde yürütür. Bu çalışmalar üretici ile birlikte arazi üzerinde olduğu gibi, satın alımı gerçekleştiren tüccar, işletici ve ihracatçı ile birilikte koordine edilmesi gerekmektedir. Sistemin ve ekolojik ürü nün güvenilirliğini sağlamak için üretimden ihracata kadar her aşamanın çok açık bir şekilde olması ve belgelendirilmesi gerekmektedir. Kimyasal üretimde yer almayan bu konuların belirli bir eğitim çalışması ile birlikte ilgili kişilere verilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Yapılması gerekli işlemleri aşama aşama şu ana başlıklar altında toplamak mümkündür;</p>
<p>Arazi:</p>
<p>Ekolojik konum,<br />
Projeye uygunluk,<br />
Toprak verimliliği,<br />
Geçmiş yıllar tarım faaliyetleri,<br />
Plan/ kroki,<br />
Kodlama,<br />
Ekolojik üretimin gerçekleştirilmesi planlanan arazi üzerinde, danışman tarafından arazinin ekolojik üretime uygunluğu incelenir. Yoğun bir çevresel kirliliğin ve dolayısıyla arazi ya da üretimi söz konusu ürüne bulaşma riskinin mevcut olduğu yörelerde ekolojik üretim belirli önlemler altında mümkün olabilir ya da söz konusu olamaz.</p>
<p>Arazi üzerinde yapılan fiziksel incelemelerde ekolojik üretim mümkün görülür ise yöntemine uygun olarak alınacak toprak örneklerinde toprak verimliliğine yönelik analizler yaptırılır. Gerek arazideki mevcut kirlilik hakkında bilgi edinmek ve gerekse ekolojik tarıma geçiş döneminin belirlenebilmesi için arazi sahibinden adı geçen arazide geçmiş yıllarda uygulanan tarımsal işlemler hakkında bilgi alınır. Arazinin kolay teşhis edilmesini ve diğer tarımsal arazilerden ayırımını sağlayacak plan ya da krokisi çizilir.</p>
<p>Arazi üzerinde yapılan incelemeler, toprak analiz sonuçları ve üreticiden alınan bilgiler ekolojik tarım yapısına uygun ise, adı geçen arazinin belirli bir sistem içerisinde kodlaması yapılır. Bu kodlama, o araziden elde edilecek ekolojik ürünün her aşamada izlenebilmesi açısından gereklidir.</p>
<p>Üretici:</p>
<p>Projeye uygunluk,<br />
Mevcut tarımsal faaliyetler,<br />
Girdi kullanım ve depolama koşulları,<br />
İlaçlama ve toprak işleme ekipmanları,<br />
Ürün depolama olanakları,<br />
Hayvansal varlıklar,<br />
Dokümantasyon,<br />
Sözleşme,</p>
<p>Kodlama,<br />
Ürün etiketleme,<br />
Eğitim.<br />
Ekolojik tarımın daha doğrusu her türlü tarım sisteminin vazgeçilemez iki ana unsuru vardır. Bunlar; tarımsal üretimin gerçekleştirileceği alan(arazi) ve üretimi bizzat gerçekleştirecek üreticidir. İkinci unsur olan arazi üzerinde ekolojik tarım yönteminde ne gibi işlemler yapılması gerektiğini açıkladık. Şimdi üretici ile ilgili yukarıda maddeler halinde verilmiş olan işlemleri açıklayalım.</p>
<p>Üreticinin hali hazırda sahip olduğu tüm tarımsal faaliyetlerin açık bir şekilde bilinmesi gerekir. Bu şekilde o üreticinin projeye girişinden itibaren ileriki yıllara yönelik bütünsel bir üretim planlaması yapılabilir.</p>
<p>Bir üreticinin aynı yıl içerisinde farklı arazilerde farklı ürünleri ekolojik ve kimyasal üretimi söz konusu ise, tarımsal girdi kullanım çizelgesi çıkartılmalı ve bu girdilerin depolanma koşulları açık olarak belgelendirilmelidir.</p>
<p>Üreticinin sahip olduğu tarımsal araç parkının ekolojik tarıma yeterliliği incelenmelidir. Tüm ekipmanları kayıt altına alınmalıdır.</p>
<p>Hasat sonrası &#8211; satış öncesi süre içerisinde ürünlerin depolanacağı yerler incelenmeli, planlanmalı ve kayıt edilmelidir.</p>
<p>Ekolojik tarımın ana ilkeleri içerisinde yer alan kapalı tarımsal işletme (kendine yeterlilik) ilkesinin gereği, projede yer alacak tarımsal işletmelerin hayvansal varlığı oldukça ayrıntılı bir şekilde üretici dosyasına kayıt edilmelidir.</p>
<p>Arazi kodlanmasında olduğu gibi üretimin farklı aşamalarında gerekli olacak üretici kodlaması belirli bir sistem içeriğinde yapılmalıdır. Üreticiye ve bir önceki bölümde açıklanan araziye ait tam bilgi ve belgeler düzenli bir dosya içerisinde toplanır. Bu belgeler içerisinde üreticinin, Tarım ve Köy işleri Bakanlığının Ekolojik Tarım Yönetmeliğine göre üretimini gerçekleştirileceğini bildiren bir üretim sözleşmesi mutlak yer almalıdır.</p>
<p>Ekolojik tarım yöntemleri ile üretimi gerçekleştirilen ürün, hasat sonrası mutlak etiketlendirilmelidir. Bu etiket ürünün kime, hangi parsele ait olduğunu ve kimi diğer bilgileri içermelidir.</p>
<p>Gerek araziden ve gerekse üreticiden alınan tüm verilerin ekolojik tarıma yönlendirilebilmesi için, işlemin bir proje içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İşte bu proje kapsamındaki en önemli noktalardan bir tanesi de üretici ile birlikte gerçekleştirilecek sezon boyu eğitimdir. Bu eğitim arazi üzerinde olduğu gibi mevcut bilgi ve belgeler üzerinde ekolojik tarım felsefesinin iyi bir şekilde kavranabilmesine yönelik de olmalıdır.</p>
<p>Aracı, işleyici, ihracatçı:</p>
<p>Daha çok üretim sonrası ticari faaliyet alanı içerisinde değerlendirile bilecek bu birimlerdeki ekolojik ürünün akış kontrolü de en az arazi üzerindeki ekolojik ürünün üretimi kadar önemlidir. Aslında ekolojik tarım, üreticiden tüketiciye kadar bir bütünlük arz eder. Bu bölümlerde verilmek istenen her aşamada izlenmesi gerekli noktaların ayrı ayrı anlatımıdır.</p>
<p>Depolama koşulları,<br />
Girdi-Çıktı kayıtları,<br />
Üretici satın alım makbuzları,<br />
Ürün sevk irsaliyesi,<br />
Satış faturası,<br />
İşletme koşullarının uygunluğu,<br />
İşleme öncesi ve sonrası etiketleme,<br />
Sözleşme,<br />
İhracat sertifikası<br />
Ekolojik ürün, üretim sonrası bir aracı ile pazar akışını devam ettiriyor ise, bu aracı tarafından adı geçen ekolojik ürüne ait her türlü bilgi ve belgenin düzenli olarak dosyalanması gerekir. Bu belgelerde, o ürünün hangi üreticiye ait olduğu, ne zaman satın alındığı, miktarı, satın alım ve ambalaj şekli, nakliye şekli, eğer depolandı ise nerede ve hangi koşullarda depolandığı gibi tüm bilgilerin mevcut olması gerekir.</p>
<p>Adı geçen ekolojik ürün bir işleme gerektiriyor ise, bu işlemenin hangi koşullarda ve kim tarafından yapıldığı açık olarak izlenebilmelidir. Bu işletmede ne türlü işlemlere izin verilebileceği ve işletmenin uymakla yükümlü olduğu kurallar danışman tarafından işletme sahibine açıklanır ve gerekli iyileştirme koşulları belirli bir program içerisinde yürütülür. İşleme sonrası ürün, ihraç edilecek ise aynı şekilde ihracat aşamasında yapılması gerekenler düzenli olarak yerine getirilir.</p>
<p>Tüm bu açıklamaları ve ekolojik tarımdaki birimler arasındaki işbirliğini bir şema üzerinde göstermek istersek, ekolojik tarımda izlenmesi gereken sistemi daha iyi anlayabiliriz.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekolojik-tarim/" title="Ekolojik Tarım" rel="tag">Ekolojik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-nedir/" title="Organik Nedir" rel="tag">Organik Nedir</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/" title="Organik Tarım" rel="tag">Organik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim-yararlari/" title="organik tarım yararları" rel="tag">organik tarım yararları</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarimda-yasal-uygulamalar/" title="Organik Tarımda Yasal Uygulamalar" rel="tag">Organik Tarımda Yasal Uygulamalar</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/tarim/" title="tarım" rel="tag">tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/yasal-uygulamalar/" title="yasal uygulamalar" rel="tag">yasal uygulamalar</a><br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulresmi.info/organik-tarimda-yasal-uygulamalar-hakkinda-genis-bilgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Tarımda İlke ve Kavramlar Nelerdir</title>
		<link>http://www.gulresmi.info/ekolojik-tarimda-ilke-ve-kavramlar-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.gulresmi.info/ekolojik-tarimda-ilke-ve-kavramlar-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 20:19:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[eko nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik tarım nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik tarım yararları]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarımda İlke ve Kavramlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulresmi.info/?p=811</guid>
		<description><![CDATA[Ekolojik Tarımda İlke ve Kavramlar Nelerdir bu kavramlar ne işe yarar organik tarımın yararları hakında geniş bilgiye sitemizden ulaşabilirsiniz www.gulresmi.info Tuzak, Dağıtıcı ve Çekicilerde Kullanılabilen Maddeler: Diamonyum fosfat, metaldehit, feromo, sentetik piretroitler (sadece deltamethrin veya lambda cyhalothrin).]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekolojik Tarımda İlke ve Kavramlar Nelerdir bu kavramlar ne işe yarar organik tarımın yararları hakında geniş bilgiye sitemizden ulaşabilirsiniz www.gulresmi.info</p>
<p>EKOLOJİK TARIMDA İLKE VE KAVRAMLAR<br />
3.1. Ekolojik Tarım<br />
3.2. Ekolojik Tarımın İlkeleri<br />
3.2.1.Gübreleme ve toprak iyileştirmede kullanılabilecek maddeler:<br />
3.2.2Bitki zararlı ve hastalıkların kontrolünde kullanılabilecek ürünler:</p>
<p>3.1. Ekolojik Tarım</p>
<p>Günümüzde, çevre koruma, insan ve toplum sağlığı bilinci ülkelere göre farklı düzeylerde olmakla birlikte çok büyük gelişmeler göstermiştir. Çevre kirliliği denildiğinde genellikle hava kirliliği, endüstriyel atıklar, nükleer atıklar ses kirliliği gibi kirlilik konuları öncelikle akla gelmektedir. Fakat çevreyi sömüren ve kirleten, sentetik kimyasal girdileri çoğu zaman kontrolsüzce kullanan konvansiyonel tarımın yarattığı kirlilik, doğal dengenin bozulmasına neden olan etkileri, çevre kirliliği ve besin zincirleriyle tüm canlılara ulaşabilen hayati tehlike,<br />
<span id="more-811"></span></p>
<p>diğer kirlilikler kadar dikkat çekmemektedir. Entansif, yoğun tarım adlarıyla da isimlendirilen konvansiyonel tarım yönteminin amacı birim alandan en yüksek ürünü kaldırmaktır. Bu amaca ulaşmak için genellikle tek üründe uzmanlaşmış insanlar, monokültür tarım ve ürünü garanti altına almak için gittikçe artan oranlarda kullanılan sentetik mineral gübreler ve sentetik kimyasal tarım ilaçları tercih edilmiştir. Bunun sakıncaları zamanla ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Örneğin doğal dengenin bozulması, toprağın erozyona uğraması ile toprak kayıplarında nispi artışlar, toprakta organik madde ve humus yokluğu nedeniyle toprak mikroorganizma hayatının tahribi, toprak profilinde A horizonunun kaybı ve mineral toprak profilinin kalışı ve benzeri olaylar gösterilebilir. Sürekli monokültür, münavebenin gereği gibi yapılmaması, söz konusu ürünlere zarar veren hastalık ve zararlıların aşırı çoğalmalarına neden olmuş ve algınlar yaşanmıştır. Bu kez, mücadele etmek için bilinçli olarak kullanılmayan sentetik kimyasal pestisitler, bazı faydalı ırkların kaybolmasına neden olmuş ve biyolojik mücadele ortamı tahrip edilmiştir. Daha çok ürün amacı ile topraklar aşırı şekilde sentetik mineral maddelerle gübrelenmiştir. Bunlardan özellikle çabuk yıkanan azotlu gübrelerin yer altı sularına kadar ulaşmasıyla, hayvan ve insanlarda nitrat zehirlenmeleri görülmüştür.</p>
<p>Yetiştiricilikte ürünün kalitesi ikinci plana atılmıştır. Daha ekonomik ürün elde etmek için mekanizasyonun arttırılması ve özellikle bilinçsiz uygulamalar, toprağın canlı tabakasını yok etmiş ve hard-penler (sert tabakalar), toprakta sıkışmalar yaratarak erozyonu teşvik etmiştir. Görünüşte ekonomik gibi görünen üretim, aslında en kıymetli varlığımız olan toprağın canlı kısmının ölmesi veya akıp gitmesi ile bize çok pahalıya mal olmaktadır. Bu gibi örnekler tarımla uğraşan herkesin gördüğü ve çeşitlendirebileceği cinstendir. ABD’de pestisitlerle ilgili çok çarpıcı bir örneğe göre l950’den 1967’ye kadar pestisit kullanımı % 168 oranında artmıştır. Buna karşılık 1960 yılında pestisitlere dayanıklı 160 adet potansiyel zararlı türü bilinmekte iken bu sayı günümüzde yaklaşık %300 oranında artmıştır. Bunun anlamı, pestisitlere dayanıklı daha güçlü salgınlar yapabilecek zararlı biotiplerinin ortaya çıkışı ve doğal beslenme ortamlarının tahrip edilmesi nedeniyle kültür bitkilerine yönelen türlerin çoğalması demektir.</p>
<p>Yukarıda saydığımız koşullar karşısında gelir düzeyi yüksek ülkeler başta olmak üzere birçok ülkelerde bilinçlenerek örgütlenen üretici ve tüketiciler doğayı tahrip etmeyen yöntemlerle, insanlarda toksak (zehirli) etki yapmayan tarımsal ürünleri üretmeyi ve tüketmeyi tercih etmeğe başlamıştır. Bu amaçla yeni bir üretim tarzı, konvansiyonel tarıma alternatif olarak ortaya konmuş ve değişik ülkelerde Ekolojik veya Organik veya Biyolojik Tarım isimleriyle anılmıştır. Ekolojik tarım Avrupa Birliği ve FAO tarafından alternatif üretim yöntemi olarak kabul edilmiş ve programlarına alınmıştır.</p>
<p>Bu çerçevede Ekolojik tarımı ana hatları ile şu şekilde tanımlayabiliriz:</p>
<p>“Ekolojik tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal</p>
<p>dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini</p>
<p>içermekte olup, esas itibariyle sentetik kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kullanımının</p>
<p>yasaklanmasının yanında, organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın</p>
<p>muhafazası, bitkinin direncini arttırma, parazit ve predatörlerden yararlanmayı</p>
<p>tavsiye eden, bütün bu olanakların kapalı bir sistemde oluşturulmasını talep eden,</p>
<p>üretimde miktar artışı yanında ürünün kalitesinin de yükselmesini amaçlayan bir</p>
<p>üretim şeklidir.”</p>
<p>3.2. Ekolojik Tarımın İlkeleri</p>
<p>Ekolojik tarımda farklı bitkisel ve hayvansal ürünler için farklı üretim yöntemleri mevcut olup bunların ortak ilkeleri şunlardır:</p>
<p>1. Öncelikle, tarımsal üretimde, üretim ile ilişkili tüm faktörler ve olaylar bir bütün halinde dikkate alınmalı ve ekolojik üretim yapan tarım işletmesinin kendi kendine yeterliliği sağlanmalıdır. Bunun için toprak. bitki, hayvan ve insan arasındaki doğal döngünün doğal kökenli ham maddeler kullanılarak mümkün olduğunca işletmenin kendi içinden veya yakın çevresinden sağlanmasına gayret edilmelidir.</p>
<p>2. Tarımsal üretimle beraber ortaya çıkan ve yakın çevreden temin edilen tüm ham maddelerin ve diğer işletme girdilerinin çevreyi tehdit eden her türlü etkisi azaltılmalı veya bunlardan tamamen kaçınmaya çalışılmalıdır.</p>
<p>3. Toprağın iyileştirilmesi ve içindeki organizmaların korunması, beslenmesi sağlanmalı; toprak sömürülmemeli; tersine doğal verimliliği arttırılmalıdır. Bunu sağlamak için münavebe, organik gübreleme yapılmalı ayrıca uygun toprak işleme yöntemleri kullanılmalıdır.</p>
<p>Örneğin çiftlik gübresi ve/veya organik atıklar kullanılarak aerobik ortamda hazırlanan kompost amaca uygun bir şekilde kullanılır. Bundan başka kaya unları, alg ürünleri, diğer ilave maddeler kullanılabilir ve yeşil gübreleme yapılabilir.</p>
<p>Bu uygulamalarla toprağın biyolojik olayları teşvik edilerek bazı bitki besinleri dolaylı yoldan hareketli hale getirilmekte böylece bitkinin sağlıklı ve dengeli büyümesine ortam sağlanmaktadır.</p>
<p>4. Bitkilerin hastalıklar ve zararlılara karşı direnci bazı ek desteklemelerle arttırılmalıdır. Örneğin, çok yıllık bitkilerde, bitki altına ve/veya sıra aralamada yapılacak ekimlerin mevcut ekolojik ortama uygun ve dengeli karışımlar halinde hazırlanıp uygulanması, yapılacak münavebelerde karışımda baklagil miktarının yüksek tutulması, bitkisel üretim ve hayvancılığın kombine edilerek yapılması gibi uygulamalarla bitkilerin direnci arttırılabilir.</p>
<p>5. Bitki tür ve çeşitlerinin (keza hayvanların) seçiminde, üretim yapılacak yerin ekolojik koşulları ve bu koşullarda hastalıklara en az seviyede yakalanma olasılıkları dikkate alınmalıdır. Bunun yanında sağlıklı, dayanıklı tohum, fidan ve hayvan kullanılmalıdır.</p>
<p>6. Ekolojik tarımda, bitki sağlığı açısından yukarıda adı geçen ve etkileri uzun sürede görülebilen önlemler yanında erken uyarı sistemlerinin kullanılması</p>
<p>ve faydalı canlıların teşvik edilmesi de bitki koruma kavramının önemli bir parçasıdır.</p>
<p>Bu konuda zararlılarla mücadelede biyoteknik yöntemler (örneğin Bacillus thuringiensis preparatları, feromon tuzakları, faydalı akarlar v.b.) ve kültürel önlemler (örneğin yabancı otların toprak işlemeyle veya yakarak yok edilmesi, vb.) uygulanabilir. Eğer sorun ürünü tehdit edici boyutlara ulaşırsa o zaman bitkisel veya mineral kökenli özel maddeler ve preparatlar kullanılabilir.</p>
<p>7. Yukarıda anlatılan, toprak strüktürünü iyileştirici ve humus miktarını arttırıcı önlemlerle beraber toprağı koruyucu, enerji tasarrufu sağlayan, çalışılan verim koşullarına uygun toprak işleme yöntemleri uygulanmalıdır. Bunun için, toprağın yapısı ve koşullarına dikkat edilmeli, çizici aletlerle çalışılmalı, pulluk gibi toprağı devirerek işleyen aletlere mümkün olduğunca az yer verilmeli ve temel kural olarak gereğinden fazla sayıda toprak işlemeden kaçınılmalıdır.</p>
<p>8. İşletmedeki hayvanların sağlığının iyi, verimlilik kapasitesinin yüksek ve uzun ömürlü olması teşvik edilmelidir. Bunun için ağılların usulüne uygun olması, beslenmenin mümkün olduğunca işletmenin kendi ürünleri ve yem bitkileri ile sağlanması, yemlere kimyasal maddeler (antibiyotikler, kilo arttırıcı katkı maddeleri vb.) katılmaması, uygun ıslah çalışmaları ile istenen gelişmelerin temin edilmesine çalışılmalıdır.</p>
<p>9. Yetiştirilen hayvan sayısı kullanılan tarımsal arazi büyüklüğüne uygun olmalı ve bir hektar için gübre miktarı 170 kg/N/Ha/yıldan fazla olmamalıdır. Bu değere göre bir hektar arazide 2 adet inek veya sığır, 13,3 koyun veya keçi, 580 etlik piliç veya 230 yumurta tavuğu v.d. beslenebilir. Eğer barınak kullanılacaksa yönetmelikte belirtilen sayılarda kanatlı, büyük veya küçükbaş bulundurulabilir. Bununla beraber ekolojik tarım mevcut koşullara göre gereken çiftlik gübresi dışarıdan temin edilerek hiç hayvan beslemeden de yapılabilmektedir.</p>
<p>10. Bilindiği gibi tarımsal üretimde, verim ve kalite arasında ters bir orantı mevcuttur. Genel kural olarak ikisi arasında denge kurulmalıdır. Ancak ekolojik tarımda bu denge oluşturulur iken verimdeki artış ile birlikte ürün kalitesindeki artışta ihmal edilmemelidir.</p>
<p>11. Ekolojik üretim yapan tarım işletmesinde başta petrol olmak üzere fosil yakıtlar ve diğer enerji kaynakları optimum verimi sağlayacak düzeyde azami tasarruf kuralına uyularak kullanılmalıdır. Enerji kullanımında güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi doğal enerji kaynakları olabildiğince tercih edilmelidir.</p>
<p>12. Tarım işletmesi çok yönlü ve çekici bir şekilde düzenlenmelidir (Peyzaj düzenlenmeleri, meyve bahçeleri vb.). Bu amaçla dinlendirici etkiye sahip bir mekanın kurulması, bunun muhafazası ve uzun süreli faydalı üretim (sürdürülebilirlik) esas alınmalıdır.</p>
<p>13. Ekolojik tarım işletmeleri gelişme olanakları bulunan; üreticiye, çalışanlarına tatmin edici kazanç ve imkan sağlayabilen yeterlilikte olmalıdır. Ekolojik işletmede, işletme organizasyonu çok yönlü olduğundan dolayısıyla pazara farklı ürün çeşitleri sunulabildiğinden işletmecinin rizikosu azalmaktadır. Bunun yanında işletmede kullanılan enerji ve girdilerdeki azalma ekonomik avantaj sağlamaktadır.</p>
<p>14. Ekolojik tarımda kullanımı yasaklanan bazı maddeler şunlardır:</p>
<p>Sentetik kimyasal gübreler ve sentetik kimyasal ilaçlar.<br />
Depoda koruyuculuğu arttıran ve hasattan sonra olgunlaşmayı teşvik edici sentetik kimyasal maddeler.<br />
Bitki ve hayvan yetiştirmede hormonlar ve büyüme düzenleyici maddeler.<br />
15. Ekolojik tarım girdi kullanılmadan yapılan bir tarım şekli değildir. Kullanılacak girdiler yönetmelikte belirtilen maddeler olmalı veya ekolojik tarımda kullanma sertifikasına sahip ürünler olmalıdır. Örneğin; 1l Temmuz 2002 tarih 24812 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan yönetmelikte de ifade edildiği gibi, ekolojik olarak üretilmiş ürünlerin işlenmesi ve hazırlanması sırasında kullanılabilecek maddeler yanında, ekolojik tarımsal üretimde bitki besin maddesi olarak ve hastalık kontrolünde kullanılabilecek ürünler ve bunların kullanım koşulları belirtilmiştir. Buna göre;</p>
<p>3.2.1.Gübreleme ve toprak iyileştirmede kullanılabilecek maddeler:</p>
<p>Çiftlikte üretilen Organik Maddeler: Çiftlik gübresi, çiftlik sıvı atıkları (şerbet), kurutulmuş çiftlik gübresi ve dehidre kanatlı gübresi, kanatlı ve çiftlik gübresinden elde edilmiş kompostlar, bitki atıkları ve yeşil gübreler, saman, yaprak ve diğer bitkiler, fındık cüruf kompostu, bitki yaprakları ve diğer maddelerden yapılan kompostlar.</p>
<p>Diğer Organik Maddeler: Diğer kaynaklardan sağlanan sap ve saman kültür mantarı üretim artıkları bıçkı tozu, talaş, ağaç artıkları ve kabukları, talaş ve tahta parçaları, ağaç kabuğu kompostu, ağaç külü, deniz yosunları ve deniz yosunu ürünleri, kuş gübreleri, solucan ve böcek dışkıları, gıda ve tekstil endüstrisinden sağlanan organik yan ürünler, turta (torf, peat), gübre için bitki kaynaklı ürünler (ör; yağlı tohum küspesi, mait vs.), organik kentsel atıklardan yapılan kompost</p>
<p>Hayvansal Kaynaklı Ürün ve Yan Ürünler: Kan unu, tırnak ve boynuz unu, kemik unu (veya jel formu), balık unu, et unu, tüy, saç unu, yün kürkü, saç, süt ürünleri.</p>
<p>Mineraller ve Kakaçlar: Humat, ham hürnik asit tozu (Leonardit), Hürnik asit, alçı taşı (jips), tebeşir, doğal kalsiyum karbonat, yumuşak kaya fosfatı, krandalit, fosfolit, Alüminyum Kalsiyum fosfat, silvinit, karnalit, lagbenit, kainit, dolomit, epsomit, deniz yosunu esaslı fosil kayalar, tüf, kükürt, borat, kaya unu, demir sülfat, demir vermikulit, perlit, klinoptilolit, cüruf, sodyum klorür, şeker üretiminden elde edilen endüstriyel kireç, mikro elementler (eser maddeler) (kontrol organınca tanınmış)</p>
<p>Mikrobiyol Gübreler: Rhizodium bakterileri, azotlu bakteriler, azospirillum, Clostridium, mavi-yeşil algler, inikorizalar.</p>
<p>3.2.2Bitki zararlı ve hastalıkların kontrolünde kullanılabilecek ürünler:</p>
<p>Bitki ve hayvansal orijinli maddeler: Nem ekstraktı, hidrolize proteinler, lesitin, balmumu, jelatin, nikotin ekstraktı, nane ve kimyon yağı gibi yağlar, chrysanthemum cineria efolium’dan ekstrakte edilen doğal proteinler, quasria ekstraktı, retonone ekstraktı.</p>
<p>Biyolojik Zararlı Kontrolünde Kullanılacak Mikroorganizmalar:</p>
<p>Bakteri, virüs ve mantar gibi organizmalar (ör: Bacillus thuringiensis preparatları, granüler yapıda virüs preparatları</p>
<p>Tuzak, Dağıtıcı ve Çekicilerde Kullanılabilen Maddeler: Diamonyum fosfat, metaldehit, feromo, sentetik piretroitler (sadece deltamethrin veya lambda cyhalothrin).</p>
<p>Geleneksel Olarak Kullanılan Maddeler: Bakır hidroksit, bakır oksiklorür, bakır sülfat, bakır oksit, etilen, arap sabunu, kalinit, kalsiyum polisülfit, parafın yağları, mineral yağlar, potasyum permanganat, kuartz tuzu, kükürt, demir III ortofosfat.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/eko-nedir/" title="eko nedir" rel="tag">eko nedir</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekolojik-tarim/" title="Ekolojik Tarım" rel="tag">Ekolojik Tarım</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekolojik-tarim-nedir/" title="ekolojik tarım nedir" rel="tag">ekolojik tarım nedir</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekolojik-tarim-yararlari/" title="ekolojik tarım yararları" rel="tag">ekolojik tarım yararları</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/ekolojik-tarimda-ilke-ve-kavramlar/" title="Ekolojik Tarımda İlke ve Kavramlar" rel="tag">Ekolojik Tarımda İlke ve Kavramlar</a>, <a href="http://www.gulresmi.info/etiket/organik-tarim/" title="Organik Tarım" rel="tag">Organik Tarım</a><br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulresmi.info/ekolojik-tarimda-ilke-ve-kavramlar-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

